Leyla’nın kahvesini içmedim, romanını okudum

Derler ya; “Hayatım roman”… Aslında yaşam bir macera. David Levi’nin Leyla’nın Kahvesi romanında, Milas’ın Kargıcak Köyü’nde doğup büyüyen, oradan A...

Derler ya; “Hayatım roman”… Aslında yaşam bir macera. David Levi’nin Leyla’nın Kahvesi romanında, Milas’ın Kargıcak Köyü’nde doğup büyüyen, oradan Amerika Birleşik Devletlerine giden ve sonra İstanbul’a yerleşen Ülfet’in başından geçenler anlatılıyor. Anam Milaslı olmasaydı, ben Milas’ın Güllük Mahallesi’nde 11 yıl yaşamasaydım, romanı bu kadar ilgiyle okur muydum? Evet.
Günümüzdeki teknolojik gelişmelerle, televizyona ek olarak internet ve sosyal medyanın etkin kullanımı, yaşam ve çalışma koşulları insanları genel olarak kitap okumaktan uzaklaştırdı. Ben bile yıllar sonra küresel salgın koşullarında daha fazla (o da yılda 4-5 kitap) okumaya başladım. Oysa, çocukluk ve gençlik yıllarımda çok daha fazla kitap, dergi, gazete okurdum… Zaman daha kısa ve kıymetli hale gelince, kitap alırken, okurken daha seçici davranıyorsunuz. Leyla’nın Kahvesi kitabını yıllar önce bir paylaşımda görüp, merak etmiştim. Ancak, Milas, Bodrum ve İzmir’deki kitapçılarda bulamayınca, yazarı David Levi ile yazıştım. Zaten kendisiyle son yıllarda sosyal medya arkadaşıydık. Pek çok da ortak arkadaşımız varmış… Bana Türkiye’deki bir dostunun adını ve telefon numarasını ileterek, ondan kitap isteyebileceğimi belirtti. Ama, İzmir’e taşındığımı öğrenince, Alsancak’taki Angelina Pastanesi’nde kitabımın hazır olduğunu söyledi. Bu yazışmanın üzerinden bir iki gün geçmişken, oğlum ile Angelina Pastanesi’ne gidip, sonradan Milaslı olduğunu öğrendiğim Emel Hanım’a David Levi’nin selamını ileterek, Leyla’nın Kahvesi’ni aldım. Tabii kendi kitabımdan birini Emel Hanım’ın adına imzalayarak armağan ettim ve bu şirin pastanede bir Türk kahvesi içmeyi ihmal etmedim.
Romanı hemen okumaya başladım. Oldukça yalın ve akıcı anlatımı, gittikçe merak uyandıran anlatımı sayesinde kısa sürede bitiriverdim. Her ne kadar yazar, kitabın başındaki notunda; “Bu kitap bir kurmacadır. İçindeki isimler, karakterler ve mekânlar tamamen yazarın hayal gücünün eseridir. Gerçek olaylarla, ölü ya da canlı kişilerle benzerlik tamamen rastlantıdır” dese de, yazarın tanıdığı kişilerin, yaşadığı yerlerin, düş gücüyle ve anlatım zenginliğiyle birleşip bu yapıtı oluşturduğunu tahmin ediyorum. Zira üniversitede Türkçe ve Yazınsal Türler derslerini aldığımız değerli öğretmenimiz Emin Özdemir’in ; “Kurmacasal eserler, yaşamın kendisinden daha gerçektir” sözünü hep anımsarım. Çocukluğumdan beri, kompozisyon, öykü, şiir, haber, makale, gezi yazısı, deneme yazan biri olarak; özellikle şiir ve öykü gibi türler için “Ya yaşadığınızı yazarsınız ya da yazdığınızı yaşamak zorunda kalırsınız” diye bir sözüm vardır. Benim açımdan durum böyledir.
Alıp, okumak isteyenler için kitabın konusu ve içeriği hakkında fazla ayrıntıya girmek istemem. Çocukluğumdan beri roman okumayla film seyretmeyi benzeştiririm. Örneğin; roman okurken, bunu nasıl senaryolaştırırdım, filmi çekilse nasıl olur diye düşünürüm. Roman okurken de, sinema eğitimi alanların “Episode” dediği bölüme gelince; “Eeee… Peki şimdi ne olacak?” sorununu içimden geçiririm. İşte kitabın bu bölümünde; okuyucu ve romandaki kahramanlardan ikisi öyle bir gerçekle yüzleşiyor ki; tüyleriniz diken diken oluyor. Gerçek yaşamda da bu tür rastlantıların (Tevafuk) olabileceğinin ürpertisi bu aslında. Bir de Milaslı Yahudi asıllı bir Türk yurttaşıyken, İsrail’in Haifa kentine yerleşen yazar David Levi’nin anlatımındaki duyarlılık, kullandığı dildeki çocuksu doğallık çok hoşuma gitti. Sanki, ne roman kahramanlarını ne de okuyucuyu incitmemeye; önyargıları, öfke ve keder duygularını körüklememeye özen göstermiş... Daha iki gün önce İstanbul Hasköy’deki Yahudi mezarlığına yapılan çirkin saldırı düşünüldüğünde; insanlığın bu duyarlılığa, hoşgörüye, barışa, uzlaşmaya, anlayışa, dayanışmaya ve sevgiye ne çok gereksinim duyduğu anlaşılıyor.

Gülçin ERŞEN – 17 Temmuz 2022 / İZMİR

David Levi

1948’de Milas’ta doğdu. Ortaokul ve liseyi İzmir Özel Türk Koleji’nde bitirdikten sonra, 1972’de Ortadoğu Teknik Üniversitesi Kimya Mühendisliği’nden mezun oldu. 1982’de Haifa Teknik Üniversitesi’nde yüksek lisans öğrenimini tamamladı. Mesleki hayatına, başlangıçta rafineri mühendisi, daha sonra idareci olarak devam etti. Türkiye’de birçok büyük şirkette çalıştı.
Eğitim ve iş hayatı boyunca, pek çok kursa katıldı, kendisi de kurslarda eğitim verdi. Birçok konferansa konuşmacı olarak katıldı.
Yazmaya 2010 yılında başladı. Yazdıklarında, genellikle kişisel ilişkiler ve değerler üzerine konular işledi. Halen Haifa’da yaşamaktadır.
Anadili Türkçe’nin yanı sıra İngilizce, İbranica, İspanyolca bilmektedir.
Evlidir. Ve başarılarıyla daima övündüğü iki çocuk babasıdır.

18 Tem 2022 - 18:19 Muğla/ Milas- Kültür & Sanat



göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Milas Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Milas hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Milas editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Milas değil haberi geçen ajanstır.



Anket Koronavirüs denetimlerini yeterli buluyor musunuz?