Atalık tohumlar nasırlı ellerde hayat buluyor

Yazı boyutu:

Milas’ta “Tohum hayattır” sloganıyla yerel ve ata tohumlarına sahip çıkan Hüseyin ve Fatma Uzun çifti, bin bir emekle kurdukları 500 metrekarelik serada atalık tohumdan atalık üretim yapıyor. Kimyasal ilaç kullanılmadan, geleneksel yöntemlerle üretilen çeşit çeşit lezzetli ve eşsiz aromalı ürünler, tüketiciden yoğun talep görüyor.

20200214_ata_manset.jpg

Haber&Fotoğraf: Volkan Yıldız

Milas’a bağlı Hasanlar Mahallesi’nde yaşayan Hüseyin Uzun, tam 25 yıl inşaat ustalığı yaptıktan sonra eşi Fatma Uzun ile birlikte geleneksel yöntemlerle yapılan çiftçiliğe geri döndü. Son 10 yıldır geçimlerini yolu olmayan, 500 metrekarelik seralarında gerçekleştirdikleri tarımsal üretimle sağlayan Uzun ailesi, atalık tohumlarla ve doğal yöntemlerle mevsimine göre ürün yetiştiriyor.

Zararlılardan korunmak için seraya civcivleri kullanan Uzun ailesi, kimyasal ilaç yerine de bitkisel karışımlar kullanıyor.
Bin bir emekle tohumdan fidana ardından da ürün olarak hazırlanan mevsime özel sebzeler, Bodrum Tohum Derneği’nce kurulan Doğal Üretici Pazar’ında tüketiciye sunuluyor. Lezzetli ve sağlıklı ürünler, tüketicilerden yoğun talep görüyor.

İşe ilk olarak engebeli bir arazideki zeytinliklerine sera kurmakla başladıklarını anlatan 61 yaşındaki Hüseyin Uzun, “Tohum hayattır, hayatı kaybetmememiz için tohumumuza sahip çıkmamız gerekiyor. Bu bilinçle kurduğumuz serada, ata tohumlarla üretime başladık. Çünkü ata tohumlar bize lezzet, aroma ve sağlık sunuyor. Tabi ata tohumların sunduğu değerlerden faydalanmak için tarımsal zararlılarla mücadelede kimyasal ilaç kullanmamak gerekiyor.” diye konuştu.

KİMYASAL İLAÇ YOK, DOĞAL MÜCADELE VAR

Yıl 12 ay mevsimine göre sebze ve yeşillik yetiştirdikleri seradaki geleneksel tarımla ilgili bilgi veren Uzun, zararlılarla giriştikleri doğal mücadele hakkında şunları kaydetti:

“Serada, zararlı böceklerle mücadele için civcivleri kullanıyorum. Belli zamanlarda civcivleri seramın içinde tutuyorum. Onlar diğer ürünlere zarar vermeden, böcekleri yiyerek besleniyor. Diğer zararlılar için de bitkilerle bitkileri korumaya başladım. Bazı bitkilerin suyunu alarak, kaynatarak elde ettiğim karışımları, zararlılardan korunmak için kullanıyorum. Bizim ürettiğimiz ürünün en önemli özelliği yerli tohumdan olması ve doğal mücadele yöntemleriyle üretilmesi. Lezzet, sağlık ve aroma bizim ürünlerimizin başlıca özelliğidir.”

TOHUM SAKLAMAKLA DEĞİL, EKİLDİKÇE YAŞAR

20200214_ata_tohum_3.JPG

Bodrum Tohum Derneği’nde aktif rol alan Uzun, ata tohumlarına sahip çıkmanın en güzel yolunun üretmekten geçtiğinin altını çizerek, “7 yıl öncesinde Bodrum’da bir dernek kurduk. Bodrum Tohum Derneği olarak ata tohumlarımıza sahip çıkıyoruz. Bugün elimizde üretim yaptığımız tüm tohumlar ata tohumları. Domatesinden patlıcanına, salatalığından kabağına, maydanozundan ıspanağına her türlü ürünü üretiyoruz. Bunun yanı sıra doğada kendiliğinden yetişen ürünleri de toplayarak tüketiciye sunuyoruz. Bu ürünlerden bazılarının da üretimini yapmaya çalışıyoruz.” diye konuştu.

