“Emeğimiz, bedenimiz, kimliğimiz bizimdir”

Milas Atapark Meydanı'nda Milas Kadın Platformu tarafından, kadına yönelik şiddete karşı mücadele günü kapsamında basın açıklaması düzenlendi.

Haber albümü için resme tıklayın

Muğla’nın Milas ilçesinde, 25 Kasım Kadına yönelik şiddete karşı mücadele günü dolayısıyla, Milas Atapark Meydanı'nda Milas Kadın Platformu tarafından basın açıklaması yapıldı. Basın açıklamasında toplumda kadınların hayatın her yerinde uğradıkları zorbalıklardan bahsedilip, gerek fiziksel gerek duygusal şiddete dikkat çekildi. Sadece Türkiye'de değil dünyanın her yerinde tüm kadınların bu tür şiddetlere maruz kaldığı belirtilerek bunlara dur denmesi istendi. Milas Kadın Platformu tarafından yapılan açıklamada şu şekilde ; “Dominik Cumhuriyeti'nde, diktatörlüğe karşı mücadele eden, 3 kız kardeş, diktatörün askerleri tarafindan tecavüz edilerek katledildiler. Mirabel Kardeşlerin erkek devlet tarafindan acımasızca katledilmesi, 25 Kasım gününü, "Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele ve Uluslararası Dayanışma Günü" olarak şiddete uğrayan tüm kadınlar için simgeleştirdi ve Birleşmiş Milletlerin 1999'daki kararı ile 25 Kasım tarihi "kadına yönelik şiddete karşı uluslararası dayanışma günü" olarak anılmaya başlandı.

Tüm dünyada sıcak çatışmaların yaşandığı birçok yerde kadınlar taciz, tecavüz ve cinsel şiddetin birçok biçimine maruz kalmaktadırlar. Bazı ülkelerde kadınlar o ülkelerin kanunlarına göre taşlanmaya, kırbaçlanmaya, öldürülmeye devam ediyor. Şiddet cezasının nedenleri olarak Sudan da pantolon giymek, İran'da erkeklerle birlikte müzik dinlemek, Suudi Arabistan'da tek başına araba kullanmak gibi gerekçeler kullanılmıştır.

Ülkemizde de durum iç açıcı değil. Artan işsizlik, yoksulluk, güvencesiz çalışma ve şiddet biz kadınların yaşamını her geçen gün daha da çekilmez kılıyor. Ataerkil kapitalizm krizde! Savaşlar çıkarıyor, doğayı talan ediyor, kadınları, çocukları, emekçileri, halkları her geçen gün artan sömürü çarkının içine çekerek krizden çıkmaya çalışıyor. Bunu yaparken de ataerkil sistemi güçlendiren politikaları bizlerin bedeni, emeği, kimliği üzerinde tahakküm kurmanın aracı olarak kullanıyor. Bizleri kuluçka makinesi, ucuz ve güvencesiz işgücü olarak görüyor, ailenin ve sermayenin ücretsiz ev ve bakım emeğini bizim üzerimizden karşılıyor.

Bize dayatılan Yaşam; kazanımlarımız iktidarların bekası için tehdit olarak görülürken her gün en az üç kadın erkek şiddetiyle katlediliyor. Erkek yargı kadın katillerini cezasızlık politikalarıyla koruyor. İktidar tüm kurumları aracılığıyla verili toplumsal cinsiyet eşitsizliğini pekiştirmeye çalışırken bizi "makbul kadın" kimliğiyle tanımlayıp, kariyer olarak ta anneliğe sıkıştırmaya çalışıyor. İstanbul Sözleşmesi'nden sonra 6284'ün hedefe konulması ile yaşam alanlarımız daraltılmak isteniyor. Şiddet uygulayan erkekle arabuluculuk uygulamaları, boşanmanın zorlaştırılması, nafaka hakkını gasp kampanyaları ile bizlere aile dışında seçeneğiniz yok mesajı verilmeye çalışılıyor. etme

Aile yürüyüşleri adı altında yapılan LGBTIQ+ karşıtı gösterilerle homofobik, nefret söylemleri körükleniyor. Sibyan mektepleri ve imam hatiplerlerin yaygınlaşmasıyla dindar ve kindar nesiller yetiştirilmeye çalışılıyor. Haklarımıza dönük saldırılar artıyor; çalışma hayatımız esnek, parçalı, güvencesiz hale getiriliyor. Ekonomik krizin yükünü en çok biz çekiyoruz. Çalışma yaşamında eşitsizlik, ayrımcılık, cinsiyetçilik, şiddet, taciz ve mobing artıyor. Güvenceli çalışmayı fiilen ortadan kaldıran OHAL ve KHK rejimi kamu da uygulanmaya devam ediyor.

