Komşularla Sıfır Sorundan, Mavi Vatan Konseptine: Diplomaside Stratejik Planlama

20200929_erhan_ayaz_02e4c.jpg

Türk dış politikası Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı döneminde en çok konuşulan ve üzerine yorumlar yapılan alanlardan biri olmuştur. Ahmet Davutoğlu’nun Başbakan danışmanlığı, Dışişleri Bakanlığı ve Başbakanlık yaptığı dönemlerde sıkça duyduğumuz, kendi akademik yeterliliği sorgulanır kitabından türeyen “Stratejik Derinlik” kavramı ile “Komşularla Sıfır Sorun” doktrini ile başlayan dış politikanın iç politikaya fazlaca siyasal iletişim malzemesi yapılması geleneği günümüzde de devam ediyor. “Komşularla Sıfır Sorun” politikası dönemini hatırladığımızda Türkiye’nin bölgedeki etkisini artırmaya yönelik bir kavram üretim süreci olarak görmek mümkündür. Yani aslında kavram içerik olarak barışçıl ve yumuşak güç unsurları üzerinden bir rıza üretim çerçevesi çizsede, temel amaç Türkiye’nin Osmanlı coğrafyasındaki Kemalist dış politika konseptinden uzaklaşarak bölgeye döndüğü mesajını hedef kamuyolarına iletmektir. Tabi buradaki iç politika mesajlar üzerine de saatlerce tartışmak mümkün. Özet olarak “Komşularla Sıfır Sorun” doktrinin amacı komşularla  var olan sorunları sıfıra indirmek değil, Türkiye’nin bölgede başat güç olarak varolabilmesini amaçlayan bir politikadır. “Stratejik Derinlik” konsepti ve “Komşularla Sıfır Sorun” doktrini  başaat güç olabilmenin temelini de Osmanlıcılığın yeniden yorumlanması fikri temelleri üzerinden okur. Türkiye’nin bölgedeki önemli devletlerle olan günümüzdeki ilişkinin diplomatik boyutunu düşündüğümüzde, Ahmet Davutoğlu ve mirası büyük bir başarısızlık hikayesi olarak karşımıza çıkıyor. Ancak hayret edilesi durum ise o dönemde bu özgörüsüz ve tarih-dış politika gerçekliklerinden uzak dış politik adımları can sipare savunan gazeteci, akademisyen ve sözde dış politika uzmanlarının, günümüzde yeniden kurgulanan , komşularla sıfır sorunu bırakın neredeyse savaşın eşiğine gelen dış politika adımlarını da aynı kararlılıkla savunmaları.

Mavi Vatan söylemiyle sıkça duymaya başladığımız yeni dış politika konseptimiz Suriye ve Irak’ta son yıllarda duymaya alışkın olduğumuz söylemin doğudan batıya doğru yolculuğunu bize söylemekte. Aslında Davutoğlu sonrası dönemde Suriye ve Irak üzerinden yeniden kurgulanan AKP iktidarının Türk dış politikasını dikkate aldığı temel unsur bölgedeki PYD özelinde oluşması muhtemel Kürt yapılanmasının önüne geçmekti. Tabi şimdi Yunanistan ve Libya ise AKP’nin yeni dış politikasının ana gövdesini oluşturan bölgesel güç iddiasının yeni mücadele alanını oluşturuyor. Yunanistan ve Libya’da oluşan dengelerde ise Türkiye’nin gerilim içinde olduğu Fransa, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Güney Kıbrıs, Rusya gibi ülkelerle yaşadığı sorunları düşündüğümüzde komşularla sıfır sorun konseptinden çok uzak olduğumuzu görüyoruz. Önceki fazlaca liberal şemsiye altına gizlenmiş Yeni-Osmanlıcı dış politika anlayışının geliştiği dönemde ulusalcı tezler medyadaki aynı gazeteci ve akademisyen grubunun ana akımda sahip oldukları güç sayesinde falzaca baskılandı. Şimdi aynı düşün grubunun söylem ve yazdıklarını incelediğimizde ciddi anlamda ulusalcı tezler olduğunu görmek mümkün.

Sorun şu ki bu insanlar kendilerine gazeteci diyorlar ve karar alma süreçlerinde değiller. Ancak dış politika ve diplomasi gibi devlette devamlılığın çok temel olduğu, ani dümen kırmaların ciddi sorunlara yol açabileceği, stratejik planlamanın ve makro ölçekli projeksiyonların 20-30 yıllık dönemleri kapsaması gerekliliğinin elzem olduğu bir alanda Türkiye’deki karar alıcıların  son 15 yıllık dış politikasının marko stratejik planlamadan çok uzak şekilde kurgunlandığını söylemek mümkün. Belirtmem gerekir ki Mavi Vatan konsepti  ve Doğu Akdeniz’deki haklı tezlerimizi sonuna kadar savunmak gerekir. Ancak Doğu Akdeniz ve KKTC söz konusu olduğunda aklıma ilk gelen Annan  Planı sürecinde, yeni seçilmiş AKP iktidarının dış politika tercihlerinin günümüzdekiyle olan farkını hatırlıyorum. Belirtmek istediğim husus başlıkta da söylediğim gibi dış politika ve diplomasi de stratejik planlamanın önemi ve kişilerden bağımsızlığı. Türkiye gibi çok zor bölgede yer alan bir ülke için dış politika strarejisi devlet politikası üzerine kurgulanmalı ve dış politika hususunda çok değerli geçmişi olan diplomatlarımızın değerlendirmeleriyle yürütülmelidir. Diplomasi ülkenin askeri, ticari ve sosyal güvenliği ile gelişimi için tüm olasılıkların değerlendirildiği şekilde yönetilmelidir.

Related Articles

d1391c5b14123.gif