20200214_ata_tohum_2.JPG

TÜKETİCİ TEMİZ GIDA ARIYOR

Pazara gitmeden önce siparişlere göre sebze ve yeşillik hasat ettiklerini söyleyen 57 yaşındaki Fatma Uzun, “Kış aylarında haftada bir gün, yaz ayların da ise 2 gün Bodrum’daki pazarımızda ürünlerimizi tüketiciye sunuyoruz. Ürettiğimiz sebzeleri uygun fiyatlara sunuyoruz. Pazar dışında seramıza gelip ürün alanlar oluyor. Onun dışında talebe göre, kargoyla Türkiye geneline ürün satıyoruz.” diyerek tüketicinin artık sağlıklı, temiz gıda arayışında olduğunu ve ne yediğini bilmek istediğini söyledi.

20200214_ata_tohum_8.JPG

ATA TOHUMLARLA SÖZLEŞMELİ TARIM ÖNERİSİ

Yerli mısır, buğday ve bakla çeşitlerinde pazarda ciddi talep olduğunu ancak yeterli üretim olmadığını ifade eden Hüseyin Uzun, ata tohumlarla sözleşmeli üretim önerisinde bulunarak, “Ben her gittiğim yerde; geleceğimiz, sağlığımız için lezzet ve aroma için ata tohumlarına sahip çıkmamız gerektiğini söylüyorum. Bunu ilk önce çiftçilerimizin anlaması gerekiyor. Devletimizin ve tarımla ilgili kurum kuruluşlarımızın ata tohumlarını korumak için örnek çiftçiler bulunup, bu değerli tohumları ektirmesi ve bu çiftçilerin ürünlerini pazarlamalarına olanak sağlaması gerekiyor. Ürün alma garantisi vererek sözleşmeli tarım yaptırmak bu alanda fayda sağlayabilir.” dedi.

20200214_ata_tohum_6.JPG

TOHUM OLMADAN TARIM OLMAZ!

Tarımın stratejik bir alan olduğunu ve tohumun da tarımın kalbi olduğunu ifade eden Milas Ziraat Odası Başkanı İsmail Atıcı, Milas’ın geçmişten bugüne tarım potansiyeli yüksek olan bir yer olduğunu söyledi.

Milas’ta şuan itibariyle 14 bin 600 çiftçinin tarımsal faaliyette bulunduğunu söyleyen Başkan Atıcı, “Bu tarımsal faaliyetler, tarımsal ürün deseni çeşitliliği bakımından çok zengin… Ata tohumları özellikle kırsal kesimlerde hala daha kullanılıyor. Nesilden nesle aktarılıyor. Hala daha sandıklarda, cam şişelerde, torbalarda saklanıyor. Bunların başında özellikle karpuz, kavun, salatalık, kabak, ıspanak gibi birçok ürün bazı bölgelerde atalık tohumlarla üretiliyor. Stratejik bir alan olan tarımda tohumun yeri çok önemli. Başka bir ifadeyle tohum olmadan tarımdan söz etmemiz mümkün değil. Dolayısıyla özellikle yıllardır Anadolu’da kullanılan atalık tohumların hala kullanılması çok sevindirici. Bu tohumları çoğaltarak üretimine devam edilmesi gerekiyor. Hep birlikte ata tohumlarımıza sahip çıkmalı, bu değerli tohumları yetiştirmeliyiz. Tarım Bakanlığımız da bu konuda bir girişimde bulundu. Özel sektöre yerli, atalık tohumların sertifikalandırılması için bir tebliğ çıkardı. Özel sektör de artık atalık tohumları üreterek Türk çiftçisinin hizmetine sunabiliyor.” diye konuştu.

20200214_ata_tohum_5.JPG

20200214_ata_tohum_9.JPG

Related Articles