Selanikli Udi Ahmet Efendi

20200713_unal_turkoz_9222e.jpg

    Sevgili okurlar,

    Müziğin, insanlar üzerinde ne denli olumlu etkileri olduğu artık bilinen bir gerçek…

Bu gerçeği, günümüzde herhalde bilmeyen yoktur diye düşünüyorum… Çok eski çağlardan beri, dünyanın pek çok yerinde, insanların müzikle tedavi edildiğini ve insanların, bu tedavilerin yapıldığı yerlerde sağlıklarına kavuştuklarını, ya en az bir kez olsun bir yerlerde duymuş veya en az bir kez olsun basında tesadüf edip okumuşsunuzdur sanırım…   

    Müziğin, insan ruh ve beden sağlığı üzerinde yarattığı olumlu etkilerin, bilimsel olarak ispat edildiği ve açıklandığı bir dünyada yaşıyoruz artık…

    Okumak ve spor yapmak gibi, güzel müzik dinlemenin de biz insanlar için bir gereksinim bir ihtiyaç olduğunu söylüyor uzmanlar…

    Müzik… Tabii ki evrensel… Peki. Hangi tür müzik veya müzikler, insan sağlığına olumlu etki sağlıyor acaba? Elbette ki, ruhumuzu dinlendiren müzik eserleri… Sanat değeri taşıyan ve dinlerken insanı kaygılandırmayıp onu rahatlatan, onu sakinleştiren müzik eserleri… Bu, Türk müziğimizin saz ve söz eserleri de olabilir, yabancı ülkelerin aynı nitelikteki müzik eserleri de… Yeter ki, biz onu dinlerken daha çok gerilmeyelim, sinirlenmeyelim, ama rahatlayabilelim, sakinleşebilelim… Müzik dinlemeye başlamadan önceki, üzerimizdeki gerginliğin, sıkıntının, kısacası o an ki olumsuz ruh halinin, müzik dinledikten sonra ortadan kalktığını veya en az kendimiz de hissedilir bir rahatlamanın, bir gevşemenin   olduğunu  hissedebiliyorsak eğer, işte, dinlediğimiz o müzik eseri ya da eserleri, insan sağlığına olumlu yönde etkileyen eserlerdir diyeceğiz…

   Çoğumuzun evinde şu ya da bu marka, ama çalışır durumda olan bir kasetçaları vardır muhakkak… Bazılarımızda da kasetçalardan önce, yine pek çoğumuzun aşina olduğu pikaplar da vardır bir kenara kaldırılmış… Hiç pikap olurda plâk, kasetçalar olur da kaset olmaz olur mu? Muhakkak onlar da bir kenara kaldırılmıştır… “Bunların modası geçti artık” deyip çöpe atılmamışsa eğer, işte, siz gerçekten şanslısınız derim… Niye böyle söylüyorum? Şunun için:

   Belki o kasetleriniz ya da plâklarınız arasında, biraz önce ifade etmeye çalıştığım, insanı dinlendiren, sakinleştiren türde plâk veya kasetleriniz de vardır içlerinde… Bir kez bile olsun, onlardan birini alıp şöyle uzunnn bir aradan sonra, önünüze koyup, bir çalıştırın ve dinlemeye başlayın… Bakın bakalım… Müziğin o insanı dinlendiren… İnsanı rahatlatan ve sakinleştiren, mucizevi etkisi, gerçekten var mıymış yok muymuş… İşte o zaman anlayacaksınız…

   Sevgili okurlar,

Bir kez daha ifade etmeden geçmek istemiyorum…

Hepimizin, ama hepimizin, “Ruh ve beden sağlığı için” gerçekten gerekli… Ruh zenginliğimizi arttıran, ruhlarımızı tazelendiren musikiden… Ama… Önce kendi müziğimiz olan “Türk Müziği”nin güzel örnekleri olan eserleri dinlemekten, kendimizi alıkoymayalım, fırsat buldukça hep müzik dinleyelim… Niçin mi?

  “Ruh ve beden sağlığımızın devamlılığı için”…

  Bu hafta sizlere tanıtmaya çalışacağımız bestecimiz Selanikli Udi Ahmet Efendi… Yüzyılın önemli şarkı bestekârlarından biri olan bestecimiz, Muğla’mızın yetiştirdiği ünlü şarkı bestekârı ”Rıfat Ayaydın”ın da hocasıdır aynı zamanda…

  Bestecimiz, 1868 yılında Selanik’te dünyaya gelir… Oldukça fakir bir ailenin çocuğu olan bestecimiz, öğrenim göremez… Dayısı berberdir, onun yanında çıraklık yaparak hayata atılır… Sesi çok güzel olduğu için, Selanik’te bir “Mevlevihane”ye devam eder…İlk başlarda, piyasa da “Hanende” olarak tanınır bestecimiz… Sonraları udi olarak tanınmaya başlar… Ardından, bir fasıl heyeti kurar ve çalıştırır. 1909-1921 yılları arasında İstanbul piyasasında çok tutulur… Ancak 1922 yılında felç geçirir ve piyasadan çekilir…

   Şahsi ve güzel bir “Üslûp”a sahip olan bestecimizin şarkıları, bugün de “Fasıl musikimiz ”in en güzel ve en beğenilen eserleri arasındadır…700’e yakın şarkı besteleyen bestecimiz, eserlerini yaparken daha çok “Ağır aksak” usulünü kullanır…

   “Kürdilihicazkâr” makamını çok sevdiği için müzik piyasasında “Kürdili Ahmet Efendi” diye de tanınır…

   Eserlerinin tamamı notaya alınamadığı için, günümüze ulaşabilmiş ve repertuara alınmış 34 farklı makamda 212 şarkısı, 1 Nihavent Saz Semaîsi, ve 3 Kantosu bulunmaktadır…

   İlk eseri, “Hüzzam” Makamında yaptığı, Ağır Aksak   ”Görmedim, uysun felek amalime” ile ün yapan bestecimiz, 1927 yılında yaşama veda eder… Mezarı, Üsküdar “Bülbülderesi” ndedir.

    Şu Suznâk eser bestecimizindir:

   “Bir günah ettimse cana, Suznâk oldum yeter”,

   “Sağ iken öldüm haraboldum, helâk oldum yeter”

   “Pay-i ağyare serildim, gayri hâk oldum yeter”

   “Sağ iken öldüm haraboldum, helâk oldum yeter

                                                                                                           Esenlik Dileklerimle. Hoşça kalın    

Related Articles

d1391c5b14123.gif