Coronalı Günler…

20201002_huseyin_6e279.jpg

Mart ayı başından beri tüm dünya da olduğu gibi ülkemizde Corana Covit 19 ismi verilen bir virüsle uğraşmakta...

Çin’den başlayıp tüm dünyayı saran ve ülkemize de uğrayan Covit 19 sarsıntısını hala yaşamaya devam ediyoruz.

Gözle gördüğümüz elle tuttuğuz bir düşman, bir tehlike olsa gereken tedbirleri alıp yiğitçe mertçe dövüşerek hakkından gelmeye çalışırız.

Ancak karşımızda ki düşman sinsi ve son derece tehlikeli vurup kaçıyor, bir yerde de durmuyor baş etmek biraz zor olsa da bu düşmanı yenmek yine biz insanların elinde…

Tedbirler belli ve oldukça açık…

Maske, sosyal mesafe ve bolca temizlik…

Hangisi zor ellerimizi yıkamak suya sabuna dokunmak mı? Sosyal mesafemizi korumak mı?

Yoksa maske takmak mı?

Anladığım ve gördüğüm kadarıyla sosyal mesafeyle ve temizlikle ilgili pek bir sıkıntımız yok gibi...

Ancak görülen o ki maske takma konusunda kurallara uymamak için elimizden ne geliyorsa yapıyoruz.

Bir salgını bir hastalığı yenmek için gerekenlerin yapılmasını insanlardan beklemek büyük bir haksızlık olur.

Bu konuda en büyük görev ülkeleri yönetenlere düşmektedir...

Ülkemizde Sağlık Bakanlığı hastalıkla mücadele anlamında gereken çalışmaları yapmakta ancak eksiklikler yanlışlıklar da mutlak bulunmakta.

Salgın hastalıkla ilgili olarak ülkemizde en özverili ve fedakârca çalışan sağlık çalışanlarımız en büyük alkışı hak etmektedirler.

Eğer bu hastalık yenilecek ve insanlık bu beladan kurtulacaksa ki ben hastalıktan salgından kurtulacağımız inanlardanım sağlık çalışanlarımızın haklarını ödeyemeyeceğimiz bilinmelidir.

Sağlık Bakanlığı ve Hükümet sağlık çalışanlarımızın güçlü ve moralli olmasını mutlak sağlamalı ve onların özlük haklarını son kuruşuna kadar vermelidir diye düşünüyorum.

Gelelim Corana günlerinde gördüğümüz diğer çarpıcı ayrıntılara…

Bu salgınla mücadelede görülen o ki insanoğlu olarak yapabileceklerimiz sınırlı...

Temizlik, sosyal mesafeye dikkat ve maske takma…

Maske takma konusunda yeteri kadar duyarlı olmadığımız aşikar...

Kalabalıklarda ve insanların birlikte olma zorunda kaldıkları yerlerde mesafeyi koruyup maske takma zorunluluğumuz var...

Maske konusunda ne yazık ki vurdumduymazlığımız ve sorumsuzluğumuz devam etmektedir.

Maskeyi ağzımızı ve burnumuzu örtecek şekilde takmak gerekirken yüzümüzün farklı yerlerinde kullanmak daha kolayımıza geliyor galiba...

Maskeleri kulakta sallandıranlar, çene altında takanlar, başına bone gibi geçirenler, cebinde saklayanlar, eline koluna takanlar gördüğümüz şahit olduğumuz durumlardır.

Maskeyi takmamız gereken yerin dışında maşallah aksesuar olarak her yerde kullanmaktayız.

Maske takma konusunu bir kenara bırakıp işin asıl can alıcı ve son derece tehlikeli başka bir boyutundan söz etmek istiyorum...

Piyasada satılan beyaz renkli maskeleri günlük olarak kullanmak gerekiyor. Yani yıka tak yıka tak durumunda değil...

Tek kullanımlık bu beyaz maskeleri kullandıktan sonra çöp bidonlarına atılması gerekmektedir.

Ancak bu işi yanlış anlayanlar var galiba aramızda, sokaklar ,yerler maskeyle dolu...

Bez maskelerin yıkanabilirlik özelliği olması sanki daha iyi gibi geliyor bana…

Biraz dikkat biraz gayret biraz fedakârlık ve biraz çaba çok şey istiyormuş gibi gelse de sağlık için yapılacak her şey çok değerli ve önemlidir.

İçinde bulunduğumuz günler kurallara uyma ve sağlığımız çok daha fazla önemseme günleridir.

Öyle bir düşmanla mücadele ediyoruz ki göremiyoruz ancak varlığını hasta olunca anlayabiliyoruz.

Üstelik yapılacak bir hata, göz ardı edilecek bir ayrıntı bir kişinin hasta olmasının yanı sıra hepimizi yakından ilgilendirmektedir.

 Aranızda hala maske takmam konusunda takıntısı olan varsa  dönüp hasta sayılarımıza ve bu hastalıktan hayatlarını kaybedenlere bir baksınlar...

Devir bana bir şey olmaz ben gencim ben sağlıklıyım deme devri değildir…

Coronalı günlerimiz sürüyor daha ne kadar daha devam edecek bilen yok...

Ancak mücadele etme gücümüzü kullanıp kurallara uymamız gerekmektedir.

Hastalıkla mücadele de en etkili yol herkesin bildiği gibi sosyal mesafeye dikkat etmek, temizlik kurallarına uymak ve toplu olarak bulunulan yerlerde maske takmaktır.

Bu üç önemli mücadele şeklinden sonra sağlıklı kalabilmek için mutlaka hareketli olmalı, spor yapmalı, sağlıklı ve dengeli beslenerek vücudumuzun bağışıklık sistemini güçlendirmeliyiz…

2020 yılının insanlığa pek hayırlı geldiğini söylemek mümkün olmasa da yaşamak hayata sıkı sıkı sarılmak ve her güçlüğü yenmek için gereken ne varsa yapmamız lazım deyip yazımızı noktalayalım...

Hayat her şeye rağmen güzel…

Related Articles

d1391c5b14123.gif