‘Yoklukta sabredin!’

20201013_kemal_ozcan_269c6.jpg

Sayıştay raporuna göre sarayın yıllık harcaması 3,6 milyar lira.

Günlük harcaması 10 milyoncuk!

Dolara vurursan yılda 460 milyon dolar ediyor.

Saniyede yaklaşık 30 dolar harcanıyor.

Sanayi ve Teknoloji bakanlığının 2020 bütçesi 330 milyon dolar,

harcama bakanlık bütçesinden fazla varın gerisini siz düşünün.

Sayıştay bu harcamayı doğru ve güvenilir bulmuş.

2019 yılı Sayıştay Raporuna göre sarayın giderleri büyürken, halkın gelirleri daha da küçüldü.

Bir tarafta saray, diğer tarafta Diyanet..

İsraf diz boyu..

Cihana hükmetti denilen Osmanlı sarayında bile bu kadar harcama yapılmamıştır.

Ayranımız yok içmeye ama…

İtibara günde 10 milyon lira harcıyoruz.

Masraf bir önceki yıla göre tam 4 kat artmış.

Her ay 120 bine yakın işsizin asgari ücreti kadar harcama yapılmış.

İnsanlar işsizlikten, açlıktan, ekonomik koşullardan intihar ederken, saraya günlük 10 milyon lira harcanıyor.

Gerçekten kelimeler yetersiz kalıyor.

Tanesi 1000 liradan tablet alınsa, sarayın bir günlük harcaması ile günde 10.000 çocuk,

ayda ise 300.000 çocuk tablet sahibi olabilirdi..

Maske rezaletinden sonra tablet istemek ne kadar doğru olur bilemem.

Sosyal devletlerde halktan toplanan vergiler bu günler için kullanılır.

Bizde vergiler itibara gidiyor.

Günlük 10 milyon liranın harcandığı sarayda oturup,

halktan 10 lira bağış istemek nasıl bir duygudur onu anlamış değilim?

Oysa yola kefenle çıkılmıştı..

Göklerden gelen bir karar vardı.

Emir komuta merkezi papaz elbisesi giyeceksin dese hemen giyilirdi.

Parmaktaki yüzük gözümüzün içine sokulurdu.

Düşünsenize bir sabah kalkıyorsun, altın varaklı bardağından kilosu 5 bin dolarlık beyaz çayından yudumluyorsun,

danışman ve koruma ordusunun arasından geçip,

1 milyar 375 milyon liraya yaptırdığın sarayının altın varaklı koltuğuna oturup,

‘Bu hayatın albenisine kendisini kaptıran insan, dünyasını da ahiretini de kaybeder,

müminin görevi varlıkta şımarmamak yoklukta sabretmektir.’diyorsun.

Nasıl bir takva mertebesi ama?

Bizler millet bahçesinde yatıp, yuvarlanıp, ağnanalım.

Bu sadece sarayın harcamaları, örtülü ödenekte neler oluyor bilmiyoruz..

Peki bu paralar kimin cebinden çıkıyor?

Tabi ki bizim cebimizden.

İşin garibi 1100 odalı sarayı ölümüne savunan emekliler, asgari ücretliler ve hatta işsizler ordusu var bu ülkede.

Oldum olası ağzımızda kalan tek dişle, kıçımızda yırtık donla,

ayağımızda kara lastikle padişahım çok yaşa diye bağırmayı seven milletiz biz.

Kirasını ödeyemez, çocuğuna eğitim için tablet alamaz,

devletten aldığı düşük faizli ihtiyaç kredisi sayesinde borç batağındadır ama istikrardan yanayız.

Postmodern Osmanlı torunlarıyız biz.

Takım tutar gibi parti tutan, lidere biat eden, eleştirmeyen, sorgulamayan insanlar yüzünden ülkenin geleceği gitti.

Propaganda, demagoji ve hamaset içeren söylemlere koşulsuz destek veriyoruz.

Bizi yönetenler İslam’ı referans aldılar mı akan sular durur.

Peki referans aldıkları İslam nedir?

İslam, aza kanaat etmeyi bilmek, şaşaadan kaçınmak, kul hakkı yememek ve paylaşmaktır..

Halka her zaman bunu öğütlerler, kendileri deveyi amuduyla götürürler.

Haksızlık, adaletsizlik öyle bir noktaya geldi ki, artık bu ülke nasıl toparlanır bilmiyorum.

Uçurumun dibindeyiz adeta.

Bundan sonra gelecek iktidarların durumu çok zor.

Ülkeyi satıp savdılar, meydan Yap-İşlete kaldı.

Bundan sonra garanti verdikleri o Yap-İşlet patronlarına çalışacağız.

Binmediğimiz uçağın, geçmediğimiz köprülerin, yatmadığımız hastanelerin parasını vereceğiz.

Saray sadece Ankara Atatürk Orman Çiftliğinde yok.

