TÜRMOB Genel Başkanı Kartaloğlu, Akbelen gerçeğini açıkladı

TÜRMOB Genel Başkanı Emre Kartaloğlu, genel merkez olarak hazırladıkları “Akbelen Gerçeği: Başka Bir Enerji Mümkün mü?” isimli raporu, Akbelen’de açıkladı.

TÜRMOB Genel Başkanı Kartaloğlu, Akbelen gerçeğini açıkladı
TÜRMOB Genel Başkanı Kartaloğlu, Akbelen gerçeğini açıkladı
+5
Haber albümü için resme tıklayın

NEVZAT ÇAĞLAR TÜFEKÇİ

TÜRMOB Genel Başkanı Emre Kartaloğlu, genel merkez olarak hazırladıkları “Akbelen Gerçeği: Başka Bir Enerji Mümkün mü?” isimli raporu, Akbelen’de açıkladı. Açıklamaya TÜRMOB genel merkez yöneticileri ile Serbest Muhasebeciler ve Mali Müşavirler Odası Muğla İl Başkanı ve Milas Belediye Başkan Aday Adayı Servet Evran da katıldı. Akbelen’deki toplantıya HEDEP Eşgenel Başkanı Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları ve HEDEP İzmir Milletvekili İbrahim Akın ile birlikte Bodrum Belediye Başkanı Ahmet Aras da yer aldı.  Akbelen buluşmasında; Muğla Büyükşehir Belediye başkan Aday Adayları Akın Üstündağ ve Nurettin Demir ile Milas Belediye Başkan Aday adayları Servet Evran’nın yanısıra Süleyman Koç ve Suat Özcan hazır bulundu. Toplantıya Milas 78’liler, Eğitim Sen üyeleri, Sol Parti, TİP, HEDEP, Yeşil Sol Parti, CHP üyeleri destek verdi.

Açış konuşmasını Serbest Muhasebeciler ve Mali Müşavirler Odası Muğla İl Başkanı ve CHP Milas Belediye Başkan Aday Adayı Servet Evran yaptı ve şunları söyledi: “Raporu sizlerle paylaşacak olan TÜRMOB genel başkanımız Emre Kartaloğlu, TÜRMOB genel sekreteri Yahya Arıkan, İstanbul Mali Müşavirler Odası Başkanı Erol Demirel, Ege Odalarının başkan ve yöneticileri burada; İzmir, Manisa, Çanakkale, Aydın, Denizli, Bodrum, Balıkesir Oda başkan ve yöneticileri… Arkadaşlarımızın hepsi buradalar. Akbelen, bizim yaşam kaynağımız. Su kaynaklarımız. Akbelen’i terk etmeyeceğiz. ‘Başka Bir Enerji Mümkün,’ raporunu okumak üzere genel başkanımız Emre Kartaloğlu’na bırakıyorum sözü.”

TÜRMOB GENEL BAŞKANI KARTALOĞLU ŞÖYLE KONUŞTU:

Bugün burada, Türkiye'nin enerji politikalarına dikkat çekmek ve özellikle Akbelen Ormanı'nın geleceğini savunmak amacıyla toplandık. Türkiye enerji alanında hızla gelişen bir ülke olarak, enerji ihtiyacını karşılamak adına çeşitli kaynaklara yönelmiştir. Ancak bu durumun doğa ve çevre açısından düşündürücü sonuçları olmaktadır. Üzerinde durduğumuz Akbelen Ormanı hakkında aslında hepimizin bildiği ancak bazı tarafların görmezden geldiği özellikleri sıralamak istiyorum. Akbelen, Muğla’nın Milas ilçesinin sınırları içinde yer alan, doğa mirası kabul edilen ve aslında koruma altına alınan bir ormandır.