İktidar kendisi gibi düşünmeyenlere saldırıyor, gözaltı ve tutuklamalarla meşru demokratik taleplerimizi ifade etmemiz engelleniyor. Ataerkil kapitalizm militarist, ırkçı, savaş politikalarından besleniyor, halkların barış içinde yaşama talebimiz görmezden geliniyor. Emperyalist savaşlar, antidemokratik uygulamalarla yerimizden yurdumuzdan ediliyor, mültecileşiyoruz. Gittiğimiz ülkelerde ırkçı, ayrımcı politikalarla karşı karşıya kalıyoruz. Tüm bu saldırılar karşısında bugün tüm dünyada kadınların kesintisiz süren sınırları aşan mücadelesi ataerkinin temellerini güçlü bir biçimde sarsıyor.

25 Kasımlar'dan 8 Mart'lara her türden eşitsizliğe karşı onca yıldırmaya ve otoriter rejimlerin baskılarına rağmen daha fazla kadın eşitlik ve özgürlük mücadelesi için örgütleniyor. Kadınlar baskılara boyun eğmiyor, mücadelede sınırları aşarak her yerde " Kadın-Yaşam-Özgürlük" sloganıyla dayanışmayı ve umudu büyütüyor. Kadınları erkeğe, aileye, sermayeye, devlete daha da bağımlı hale getirmek için her türlü krizi firsata çevirmenin hesabını yapanlara karşı örgütlenerek dur demek için, Emeğimiz, bedenimiz ve kimliğimiz üzerindeki binlerce yıllık erkek egemen sömürü düzenine dur demek için, Sermayeye, ranta, savaşa aktarılan bütçeye karşı halktan, emekten yana toplumsal cinsiyete duyarlı bütçe talebimiz için, Her firsattaki söylemleri ve fetvalarıyla ne giyeceğimizin, ne söyleyeceğimizin, nasıl yaşayacağımızın sınırlarını çizenlere karşı sesimizi yükseltmek için, İşsizliğe, yoksulluğa, güvencesizliğe karşı, güvenceli çalışma güvenli gelecek talebimiz için, Tacizi, tecavüzü, istismarı, kadın katliamlarını durdurmak için, İstanbul Sözleşmesi'nin yeniden yürürlüğe girmesi, 6284'ün etkin uygulanması için, İşyerlerinde, çalışma yaşamında karşı karşıya kaldığımız şiddet, taciz, mobinge karşı etkin mücadele aracı olan ILO 190 sayılı Sözleşmenin imzalanması için, saçımızın teline, haklarımıza, özgürlüğümüze sahip çıkıyor ve direnişi büyütüyoruz.

Bildiğiniz gibi kısa süre önce, İran'da Mahsa Amini henüz 22 yaşında ahlak polisi tarafından başörtüsü kuralına uymadığı için gözaltına alındı ve kısa bir süre sonra öldü. İran'da, Afganistan'da ve dünyanın her yerinde direnen tüm kadınlara, kız kardeşlerimize, buradan bir selam gönderiyor ve yanınızdayız diyoruz.

Baskı ve zor uygulamalarının bin bir çeşidiyle kadınların iradesini kırabileceğini, hayatlarımızı teslim alabileceğini sananlara karşı, bu 25 Kasım'da da alanlardayız. Kadın katillerine haksız tahrik indirimleriyle kol kanat geren, tacizi, tecavüzü yasalarla meşrulaştıran, kadınların mücadele ederek Kadın haklarını birer birer gasp edenlere karşı Mirabel Kız Kardeşlerin rubuyla mücadele etmeye devam edeceğiz.


Biz kadınlar:


Fiziksel şiddete


Duygusal şiddete


Cinsel şiddete


Ekonomik şiddete


Dijital şiddete


Flört şiddetine


Israrlı takipe


Sosyal şiddete HAYIR diyoruz!...”


Yaşasın Kadın Dayanışması! Yaşasın Kadın Mücadelesi! Sloganları ile basın açıklaması son buldu.

25 Kas 2022 - 18:32 Muğla/ Milas- Gündem

Muhabir  Mehmet Aydın



göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Milas Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Milas hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Milas editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Milas değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce 8. Milas Zeytin Hasat Şenliği'nin En Başarılı Etkinliği yada Bölümü Hangisiydi?