Dünya yerinden oynar, işçiler birlik olsa!

20201121_kemal_ozcan_63af4.jpg

Konfederasyonlar bir araya gelince iktidar her zaman ki gibi gene çark etti.

Hükümet esnek çalışma düzenlemesini torbadan çıkardı.

İşte bu!

İşçilerin birlik ve beraberliğinin önünde hiçbir güç duramaz.

İşçiler birlik olsa, dünya yerinden oynar.

Alınterinin, ekmeğin, emeğin bileğini kimse bükemez!

25 yaş altı ve 50 yaş üstü çalışanlar için yapılmak istenen düzenleme geri çekildi.

Tabi dünya liderimizin tensipleriyle.

Bakın burası çok önemli, pardon çokomelli!

Liderimizin talimatlarıyla çekildi.

Düzenlemeyi kimin talimatıyla meclise getirdiniz, kimin talimatıyla geri çektiniz?

Dört ay önceki kıdem tazminatı fonu veya tamamlayıcı emeklilik sisteminde olduğu gibi patinaj yaptılar.

Sendikalar arasında anlaşmazlık, ayrılık çıktığı gün gerekeni yapacaklar.

Birlik ve beraberliğimizi koruduğumuz sürece milyonlarca emekçiyi karşılarına alamazlar.

Genel grev kararından asla taviz verilmeden sürdürülmeli bu mücadele.

Esnek çalışma, 25 yaş altı ve 50 yaş üstü düzenlemesi tamamen işçinin aleyhine,

örgütsüz, kuralsız çalıştıran işverenlerin lehine bir düzenlemedir.

İşçiyi 10 gün çalıştır,  ikinci on gün işten at başkasını al kıdem tazminatı yok.

Ohh ne ala memleket!

İşçi mi, köle mi belli değil?

En ufak ekonomik sıkıntıda herkesin gözü hemen işçi haklarına dikiliyor.

Milyonlarca işçinin kıdem ve ihbar tazminatı alma hakkını,

işe iade davası açma ve iş güvencesi hakkını ortadan kaldırmayı düşünüyorlar.

Millet 99 depremiyle cebelleşirken EYT’yi çıkardılar,

2020 İzmir depreminde ise kaşla göz arasında esnek çalışmayı çıkaracaklar.

İşçiyi, esnafı, çiftçiyi borç batağında bırakıp, saraylarda sefa sürenleri bu millet unutmaz!

İktidarın hedefi, belli yaş gruplarında kıdem tazminatını kaldırarak bir gedik açmak.

Buna razı ederlerse bir sonraki adım kıdem tazminatını fona devredip, sonra da tamamen kaldırmaktır.

Sendikaların yaptığı basın açıklamaları ve 1-2 saatlik iş bırakma eylemleri yetti.

Kimse işçileri, sendikaları yok sayamaz!

Haklı itirazlarımız sonucunda torba yasadaki esnek çalışma düzenlemesi torbadan çıkartıldı. .

Sesimizi çıkartmazsak gözümüzün yaşına bakmazlar!

Emekçiler olarak bu başarı hepimizin.

Yaşasın emeğimiz, yaşasın örgütlü mücadelemiz.

Yaşasın sınıf dayanışması…

Gücümüz birliğimizden gelir bizim.

Sonuçta işçiler kazandı!

Mücadele kazandırdı.

İşçilerin depremi sarayları yıkar.

Ülkenin dört bir yanında 'Kıdem tazminatı hakkıma dokunma!' başlıklı eylemler zaferle sonuçlandı.

Mücadelemiz sonuç verdi, düzenleme şimdilik rafa kalktı ama vazgeçmediler.

İşçi sınıfının en zayıf anını kollayacaklardır.

1 Mayıs’ta birlikte kol kola, omuz omuza alanlara çıkmayı bir becerebilseydik,

13 aydır maaşlarını alamadıkları için Ankara’ya yürümek isteyen maden işçileriyle birlikte,

hep bir ağızdan ‘öyle değil mi alay komutanı?’ diye bağırabilseydik bunları yaşamazdık.

İki de bir kıdem tazminatlarımızı gündeme getiremezlerdi.

Türk-İş, Disk ve Hak-İş’in gösterdiği ortak irade bundan sonraki mücadeleler için örnek olsun.

Seyirci koltuklarında oturan cesur insanları kimse alkışlamaz.

Alkış her zaman sahnede olanlar içindir.

İşçi sınıfı kendi hakları ve çıkarları için seyirci koltuklarında değil,

mücadele alanlarında olmalıdır.

Sendikalar gösterdikleri tavırdan ötürü alkışı hak ettiler.

Yandaşını zengin etmek için vergi affı bile çıkaran iktidar;

ekmeğinin peşindeki emekçilerin kıdem tazminatının peşine düştü...

İktidar başkanlık sisteminde bile düzenlemeyi mecliste görüşülmesini cesaret edemedi.