Akbelen, canlıların yaşam alanı

740 hektarlık bir alanı kaplayan Akbelen Ormanı çam, meşe, kızılağaç, kestane ve çınar gibi çeşitli ağaç türlerine ev sahipliği yapmaktadır. 200’den fazla bitki, 100’den fazla kuş türünün yaşadığı orman, 30’dan fazla da memeli hayvana yuva olma özelliği taşımaktadır. Bölgedeki diğer ormanlık alanları birbirine bağlayan doğal bir koridor özelliği taşıyan Akbelen Ormanı, biyolojik çeşitliliği ile Türkiye’nin habitat kalitesini artırmaktadır. Bu kadar değerli, doğa harikası Akbelen Ormanının katledilmesi sebebiyle bugün buradayız. Akbelen Ormanı yok edilmeye devam edilirse, yeraltı ve yer üstü suların kirlenmesinden iklim değişikliğine kadar ekosistem olumsuz etkilenecek, insan sağlığı için büyük bir tehdit oluşturacak.

COP28 İklim Zirvesi

İklim değişikliğine değinmişken şu anda Dubai’de devam eden COP28 İklim Zirvesine dikkat çekmek istiyorum. Biz bugün burada uzun süredir çalışmalarını sürdürdüğünüz “Akbelen Gerçeği Raporunu sizlerle paylaşırken, eş zamanlı olarak dünya, 12 Aralık tarihine kadar görüşmeleri devam edecek olan COP 28 İklim Zirvesinde, küresel iklim değişikliği ile mücadelede uluslararası iş birliğini artırmayı amaçlayan kritik bir etkinlik gerçekleşiyor. 

Sayın Cumhurbaşkanımızın da katılım gösterdiği İklim Zirvesinde ülkeler sıfır emisyon hedeflerine ilişkin yol haritalarını açıklıyor. Gelişmiş ülkeler sıfır emisyon hedefine ulaşmak için bir dizi çalışma ve taahhüt açıklarken, Ülkemizde hala bu konuda netleşmemiş durumlar mevcut. Türkiye’nin bu noktada daha hızlı yol alması gerekiyor. 2026 yılında, sınırda karbon düzenleme mekanizması hayata geçecek. Önümüzde çok kısıtlı bir zaman var. Bu zamanı iyi kullanmalıyız. Ülkemizi ve dünyamızı, gençlerimizin geleceğini kurtarmak için mücadele vermeliyiz.

Başka bir enerji mümkün

Dünya genelinde iklim değişikliğiyle mücadele stratejilerinin ele alındığı bugünlerde, biz de TÜRMOB olarak ülkemizin enerji geleceğini değerlendiren “AKBELEN GERÇEĞİ: BAŞKA BİR ENERJİ MÜMKÜN MÜ?” raporumuzdan bazı önemli noktaları sizinle paylaşmak istiyorum.

Ülkemiz, gelişmekte olan ülkeler arasında dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına girmeyi hedefliyor. Ancak, bu büyüme hedeflerimizle paralel olarak enerji kullanımımız ve dolayısıyla enerji ihtiyacımız giderek artmaktadır.

Bu noktada, sürdürülebilir bir geleceğe yönelik adımlar atmanın zamanı geldiğine inanıyoruz. Fosil yakıtlara olan bağımlılığımızı azaltmak, temiz enerji kaynaklarına yönelmek, sıfır karbon hedeflerine odaklanmak hem çevre hem de ekonomi açısından büyük avantajlar sağlayacaktır.

Enerji yönetim planlarımızda ve politikalarımızda, sıfır karbon hedeflerine uyumlu değişikliklere acilen gitmeliyiz. Bunu yapmak için ilk etapta kurulu gücümüzün getirdiği potansiyeli tam olarak kullanarak, yenilenebilir enerji kaynaklarının kurulu güçteki yüzde 50’nin üzerinde olan payını üretimde de yüzde 50’nin üzerine çıkarmalıyız.

Temiz enerji

Temiz enerji üretimini desteklemek amacıyla bireysel kullanımı teşvik edecek mekanizmaları devreye almalıyız. Avrupa Birliği ve çeşitli uluslararası finans kuruluşları, yeşil enerji projelerine uygun koşullarda finansman sağlamaktadır. Bu finansmanın bireysel yatırımları destekleyecek şekilde kullanılması için gerekli adımları atmalıyız.

