Ahmet Rasim Bey

    20201012_unal_turkoz_5361a.jpg

Merhaba sevgili okurlar,

     1969 yılı başlarıydı...İstanbul Yıldız Teknik’te öğrenciyim…Yüksek öğrenimimin ilk yılları…Okulun hemen yakınında olduğu için, Yenimahalle semtinde oturuyorum…Gündüzleri de Karaköy’de bir şirkette çalışıyorum…

     O yıllarda, Yenimahalle otobüs durağından hareket eden, o zamanki adıyla İ.T.T.T’ nin Yeni mahalle-Fındıkzade arasında çalışan bir otobüsü vardı…

     Her sabah durağa geldiğimde, ilk sırada olduğu için, otobüse ilk binenlerden, ya da otobüse bindiğimde hep en ön sırada oturuyor olan beyaz pardösülü, kısa denebilecek orta boylu bir beyefendi sürekli dikkatimi çekerdi…Kimse ile konuşmayan, elleri devamlı birbirine kenetli, sessiz sedasız oturan bu kişiyi, bir yerlerde görmüş gibiydim ama bir türlü hatırlayıp çıkartamıyordum…İşin enteresan yanıysa, bu beyefendinin de benimle aynı durakta, yani Karaköy durağında inmesiydi…Çoğu kez, o önüm sıra yürür, ben de onun arkasında yürürdüm…Sonra Karaköy’deki yeraltı geçidinde birden  gözden kaybolurdu… Daha doğrusu, ben onu kaybederdim…Sizin anlayacağınız, bu beyefendi ile işyerlerimiz de aynı semtte yani “Necatibey Caddesi” üzerindeydi…Takip ettiğim falan yoktu kendisini, ama öyle tahmin ediyordum…

    Sevgili okurlar,

    Sizi daha fazla merakta bırakmayayım…Ben daha sonraları hafızamı yoklaya yoklaya, bu “aşina” yüzün, bu beyefendi insanın kim olduğunu buldum…Bu insan kimdi biliyor musunuz?

    Bu insan, bazı şiirleri, en güzel şarkılarımıza söz olmuş, bilhassa, ünlü bestecimiz Avni Anıl’ın ölümsüz güzellikteki ilk şarkılarından birinin sözlerini yazmış olan, hepimizin çok iyi tanıdığı ünlü şairimiz rahmetli “Ümit Yaşar Oğuzcan”dan başkası değildi…Evet oydu…

    Sonraları, birçok kez Necatibey Caddesi’nin hemen girişinde bulunan Akbank Karaköy şubesine girer çıkarken de rastladığım tanınmış şairimizin, bankada, bu kadar çok ne işi olabilir diye hep merak eder dururdum…

   Yıllar sonra, Muğla’da, değerli dostum rahmetli Şair “Yükselecek Demirel” ile bir sohbetimiz sırasında, bunları kendisiyle paylaştığımda, bir açıklık getirdi sevgili Demirel…Rahmetli şairimiz, o yıllarda meğer Akbank’ın bir müşterisi değil, bankanın şube müdürü imiş…

   Değerli okurlar,

   Musikimize gönül vermiş, ona birbirinden güzel eserler kazandırmış olan insanların, daha doğrusu sanatçılarımızın “asıl” işlerine baktığımızda, onların öyle değişik, öyle birbirinden farklı asıl işleri olduklarını öğrendiğinizde ister istemez şaşırıyorsunuz…Tabii bu şaşkınlığın asla kötü bir anlam  taşımadığını da ifade etmeden geçmeyelim…  

   Bu hafta sizlere konuk olacağımız, size, kendisini tanıtmaya çalışacağım bestecimizin asıl işi de “Gazetecilik”...

   O, dönemin önemli bir gazetecisi ve aynı zamanda önemli bir yazarı idi…Ve o, önemli bir şairdi de üstelik… Kimden mi söz ediyorum? Ahmet Rasim’den sevgili okurlarım…

   Ahmet Rasim Bey, İstanbul Sarıgüzel’de 1864 yılında dünyaya gelir. İlkokulu “mahalle mektebinde” bitiren Ahmet Rasim, 11 yaşında Darüşşafaka’ya başlar. (8) yıl bu okulda okur. Darüşşafaka’yı birincilikle bitirir. Posta Telgraf İdaresi’nde çalışmaya başlayan bestecimiz, devlet memuriyetini pek sevmediği için, birkaç yıl sonra işinden ayrılır. “Bab-ı Ali”de, “Ahmet Mithat Efendi”nin de teşviki ile gazeteciliğe başlar. 1890 yılından itibaren, Bab-ı Ali’nin en ünlü yazarlarından biri olur bestecimiz…

   Hemen her konuda yazan Ahmet Rasim Bey’in, değişik hacimde 140’a yakın eseri ve 1000’den fazla makalesi bulunmaktadır.

   Roman ve öyküleri bulunan, okullar için ders kitapları da hazırlayan Ahmet Rasim Bey’in “Şehir Mektupları” adı ile yayınlanmış 218 fıkrayı kapsayan (4) ciltlik eseri, onun en ünlü eseri sayılmaktadır…

   Fransızca’dan birçok eseri, Osmanlıca’ya çeviren Ahmet Rasim Bey’in, bazı kendi yazıları da başka dillere çevrilmiştir.

    Son yıllarında “Türkçe Lügât”, yani sözlük çalışması da yapan Ahmet Rasim Bey, mütareke yıllarında yazdığı bir yazıdan dolayı “Divan-ı Harb”e gönderilir fakat beraat eder.

    Çekici bir üsluba sahip olan yazar Ahmet Rasim Bey, Türk Edebiyatı’nın en büyük şahsiyetlerinden biri olarak kabul edilmiş ve itibar görmüştür.

    Yazarımızın bestekârlık yönünü, bir başka yazımızda konuşmak üzere bu haftalık da bu kadar…

                                                                                                            Esenlik dileklerimle Hoşca kalın

Related Articles

Münir Mazhar Kamsoy

d1391c5b14123.gif