Beçin Kalesi’nde tarihi eserler bulundu

Milas’ta Beçin Kalesi’nde tespit edilen ve 19 metre derinliğe ulaşan arkaik dönem merdivenlerinde MÖ. 5'inci yüzyıla tarihlenen figürinler, seramik kaplar, kandiller ve Miken dönemi seramikleri ortaya çıkarıldı.

Büyütmek için resme tıklayın

Milas’ta Prof. Dr. Kadir Pektaş Başkanlığında sürdürülen Beçin Antik Kenti arkeolojik çalışmalarında önemli buluntulara, tarihi eserlere rastlandı. Antik kentte restorasyon çalışmalarının yanı sıra sürdürülen kaza çalışmalarında; 19 metre derinliğe ulaşan arkaik dönem merdivenlerde MÖ. 5'inci yüzyıla tarihlenen figürinler, seramik kaplar, kandiller ve Miken dönemi seramikler bulundu.

Arkeoloji camiasını heyecanlandıran tarihi eserler, gerekli inceleme için korumaya alındı.

UYGARLIKLAR BAŞKENTİ: BEÇİN

Antik dönemde Karia, Osmanlı devrinde Menteşe vilayeti olarak adlandırılan Anadolu’nun güneybatısı, 13. yüzyılın ikinci yarısından 15. yüzyılın başlarına kadar Menteşe Beyliğinin kontrolü altında bulunmaktaydı. Milas’ın yaklaşık 5 km kadar yakınındaki Beçin (Peçin), beyliğin yönetildiği yerler arasında yer almaktaydı. 

Eski metinlerde Barçın ya da Berçin olarak da geçen bu şehrin adı, Menteşe oğullarından İlyas Beyin 1414 yılında Venediklerle yaptığı bir antlaşmada Petzona olarak kaydedilmiştir.

Mylasa antik kentinin üzerinde varlığını sürdüren Milas’ın hristiyan, yahudi ve son olarak Türklerin gelişiyle müslümanlardan meydana gelen kozmopolit yapısına karşın daha korunaklı topografik yapısı da gözönünde tutularak Beçin, beyliğin idari merkezi seçilmiş olmalıdır. Bizans dönemi ve sonrasında gelen Türk devrinde son şeklini alan şehir, kuzeyde kayalık üzerinde yükselen ve ovaya hakim durumda olan İç Kale ile surlarla çevrili aşağı şehirden meydana gelmektedir. İç Kale’de bugün terkedilmiş evlerden başka Hellenistik dönemden kalan bir mezar anıtı ile Türk dönemi eseri hamam ve sarnıç gibi kamu yapıları bulunmaktadır.

Şehre girilen yoldan yukarı doğru çıkıldığında Ahmed Gazi Medresesi, Orhan Camii, türbeler, Hanikâh, Kızılhan ile Kubbeli Çeşme’nin çevrelediği kent meydanına ulaşılmaktadır. Son yıllarda ortaya çıkarılmaya başlanan sokak dokusu Ortaçağ Türk kentinin biçimlenişini göstermesi açısından değerli bilgiler sunmaktadır. Şehir  surlarının dışındaki Yelli (Kepez) Medresesi ile birlikte Karapaşa Medresesi, Orman Tekkesi ve diğer zaviyeleri ile Beçin‘in, Menteşe Beyliği‘nin ilim merkezi haline getirilmeye çalışıldığı görülmektedir.

1424 yılına kadar Menteşeoğulları’nın hâkimiyetinde bulunan şehir bu tarihten sonra kesin olarak Osmanlı Devleti’nin idaresi altına girmiştir. Osmanlı döneminde çok fazla gelişim gösteremeyen şehrin nüfusu giderek azalmıştır. XVII. yüzyıl başında, Celali isyanları esnasında kent sakinleri tamamıyla İç Kale’ye çekilmiş; 1950’li yıllardan sonra kale içinde oturan son aileler de Beçin’i terk etmiştir.

Ahmet Gazi Medresesi :Beçin’de inşa kitabesi günümüze ulaşmış tek yapı olan medrese, 1375 yılında Menteşe Beyi Ahmed Gazi ta­rafından yaptırılmıştır.

Karapaşa Medresesi :Beçin kentinin güneyinde kent surları dışındadır. Örtüsü ve cepheleri harap durumdaki yapının duvarlarının da ancak bir kısmı ayaktadır. Açık avlulu medreseler grubu içinde tek katlı ve tek eyvanlı şemaya dâhil ettiğimiz yapı, kareye yakın dikdörtgen planlıdır. Doğu ve batı kenarında üçer öğrenci hücresi vardır. Moloz taşla inşa edilen medresenin kent surları dışında yer alması, geç bir tarihte muhtemelen XV. yüzyılın ilk yarısı içinde inşa edilmiş olabileceğini düşündürmektedir.

Orhan Camii:Ahmed Gazi Medresesi'nin karşısında, Mültezim Evi ve Sofuhâne'nin batısındadır. Camiden günümüze çok az kısım ulaşabilmiştir. Günümüze ulaşan bu kısımlar; beden duvarlarının bir kısmı, mihrap nişi, kuzey cephedeki mermer söve ve lentolardan oluşan giriş kapısıdır.

Beçin kentindeki kitabeli iki yapıdan biri olan Orhan Camii’nin kitabesi günümüze ulaşamamıştır. Buna karşın caminin kitabesine dair bilgileri XVII. yüzyılın ünlü seyyahı Evliya Çelebi’nin (1611-1682) Seyahatnâme’sinden öğreniyoruz. Evliya Çelebi Orhan Camii için eserinde şu ifadeleri kullanmıştır:

 “Bu mübarek cami, muazzam, mufahham, mansur ve muzaffer Emir, Türk Gazilerinin Sultanı, Şucaü’d-devle’d-din Orhan İbn. Mesud 732 senesinde yaptı. Allah zaferlerini mübarek kılsın”… “Minaresi yoktur ve toprak örtülü cami kadimdir. Tulen ve arzan yüzer ayaktır ve cami içerisinde on altı çam direğinde sütunlar vardır”.

01 Eki 2021 - 15:45 - Kültür & Sanat

Muhabir Volkan Yıldız


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Milas Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Milas hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Milas editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Milas değil haberi geçen ajanstır.




Anket Milas'ın en tanınmış antik kenti sizce hangisi?