Virüs en çok emekçileri etkiliyor

20200909_kemal_ozcan_d8b48.jpg

Hani yaz gelince, havalar ısındığında virüs bitecekti.

Bu virüs biz çalışanların psikolojisi bozdu.

Mart ayının ortasından haziran sonuna kadar ölüm korkusuyla karışık abartılı önlemlerle yaşadık.

Haziran sonundan itibaren ara verdik,  turizm gelirleri ağır bastı.

Turizm sezonu bitti önlemler adı altında yasaklar başladı.

Arkadaş baharın milleti niye aylarca evlerine kapattınız?

O günlerde çevremizde hiç pozitif vaka yoktu, bugün virüs aramızda kol geziyor.

Daha 5 ay önce İtalya’da günde 800 kişinin öldüğü haberleriyle teselli buluyorduk.

Bizim yandaş medya ardı ardına İtalya’daki hastane görüntüleri yayınlıyordu.

Bugün İtalya'da ölen sayısı 1-2.

Ne oldu?

Yoksa İtalya’da yaşlıların hepsi öldü, bitti mi?

İspanya’da da durum farklı değil..

Almanya’da ölen sayısı 5-10 kişi arasında gidip geliyor, biz de ise 50’nin üstüne çıktı.

Türkiye’de siyasi iktidar sırf turizm gelirleri için insan hayatını hiçe sayarak normalleşme kararı aldı.

Ama olsun Tayyip Erdoğan ayakta yolcu alınmayacak dedi.

Adam hastaneye gidiyor pozitif çıkıyor, eve gönderiyorlar.

Hasta metro ile evine dönüyor.

Onunla aynı havayı solumak serbest ama oturacak, ayakta gitmesi yasak!

Virüs kaparsam halimiz ne olur psikolojisi ile yaşıyoruz.

Önümüzde gelen kış..

Kış gelip de grip olduğumuzda psikolojimiz daha da bozulacak..

İnsanlar virüsü filan pek önemsemiyor ve sosyallikten taviz vermiyorlar,

bu da gösteriyor ki bu kış çok çetin geçecek.

Giresun’da miting yapılabiliyor, otobüsün üstünden atılan çayları kapma mücadelesi yaşanıyor..

Zengin ve fakir arasındaki fark pandemiden dolayı daha da derinleşti.

Ünlülerin futbolcuların sürekli Covid 19'a yakalandığını duymamızın sebebi onların rahatça test yaptırabilmeleridir..

Ali Babacan, Binali Yıldırım ve eşinin testleri pozitif çıkmış.

Emekçiler de pozitif vaka olsa dahi, semptom göstermeden kolay kolay test yaptıramıyorlar.

Zengin pozitif çıkınca en iyi hastanelerde tedavi olurken, vatandaş ne yapacağını nereye gideceğini bilemiyor.

Bir vekilin 22 yaşındaki oğlunu Kayseri'de yeterli tedavi veremediler diye, ambulans uçakla Ankara'ya taşıdılar.

Dünyanın her yerinde yoksullar hastalığa daha fazla yakalanıyor,

sağlık hizmetine ulaşmakta daha büyük zorluk çekiyor ve daha fazla ölüyorlar.

Covid-19’a yakalanma ve ölüm oranlarında Siyahlar ve Latinler ilk sıralarda.

Türkiye’de de durum farksız değil, işçiler arasında pozitif vaka oranı Türkiye ortalamasının 3,2 katı.

Milletvekili olduğunda tedbirlere uymadan şaşalı düğün yapıyorsun bir şey de olmuyor.

Durumu iyi olan okullar açılsa bile göndermeyip kendi imkanlarıyla halledecek.

Etüde verecek, hatta özel öğretmen tutacak, vatandaşın çocuğu ise EBA ile bir şeyler öğrenmeye çalışacak.

Mesela Demet Akalın maaşıyla sigortasıyla öğretmen tutmuş bile..

Hiçbir şeyde eşit değiliz.

Salgın hastalıklar, savaş, kıtlık bunlar zengine teğet geçer, emekçilerin ise içinden geçer.

Covid-19 öldürücülüğü yüksek olmayan bir hastalık.

Hastalığı atlatanların vücutlarınsa uzun vadeli sağlık hasarları bırakıyor..

İşte ülkeleri krizin eşiğine getiren derecede önlem almalarına neden olan bıraktığı bu hasarlar. 

Çünkü kalp, böbrek, akciğer, karaciğer, bağırsaklarda ciddi hasarlar bırakıyor.

Damarlarda sızıntılar yapıyor, beyne zarar veriyor.

Virüsün herkese bulaştığı düşünüldüğünde bıraktığı hasarlar,

ileride sağlık sistemlerini çıkmaza sokacak ve harcamalarını karşılanamaz hale getirebilecektir.

Halkına değer veren sosyal devletlere ciddi boyutta zararı olacaktır.

İşte bu yüzden, Covid-19 önemli bir hastalık.

Sağlık sistemini ve ekonomiyi çökertmese bile ellerindeki insan gücü kötürüm hale getirecek.

Dertleri insanların ölmesi değil, virüsün insanlar üzerinde bıraktığı hasar.

Her alanda olduğu gibi sorunların üzerini örtmenin sorunları çözmekten daha kolay olduğu düşünülüyor ülkemizde.

Enflasyonda, işsizlikte, şunda bunda tüm verilerde istatistiklerde mış gibi yapıyoruz.

Maalesef hepimiz için çok daha kötü günler geliyor.

Üstün Dökmen ‘Bir ülkenin geleceğini, vatandaşın karakteri belirler’ demiş.

Bizim karakterimiz salgınla mücadeleye uygun değil.