Gücümüzün farkında olunca önümüzde kimse duramaz.

Hani zıplayarak attığımız klasik bir sloganımız vardı ya o aklıma geldi.

‘Dünya yerinden oynar, dünya yerinden oynar,

işçiler birlik olsa, işçiler birlik olsa’

Şimdilik ütopik bir slogan gibi dursa da gerçekleştiğinde dünya gerçekten yerinden oynayacaktır.

Biz birlikte güçlüyüz!

Gücümüz birliğimizden gelir!

Bizden önceki işçiler 15-16 Haziran’lar da tarih yazdılar.

İki uzun gün boyunca fabrikalarından çıkıp ellerinde pankartlarla Haziran sıcağında direndiler.

Yıllar boyu patronların zulmünü iliklerine kadar yaşamış yüz binlerce işçinin birikmiş öfkesi açığa çıkmıştı.

İşçi sınıfı zincirlerini parçalamıştı.

Yüz binlerce yumruk adeta tek bir yumruk olmuş, bir balyoz misali patronların kafasına inmişti.

Türkiye işçi sınıfının mücadele geleneğini, bugünün işçileri olan bizlere ulaştırdılar.

Bu günümüzü aydınlattılar.

Biz de bu mücadele bayrağını yere düşürmeden bizden sonrakilere bırakmalıyız.

Bugün ülkenin en büyük sorunu demokrasi, açlık, yoksulluk, işsizlik ve adaletsizliktir.

Mart ayından bu yana da sorunlarımıza bir de salgınla mücadele eklendi.

İktidar salgın tedbirlerini bile patronları düşünerek alıyor.

Patronlar çalıştırdıkları her asgari ücretli için işsizlik sigortasından prim desteği aldı.  

İşçiler kredi kartı borçlarını ödemeye devam etti.

Ödeyemeyenin faizi işledi, borcu katlandı.

Devlet işçinin borcu varmış, haczi varmış bakmadı,

patronlardan almadığı sosyal güvenlik ve işsizlik sigortası primlerini, gelir vergisini,

işçilerin ücretlerinden kesip tahsil etmeye devam etti.

Emekçiler her ay zamlı doğalgaz, elektrik ve su faturalarını ödemeye devam etti.

Asgari ücret ise salgın döneminde bir kuruş yükselmedi.

12 Eylül sonrası ilk defa sendikaların faaliyetleri durduruldu.

Yetki alınamadı, toplu sözleşme yapılamadı, greve çıkılamadı,

ama AKP kongreleri, mitingleri, toplu açılış törenleri yapılmasında bir sakınca görülmedi.

İşten çıkarma yasağı diye tek taraflı ücretsiz izin uygulandı.

Bu sayede patronlar işçileri dilediği gibi işten uzaklaştırdı.

Ücret ödemedi, tazminat vermedi.

İzne yollanan işçi ise günde 39 lira ödenekle geçinmeye çalıştı.

Sokağa çıkma yasağı getirdiler ancak işçiler istisna tutuldu.

Seyahat sınırlaması oldu, işçi servisleri kapsamdan çıkarıldı.

Hastaneler ve işyerleri salgının merkezleri haline geldi,

buralarda onlarca sağlık emekçisi, işçi çalışırken yaşamını yitirdi, binlercesi virüse yakalandı,

SGK ise hastalığı iş kazası ve meslek hastalığı kapsamından çıkaran genelge yayınladı.

Ekonomi çökmesin diye hafta sonları dışında sokağa çıkma yasağı ilan edemediler.

Üç kuruşluk maskeyi vatandaşa dağıtmayı beceremeyen siyasi iktidar,

adını ‘Ekonomik İstikrar Kalkanı’ koydukları ilk paketin sloganı neydi biliyor musunuz?

‘Çarklar dönecek, salgın fırsata çevrilecek’

Ne pahasına?

Emekçilerin canı, kanı pahasına!

‘Maske, Mesafe, Hijyen’ diye bağırmanın adını salgınla mücadele koydular.

Konfederasyonlar salgınla mücadele kapsamında çalışanların sağlıklarının korunması yönünde ortak kararlar alıp,

iktidara baskı yapmalıdırlar.

Çünkü Korona virüsten hayatını kaybeden emekçilerin sayısı Türkiye ortalamasının 3,2 katı.

Sadece kıdem tazminatı değil, kazanılmış tüm haklarımız, çalışma koşullarımız, sağlığımız,

yaşam standartlarımız, çocuklarımızın geleceği de kırmızı çizgimiz olmalıdır.  

Esnek, Güvencesiz, Sağlıksız, Sigortasız ve Kuralsız Çalışmaya HAYIR!

Hoş kalın, İnançla ve Dirençle kalın!

Kemal ÖZCAN-19/11/2020

Related Articles

d1391c5b14123.gif