Marmaris’te yazlık saray, Ahlat’ta kışlık saray var daha..

Şimdilik mevcut sarayda saltanat sürsün diye kişi başı 45 lira veriyoruz.

Son 3 yılda planlanan yıllık bütçe hep aşılıyor.

Yani, yılın başında belirlenen bütçeyle sarayı idare edemeyenler ülkeyi idare ediyor.

Bu şekilde saraydan yönetilen bir devlet çökmeye mahkumdur.

Kabine desen işini bilen, kılıcı kuşananlardan oluşuyor.

Mesela Sağlık bakanımızın hastaneleri var, Turizm bakanımızın otelleri, Milli Eğitim bakanımızın özel okulları var.

Çok ilginçtir, döviz kuruna bakmayan ekonomi bakanı damadımız var.

Çünkü maaşımızı dolarla almıyormuşuz!

Maalesef içimden geçenleri yazamıyorum.

İlenmek suç muydu bilmiyorum ama,

ben gene de vergi veren bir vatandaş olarak, bir emekçi olarak şunu söylemek istiyorum.

Geleceğimizi bugün çatır çatır yemeyi kendine görev edinmiş kim varsa, yaşattığınızı yaşamadan sakın gitmesin!

Kısa çöp uzun çöpten hakkını mutlaka alacak!

Ne demişti değirmenci dayı?

Bu nasıl çark ulan?

Buğday bizim, ezilen biz!

Un olan biz, aç kalan biz!

Kim bu doymak bilmeyen …?

Saraydan ekonomik kriz mesajı veriliyor.

Dün Diyanet bugün saray fakirliğe,

ve yoksulluğa güzellemelere başladıysa sağlam bir ekonomik kriz kapıda demektir.

Müminin görevi varlıkta şımarmamak, yoklukta sabretmekmiş…

Hayır kardeşim, gerçek mümin yoklukta sabreden değil,

niye yoksul bırakıldığını sorumlulardan soran asıl mümindir!

Uçan ekonomiden, sabreden mümine geldik…

Sarayın 1 dakikalık masrafı 6.944 lira, asgari Ücret 2.324 lira.

Saray, günde on milyon para yiyecek, halk açlığa sabır çekecek.

Halkımız böyle durumlarda ‘sabreden derviş, açlıktan gebermiş’ der.

Geçen hafta gazetelerde şöyle bir haber vardı.

‘SGK, emekli maaşı ve sağlık harcamalarını karşılayamayacak duruma gelebilir’

Saray günde 10 milyon harcayacak, emekli maaşları ödenmeyecek.

Hep Kılıçdaroğlu’nun suçu!

Artık mızrak çuvala sığmıyor.

Şimdi birileri kalkar, Sayıştay kapansın veya saraya bağlansın derse sakın şaşırmayın.

Eeeeyyyyyy Sayıştay!

Sen devleti nasıl denetlersin ya?

Sen hangi ülkenin Sayıştay’ısın ya? gibilerinden çemkirmeler bekliyoruz.

Üyelerinin çoğunu kendi atadıkları Anayasa Mahkemesini bile kapatacak oldular.

Anayasayı takmayan dünya liderimiz bu Sayıştay’a nasıl katlanacak merak ediyorum.

Sayıştay raporlarına göre artık devlet ‘SOS’ veriyor.

Bakanlıklar, Diyanet, RTÜK, SGK, Özelleştirme İdaresi, Saray, vs…

Hazırlanan raporlarda, bakanlıklar ve kamu kurumlarındaki kaynak kullanımlarında büyük açık ve yanlışlar tespit edilmiş.

Diyanet de dahil 9 kamu idaresi toplam 42.7 milyar lira ödenek üstü harcama yapmış..

Bu kurumlarsa liyakatsizlik zaten almış yürümüş.

Dünya liderimiz ‘müminin görevi yoklukta sabretmektir’ demiş!

Bize acıyı bal eyleyin diyor.

Halimize şükredelim, nasihatlerden nasiplenip çoluk çocuğumuzu doyuruyoruz.

Saray, muazzam bir hayat yaşarken, halk yine sefilleri oynuyor.

Dolar kuruna bakmayan damat bakanımız, ne yazık ki vatandaşın durumuna da bakmıyor!

Yani demem o ki, saraydan yönetilen ülke çökmeye mahkumdur.

Gerçi bizimkinin adı saray değil, külliye…

Şair Adnan Yücel’in şiirinde söylediği gibi,

Saraylar saltanatlar çöker

kan susar bir gün

zulüm biter.

menekşelerde açılır üstümüzde

leylaklarda güler.

bugünlerden geriye,

bir yarına gidenler kalır

bir de yarınlar için direnenler...

Yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek sürecek bu kavga!

Hoş kalın, İnançla ve Dirençle kalın!

Kemal ÖZCAN- 11/10/2020

Related Articles

d1391c5b14123.gif