‘Ben de işçilikten geldim’

20200630_kemal_ozcan_2c5a2.jpg

Bu ara icraatlara kalkan demek moda oldu.

Serde millilik var ya, ne yaparlarsa yapsınlar ya paket diyorlar, ya da kalkan.

Ekonomik istikrar kalkanı, Yeni istihdam kalkanı, Sosyal koruma kalkanı, Fırat kalkanı gibi..

Sonuna bir de harekat ekleseler tam olurmuş.

Yeni istihdam kalkanı harekatı.

Asıl tehlike bu ama biz şimdilik kıdem tazminatına odaklandık.

Neyse saraydaki muktedir işçilikten geldiğini söyledi.

İnanın bu haliyle işçilikten geldiğini söylemesinden daha kötü bir şey yok.

Demirel’de çobanlıktan geldiğini filan söyler dururdu.

O nedenle işverenlerin ve çalışanların sorunlarına köklü çözümler getirmeye çalışıyormuş,

kıdem tazminatı konusu da bunlardan biriymiş.

Patronların sorunlarını çözdükleri doğru ama işçinin hangi sorununu çözmüşler merak ediyorum?

Bilmeyen de işçi babası filan zannedecek.

Sendikalara ‘neden kıdemi aranızda çözmüyorsunuz?’diye çemkiriyor.

Bir yaşıma daha girdim!

Sanki işçiler kıdemle ilgili sorunumuz var, bu kıdem bize fazla kaldıralım demişler sanki.

 ‘Aranızda çözün yoksa hükümet çözsün derseniz art niyet ararım!’

‘Kusura bakmayın biz buna alet olmayız!’diyor.

Amaçları işçilerin kıdem tazminatı hakkını, birilerinin insafına bırakmadan, kalıcı bir sisteme bağlamakmış.

Biz de yedik tabi!

Çözmezlerse ardından hainlik, Fetöcülük ve Pkk’ya yardım ve yataklık gelir diye düşünüyorum.

Eğer bir güzellik yapacaksan kıdem tazminatı tavanını kaldır!

Yılda 30 günlük ücret tutarında aldıkları tazminat gününü yükselt!

Yasayı geriye işleterek emeklilikte yaşa takılanlara yapılan haksızlığı çöz!

Taşerona kadro verdik dediğiniz devletin taşeronluğunu kaldır!

Özelleştirme adı altında satıp savdığınız kamu kurumlarından 4/C’ye geçen,

ve kağıt üzerinde 4/B yaptığınız işçilerin sorunlarını çözün de sizdeki iyi niyeti görelim.

18 yıldır hiçbir şey vermeden emekçilerin neyi var, neyi yok hepsini aldınız.

Yetmedi gözü kıdem tazminatına diktiniz!

Tayyip Erdoğan’ın ‘İşçiler bize tepki gösterir’ diyen bazı sendikacılara,

‘siz kabul edin ben işçileri ikna ederim’ dediği konuşuluyor.

Biz üstün ikna kabiliyeti olanları çok gördük, gittiler tarihin çöplüğüne.

Türk-İş başkanlar kurulu ‘Dokunma kıdemime, gideriz greve!’ uyarısı yaptı.

Çaresi yok usta! Tasarı meclise geldiği gün ‘Genel Grev’e çıkılacak!

Meclise geldiği gün OHAL ilan ederler artık!

Hani Tayyip Erdoğan patronlara şirin görünmek için,

‘işçiler greve çıkmasın diye OHAL ilan ettik’ demişti ya ondan dedim.

18 yıldır emeğe dair ne varsa gasp ettiler, son darbeyi de vurup süreci tamamlayacaklar.

Adına da tamamlayıcı emeklilik sistemi (TES) koydular..

Sanırsın ki mevcut hakların üzerine baya bir ekleme yaptılar da aradaki farkı bu sistemle tamamlayacaklar.

Mevcut hakları yarı yarıya düşüren, tamamıyla patronların kayırıldığı,

işçiye ise zerre kadar faydası olmayan sistemin yeni adıdır TES.

Baktılar bireysel emeklilik sistemi(BES) tutmadı, TES’i sürdüler piyasaya.

Allem edip, kallem edip çökecekler o paranın üstüne.

Biz ölene kadar güvencesiz bir şekilde, patronların oyuncağı olarak çalışmaya devam edeceğiz.

Pandemi bile durduramadı bu saldırıyı.

Fırsat bu fırsat kıdemden çalabildiğimiz kadar çalalım şeklinde bir senaryo yazılıyor.

Kazanılmış haklara dokunmayalım ama kazanılmamış hakkı ortadan kaldıralım gibi.

İlk olarak özel sektöre uygulayalım gibi.

Yani ölümü gösterip, bizi sıtmaya razı edecekler.

Cambaza bak ayakları yapıyorlar ve asıl turpun büyüğü heybede.

Herkes kıdem tazminatının fonuna odaklandı ama asıl tehlike Yeni İstihdam Kalkanı Paketinde gizli.

Bu tehlikeyi hiç konuşan yok!

Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi(TES) 2022’de devreye girecek.

Ancak Yeni İstihdam Kalkanı paketi önümüzdeki günlerde Meclis’e gelecek.

Bu paket, iş hukukuna ve Anayasa’ya aykırı olan esnek çalışmayı yaygınlaştıracak.

Öyle ki, 25 yaş altı ve 50 yaş üstü çalışanlar için sözleşmeli ve esnek çalışma modeli öngörüyor.