Ancak, temiz enerji projelerini hayata geçirirken, şirketlerin verimli tarım arazilerini kullanarak büyük hacimli güneş enerjisi yatırımları yapmasını önlemeliyiz. Bu, sürdürülebilir enerji ve tarım arazilerinin korunması adına kritik bir adımdır.

Ülkemizin cennet köşeleri korunmalı

Aynı zamanda, Türkiye'nin kömüre dayalı elektrik enerjisi üretimini kademeli olarak azaltma planını acilen uygulamaya koymalıyız. Tartışmalara konu olan Yatağan ve Kemerköy Termik Santrallerinin bulunduğu bölgede, doğa ve insan tahribatını minimumda tutacak bir eylem planı oluşturmalı, ülkemizin cennet köşelerini koruma altına almalıyız.

Madencilik faaliyetlerine yönelik sıkı denetimler ve modern işletmecilik yöntemlerinin zorunlu hale getirilmesi, işletme süreci sona eren maden sahalarında rehabilitasyon faaliyetlerinin titizlikle gerçekleştirilmelidir. Bu konuda, sadece yatırımcı şirketleri ve izin makamlarını değil, bölge halkını da etkileyen kararlarda Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporuna aktif bir şekilde uymalıyız.

Yatırımın niteliğine göre ÇED sürecinde halkın katılımı toplantılarını, Avrupa'da örnek bir referanduma dönüştürerek, Türkiye'yi sürdürülebilir enerji ve çevre politikalarında öncü bir konuma getirmeliyiz. Bu adımlar, ülkemizin sıfır emisyon hedefine ulaşma yolundaki taahhütlerini güçlendirecek ve küresel çapta bir liderlik rolü üstlenmemize olanak sağlayacaktır. Sürdürülebilir bir geleceğe yönelik adımlar atmanın tam zamanı! Söylenecek son bir sözümüz daha var: doğamıza sahip çık, geleceğimize ışık tut.

İKİZKÖY ÇEVRE KOMİTESİ ÜYELERİNİN KONUŞMALARI

Necla Işık: İkizköy için, Akbelen için adalet istiyoruz. Üç haftadır burada dinamit patlatmaları yapılıyor. Burada canımız hiçe sayılıyor. Zeytincilik kanunu uygulanmıyor. Toprak koruma kanunu uygulanmıyor. Tarım Orman Bakanı geçmiş az önce Ören’e. Şu kömürün alınacağı yerdeki tarım alanlarına gelsin, bir baksın. Burada 40 binin üzerindeki zeytin ağaçlarının halini bir görsün. Oraya gitmek marifet değil, buraya uğrasın; köylünün içine düştüğü hali, yaşadığı zulmü görsün tarım bakanı. İl Tarım Müdürü, İlçe Tarım Müdürü, Jandarma, Kolluk Kuvveti; zenginin yanında değil, ezilen, zulüm gören köylünün yanında olun. Üç aydır bize burada çektirdiğiniz işkence yeter. Köyümüzü terk etmeyeceğiz. Bu ormandan vazgeçmeyeceğiz. Burada insanca, onurlu bir yaşam istiyoruz. Çıktığımız bu mücadelede 4 senedir Akbelen ormanını koruduk, İkizköy’ü koruduk. Madenin yutacağı bütün köyleri korumak için burada set olduk.

Biz bu toprakları terk etmeyeceğiz. Burada doğduk, burada büyüdük, yine burada öleceğiz. Ne mezarlarımızdaki ölülere saygıları var ne de bu toprakların üzerinde yaşayan bize saygıları var. Bizim önümüze barikat kuracaklarına, Akbelen tepesini üç haftadır yiyip bitiren kepçelerin, kamyonların, patlayan dinamitlerin önüne barikat kursunlar. Yeter artık, köylünün önüne geçmesinler. Bu topraklarda üretmek, yetiştirmek istiyoruz. Başka bir derdimiz yok. Savaş istemiyoruz. Kolluk güçleri bizim üzerimize geliyor, her defasında. Bizim nöbet alanımıza, köylünün tarım alanına zaten bir jandarma karakolu kurdular. Yeter! Üç ay evlerimiz abluka altında durdu. Yine de bu mücadeleyi bırakmadık, bırakmayacağız. Ölmek var, dönmek yok bu yoldan. Biz insanca yaşamak istiyoruz.

