Ülkemizdeki Trump Sevenler için Türkiye-ABD İlişkilerinde Son 4 Yılın Sorunlu Özeti

20201109_erhan_ayaz_52183.jpg

Ülke olarak siyasi anlamda ciddi bir kutuplaşma içinde olduğumuz malum ancak bu kutuplaşma artık küresel siyaseti ilgilendiren meselelerde de kendini uzun yıllardır gösteriyor. Bende naçizane bahsi geçen kutuplaşma üzerine yıllardır yazıyorum. ABD seçimlerini bütün dünya yakından takip ettiği gibi bizim medyamızda aynı şekilde izledi ki yapılan tartışmalar yukarıda bahsettiğim ülke içindeki kutuplaşmanın bir yansıması niteliğinde oldu. Bu tartışmalarda en çok dikkatimi çeken husus ise iktidar partisine yakın medya organlarında yorum yapan gazetecilerin,  akademisyenlerin ve uluslararası ilişkiler uzmanlarının ciddi anlamda mevcut ABD Başkanı, Cumhuriyetçi Parti Adayı Donald Trump’ı destekler nitelikteki yorumları oldu. Bu durum bana bahsi geçen yorumcuların yakın dönemde Türkiye-ABD  ilişkilerinde yaşananları unutmuş olabileceğini düşündürdü. Türkiye-ABD ilişkileri sadece Başkan Trump ile kişisel ilişkiye dayanarak yürütülmesi imkansız bir siyasi düzlem olmasına rağmen konunun geldiği bu aşamada geçtiğimiz 4 yılda neler yaşandı hatırlamakta fayda olabilir. Başkan Trump döneminde Türkiye-ABD ilişkilerinde yaşanan problemlerden çok özet olarak bazıları:

  • 15 Temmuz darbe girişimin ardından FETO elebaşı Gülen’i Türkiye’nin taleplerine rağmen ABD iade etmedi.
  • Türkiye S-400 aldığı için 1.25 milyar dolar ile yıllarını harcadığı F-35’leri Türkiye’ye vermedi.
  • Rahip Brunson krizinde gerçekleştirdiği sosyal medya paylaşımlarıyla dolar o zamanların tarihi zirvesi 7.21’i gördü.
  • Türkiye’ye karşı alüminyum ve demir-çelik sektörünü ilgilendiren ek tarifeler uyguladı.
  • Kudüs’ü İsrail’in başkenti ilan etti, ABD Büyükelçiliğini Kudüs’e taşıdı.
  • Türkiye’nin bölgede sorunlar yaşadığı Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, İsrail, Yunanistan gibi ülkelerle yakın askeri, diplomatik ilişkiler kurdu.
  • Suriye Krizinde bölgede devletleşme iddiasında olan YPG’nin lideri Mazlum Kobani’yi muhatap aldı ve bölgedeki Kürt unsurları  ciddi şekilde destekledi.
  • “Türk ekonomisini mahvedip, yok edeceğim”, “Müttefiklerimiz Kürtlere saldırırsanız NATO üyeliğinizi askıya aldıracağım” gibi tehditlerde bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bir mektup yazarak “Aptallık etme, gel anlaşalım” gibi hitapları içinde barındıran diplomatik nezaketten uzak bir mektubu kaleme aldı.

Aklıma ilk gelen yukarıda yazdığım gerilimleri ve yaşananları hatırlayınca iktidara yakın medyada yer alan yorumcuların Donald Trump sevgisini anlamakta güçlük çekiyorum. Şu an ABD Başkanı seçilmiş gözüken Joe Biden ile Donald Trump  arasındaki fark ancak iki kötü arasında yapılacak seçim olabilir. O yüzden devletler arası ilişkiyi kişisel ilişkilerden çıkarıp, rasyonel politik, bölgesel ve ekonomik gerçekliklere uygun bir düzlemde yürütmek en doğru seçim olacaktır.

Related Articles

d1391c5b14123.gif