İşverenler, özellikle üniversiteyi yeni bitirmiş gençlerle 18-25 arası yaş grubunu bu şekilde çalışmaya zorlayacak,

50 yaş altı istihdamdan kaçmak için ise kıdem sıfırlaması yaparak 50 yaş üstüne yönelecek.

Tam zamanlı çalışanların kısmi zamanlı çalışmaya geçişi halinde,

oluşacak iş gücü açığının yeni istihdam yaratacağı belirtiliyor.

İş hukuku uzmanı avukat Dr.Murat Özveri,

‘1940'lı yıllarda 2. Dünya Savaşı’nı bahane ederek o zaman yürürlükte olan,

3008 Sayılı İş Yasası’nın işçiyi koruyan hükümlerini Milli Korunma Kanunu ile askıya almışlardı.

Şimdi de salgın gerekçesiyle ve İstihdam Kalkanı adı altında,

sanki işçileri koruyormuş gibi yaparak iş hukukunu askıya alma sürecini başlattılar’ dedi.

Evet işçileri koruyormuş gibi yaparak, iş kanununu askıya alacaklar!

Emeğinin karşılığını çalışırken bile alamayan insanların üç kuruşluk hakkına göz diktiler.

Cumhurbaşkanı çıktı, kendileri gündeme getirdikleri kıdem tazminatı için,

herkesin gözünün içine baka baka, ‘sendikalar anlaşsın gelsin’ diyor!

Yahu sendikaların böyle bir problemi yoktu ki.

Siz ortaya atıncaya kadar bir problem yoktu!

Genel greve gideriz diyen işçileri durdurmak için, topu sendikalara attı.

‘Bu işi kendiniz halledin!’ demek ne demek?

Tek amaçları işçinin kıdem tazminatına çökmek, gerisi hikaye..!

Uzun süredir yeni bir hak elde etmeyi unuttuk.

Millet olarak elimizdekileri korumak için mücadele vermek zorunda kalıyoruz.

Kıdeme saldırı sadece sendikalı işçileri ilgilendirmiyor.

Ücretli bir işte çalışan ya da çalışacak olan herkesi ilgilendiren bir mesele bu

Milyonlarca çalışanın en temel haklarından biri gasp edilmek isteniyor.

Hükümetin 18 yıldır değişmeyen gündemi kıdem tazminatı…

Her yıl farklı şekillerde kıdem tazminatının kaldırılması yönünde gündeme getiriliyor.

Kıdem tazminatı, işçiye bahşedilmiş bir yardım değil,

emeğinin karşılığında hak kazandığı ancak ödenmesi sonraya bırakılmış ücretidir.

Kıdem tazminatı işçinin boncuk boncuk alın teridir.

Kıdemle ilgili 17 milyon çalışan var.

Bu ülkede kıdemle ilgili olan insan sayısı 40 milyon.

Yani bu ülkenin yarısıyız biz.

Üzümü biz ezeriz, şarabı içen başkası.

Buğdayı eken biz, ekmeği çalan başkası.

Bazen tarlanın sıcağındayız, bazen kömürün karasında.

Zamansız ölürüz biz, yaşayan başkası.

Çalışanın, emekçinin birikmiş alın terine el koymak ne demek?

Ülkenin tüm kaynaklarını sattılar, parayı müşteri garantili betona yatırdılar, borç üzerine borç yaptılar,

şimdi de krizden çıkacak gelir kaynağı olarak kıdem tazminatımızı fonlamayı planlıyorlar.

Bu zor günler geçecek!

İktidarınızın sonunu işçi sınıfı getirecek!

Fabrikalardan, tarlalardan, madenlerden, üniversitelerden, yollardan yumruk olup sel gibi akacağız!

Her şey emeğin olacak!

Çaresi yok usta, kendi mezarınızı kazmak zorundasınız!

Yapacak bir şey yok, diyalektik ve tarihsel materyalizm böyle.

Karı patronlara veren, zararı işçilere ödeten bu sömürü düzeniniz yıkılacak!

İnsanların oyunu alabilirsiniz ama asla parasını alamazsınız!

Yol yakınken dönün bu hatadan!

‘Ben de işçilikten geldim, kazanılmış hakları korumak görevimiz’ diyor.

Öyle kazanılmış hakları korumak bizim görevimiz tuzağına düşmeden,

kazanılmış, kazanılacak, daha henüz kazanılmamış hakları korumak da bizim görevimiz.

Ayrıca kıdem tazminatı sadece özel sektörden kaldırılıyor, kamu çalışanları düzenlemeden muaf gibi söylentiler var.

Planın inceliğine bakar mısınız?

Türk-İş ve Hak-İş kamuda örgütlü ya güya onları susturacaklar.

Onlar da sarı öküzü verecekler.

Sakın bu alicengiz oyunlarına gelmeyelim!

Kıdem Tazminatı kırmızı çizgimizdir, bizim son kalemizdir.

Bizden sonrakilere hesap veremeyeceğimiz durumlara düşmeyelim.

Öyle bir ders verelim ki, iki de bir temcit pilavı gibi önümüze getirdikleri kıdem tazminatının K’sini bir daha ağızlarına alamasınlar.

Öyle bir ders verelim ki, genel karantina nasıl olurmuş gösterelim.

Eğer ‘neden kıdemi aranızda çözmüyorsunuz, anlaşın gelin?’ demeye başladılarsa, dönüş yakındır.

Hoş kalın, İnançla ve Dirençle kalın!

Kemal ÖZCAN-29/06/2020

Related Articles

d1391c5b14123.gif