TÜRMOB’a, hepinize çok teşekkür ederiz; Akbelen için hazırladığınız rapor ve burada yaptığınız açıklama için. Mücadeleye devam edeceğiz, bırakmayacağız. Yeter ki sizler de bırakmayın. Biz üç haftadır burada bu patlayan dinamitlerin altında yaşıyoruz. Evlerimizde çatlaklar oluştu. Bunlardan dolayı Jandarma hakkında şikâyette bulunuyoruz, kovuşturmaya yer yoktur diye bizim dilekçemize yanıt geliyor. Biz birlik olursak, bunların üstesinde öyle gelebiliriz yoksa değil. Halâ çalışıyorlar orada. Uzaktan yakından gelen tüm misafirlerimize, gönlü Akbelen için atan, halâ Akbelen yaşasın diyen tüm misafirlerimize, tüm yoldaşlarımıza çok teşekkür ediyoruz bize verdikleri destek için.

Aytaç Yakar: “Biz burada jandarma istemiyoruz. Jandarma, milletin yanında ol, köylünün yanında ol. Limak’ın yanında değil. Dolarlar çıkıyor meydana. Haberlerde dinliyorsunuz değil mi? Bir gün bunlar da yanacak bizim gibi. Millettin yanında olun. Eski karakolun önünde iki tane TOMA duruyor. Niçin duruyor? Biz burada vatanımızı, köyümüzü, toprağımızı koruyoruz. Biz ihanet etmiyoruz. Biz suyumuzu, havamızı savunuyoruz. Yeter. Artık düşsünler yakamızdan. Defolsunlar, gitsinler. Toprağımızı serbest bıraksınlar. Bizi serbest bıraksınlar, bize baskı uygulamasınlar. Düşsünler gari yakamızdan. Yeter, yeter, yeter! “

BODRUM BELEDİYE BAŞKANI

Ahmet Aras: “Burada verilen yaşam mücadelesidir. Burada verilen suyumuzun mücadelesidir. Bölgede bulun 3 termik santral, Bodrum’un sadece bir yıllık su ihtiyacını, sadece soğutmada tüketmektedir. Anayasal hak olarak birinci öncelik insan ihtiyacı için; sudur. İkinci öncelik, tarımsal sulamadır. Üçüncü öncelik, sanayi-endüstri. Dördüncü öncelik, maden. Beşinci öncelik, enerjidir. Ancak bunlar enerjiyi, Birinci önceliğe almışlar. Bizim sularımızı ücretsiz bir şekilde hem de beş kuruş para ödemeden termik santralların soğutmasına tahsis etmişler. Şu anda bizim bölgemizde yaşadığımız kuraklık; iklim krizini etkileri.

Buna rağmen termik santralleri çalıştırmaya devam ediyorlar. Üç termik santralin ürettiği enerji, Türkiye’nin enerji ihtiyacının sadece ve sadece %1.6’sıdır. Bu termik santralleri kapatın. Zeytinleri koruyalım. Tarım alanlarımızı koruyalım. Yaşamı, suyumuzu, insanı koruyalım. Tarihimizi, medeniyetimizi koruyalım. Sadece 3 termik santral için, bu mücadeleye ve bu savaşa gerek yok. Bu köylülerin, yaşam alanlarından, zeytinliklerinden uzaklaştırılmasına gerek yok. Temiz enerji sistemleri kurulabilir.

Bu tahribat yerlerine güneş santralleri kurulabilir. Rüzgâr santralleri kurulabilir ama onların hedefi o değil. Onlar sineğin yağını çıkarana kadar bu toprakları sömürecekler. Akbelen, İkizköy; bir direniş noktasıdır. Bunun ötesinde daha 200 bin dönüm, Karacahisar dahil, burada yok edilecek orman, zeytinlik ve tarım alanı vardır. Suyumuz, yaşamımız, hayatımız, çocuklarımızın geleceği, termik santrale feda edilemez. Herkes bunun farkına varsın. Bodrum, Milas, Muğla, Türkiye; ayağa kalk! Akbelen’e gel, bu mücadeleye sahip çık.”

HEDEP ADINA KONUŞMALAR

Tülay Hatimoğulları(HEDEP Eşgenel Başkanı): “Ben Antakyalıyım. Dikmece halkının orada yaşadığı acıları çok iyi biliyorum. Deprem acılarından sonra yaşadıkları toprakları, zeytinlikleri nasıl ellerinden almaya çalıştıklarını gördük. Akbelen direnişçileri onlara elini uzattı; onlar da ellerini Akbelen direnişçilerine uzattı. İşte biz böyle kazanacağız. Taşımızı, toprağımızı maden şirketlerine açanlara inat, el ele vererek kazanacağız. AKP iktidara geldiğinden bugüne kadar, şeker dağıtır gibi, maden şirketlerine hukuksuzca, kanunsuzca, sermaye kâr elde etsin diye, sahte ruhsatlar dağıttı.

O ruhsatların hiçbiri, kesinlikle, esaslı raporlara çok uygun değil, bunu çok iyi biliyoruz. LİMAK başta olmak üzere, yandaş şirketlere; taşımızı, toprağımızı, ormanımızı, zeytinliklerimizi peşkeş çektiler. Bunu kabul etmedik, etmiyoruz! Bizlerin canından, kanından, havasından, suyundan beslenmeye çalışan sermaye düzenine karşı, bizler, hayatımızı, hayatlarımızı, tüm canlıların yaşam hakkını savunacağız. Hiçbir ağacımızın kesilmesine izin vermeyeceğiz ve bizler Akbelen ormanı yaşasın diye hep beraber mücadele edeceğiz. Sizlerle beraberiz. Parlamentoda da, alanlarda da Akbelen’e hep birlikte sahip çıkacağız. Dayanışmayla kazanacağız. Sermaye düzenini hep birlikte yıkacağız.”

İbrahim Akın(HEDEP İzmir Milletvekili): “Bugünkü yaşam savunucularının buluşmalarını engellemek için bu hükümetin karakolu, Valisi, Kaymakamı her türlü engeli çıkartmaya çalışıyor. Şu anda İzmir’den gelmeye çalışan, içinde sizin avukatınız olan Arif Ali Cangı’nın da bulunduğu araçlarımızı engellediler. İki otobüsü şu anda Milas girişinde bekletiyorlar.  Gerekçe, otobüsün kışlık lastiği yokmuş. Bunlar açıkça her yerden gelmeye çalışan dostlarımızı engelleseler de yüreği burada atan herkesle beraber yaşam hakkını savunmaya, devam edeceğiz. İyi ki varsınız!”

Akbelen buluşmasına şu sloganlar atıldı: Su hava toprak; temel haktır, hak; İklimi değil, sistemi değiştir; Kirli enerji değil, temiz enerji; Termik santraller kapatılsın; Madenlere inat, yaşasın hayat; Her yer Akbelen her yer direniş; Şirketlere değil, tarıma destek; Katil Limak, Akbelen’i terk et; Susma ses ver, santraller dur de; Yargı kararları uygulansın; Havama suyuma toprağıma dokunma; Fosil yakıtları için geleceği yaktılar; Akbelen’de maden istemiyoruz; Akbelen için adalet, temiz hava için adalet, zeytin için adalet, su hakkı için adalet. sağlık için, doğa için, canlılar için, gelecek için, Akbelen için adalet; Akbelen’de direniş sonlanmayacak; Direne direne kazanacağız; Birleşe birleşe kazanacağız.

10 Ara 2023 - 15:13 Muğla/ Milas- Yaşam



göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Milas Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Milas hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Haber Milas editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Milas değil haberi geçen ajanstır.