Bende Aids var diyen kadına, atın ölümü arpadan olsun diyen bir milletiz biz.

Salgınla yaşamayı öğrenemedik.

Hala taktığı maskeyi çevreye atanlar var, hatta atılan maskeyi yerden alıp takanlar var.

Terleyince maskeyi ters yüz edenler var.

Otobüste yanındaki ile konuşurken maskesini çıkarıp, inince takanlar var.

Artık çember daralıyor.

Artık uzakta olmayan yakında olandır.

Ekstra önlemler alınsa da yeteri kadar kontrol mekanizması işlemiyor maalesef.

Süleyman Soylu saat 24’ten sonra canlı müzik ve kaset çalmayı yasaklayan bir genelge yayınladı.

Ha bir de ayakta yolculuk yapmak yasak.

Müziği yasaklamanın virüsle mücadeleye ne gibi fayda sağlayacak onu anlamış değilim.

Bu arada selden etkilenen Giresun halkı Tayyip Erdoğan’ı coşkuyla karşıladı.

Yıl 2020 olmuş, halkına yukardan çay fırlatıyor ülkenin cumhurbaşkanı.

Millet atılan keyif çaylarını kapmak için birbirlerini ezdiler..

AKP’li vekil oğluna düğün yaptı ‘İkram yapmasan bir yemek yedirmeden yolladı derler’ diye savundu kendini.

Gösterişten başka hiçbir şey değil.

Pandemi süresince yaşananlar, baştan sona tüm Türkiye'nin özetidir.

Sadece hafta sonları ve tatil günleri uygulanan sokağa çıkma yasakları sırf fabrikalar çalışsın diyedir.

Çünkü patronların hedefleri ve siparişleri çok önemli.

İban numarası vermeler, 10 lira değerindeki SMS’ler, 5 tane maskeyi dağıtmayı beceremeyenler.

Vatandaşını 40 gün bakamayarak salgının yayılmasına sebep oldular.

En komiği neydi biliyor musunuz?

Maske satışının yasaklanıp, maske takmayan vatandaşa ceza kesildi bu ülkede.

Dardanel fabrikasında çalışan emekçiler sözde karantina ayaklarına 15 gün fabrikaya hapsedildi.

Çanakkale valisi ve İl hıfzıssıhha kurulu fabrika hapsine karar vermiş.

Diyarbakır’da bir tekstil fabrikasında çalışan 800 işçiden 200’ünde pozitif çıktığı halde üretime devam edildi.

Vestel, BMC, Söke Un gibi fabrikalarda vaka sayısı yüksek olmasına rağmen üretim devam etti.

Alınan önlemler patronun hedefiyle, karıyla doğru orantılı.

Maksat üretim durmasın.

Bunun yanında işçilerin örgütlü olduğu Kocaeli’de elektrolitik bakır üretimi yapan firmaya ait yaklaşık,

600 kişinin çalıştığı iki fabrikada, bir işçinin Covid-19 testi pozitif çıkınca üretim durduruldu.

Birleşik Metal-İş Sendikası İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 13'üncü maddesince belirtilen,

ciddi ve yakın tehlikenin önlenemez olduğu durumunun ortaya çıktığını,

14 gün boyunca kendilerini karantina altına almak istediklerini,

İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 13'üncü maddesi uyarınca çalışmaktan kaçınma haklarını kullanacaklarını belirtti.

Çalışmaktan kaçınma haklarını kullandılar.

Salgın döneminin dinamosu sağlık sektörüdür, sağlık çalışanlarının işleri gerçekten çok zor.

Bizler virüs kapmamak için hastaneye bile gitmezken, onlar virüslü hastalarla birlikte hastanede.

Sağlık çalışanlarımıza sonsuz şükranlarımı sunuyorum, iyi ki varsınız.

Sağlık çalışanlarının yanında, enerji işçileri de ülkeyi karanlıkta bırakmamak için 24 saat fedakarca görev yapıyorlar.

Stratejik iş kollarında çalışan bir dünya isimsiz kahraman var.

Onlar çalışmazsa, şalter inerse yaşam durur.

Tabip odaları bu sürecin dışında bırakıldı.

Kayseri Tabip Odası Başkanı Mehmet İlhan Şahin kentte artan Covid-19 vaka sayılarına isyan etti.

‘Artık yeter! Kayseri yanıyor. Yönettiği şehir için sorumluluk alamayanlar koltuklarını hemen terk etsin!’ diye tepki gösterdi.

Partili dünya liderimiz ‘ayakta yolcu alınmayacak’ dedi.

Onun ağzından çıkanlar derhal emir telakki edildi ve genelgeye dönüştü.

Metro, Tramvay ve Metrobüs’lere yasak gelmedi.

Ayakta yolcu alınmaması ve gece 12’den itibaren kasetten çalınan müziği kestirmek Covid-19 mücadelesinin en önemli kararı oldu.

Ayakta yolcu almayız ama Ayasofya’yı 300 bin kişiyle ibadete açarız.

Müziği kestiririz ama sel felaketinin olduğu yerde milletin keyif çayı kapmak için mücadele ettiği coşkulu bir miting yaparız.

Düğünleri yasaklarız ama AKP milletvekilinin 1500 kişilik yemekli düğününe göz yumarız.

Hatırlayın, Süleyman Soylu hafta sonu 15 ilde sokağa çıkma yasağı ilan etmişti,

Tayyip Erdoğan hafta sonu uygulanacak sokağa çıkma kısıtlamasını sosyal medya üzerinden iptal edildiğini duyurmuştu.

Neymiş, efendimizin gönlü razı olmamış!

Çaktırmadan sürü bağışıklığı stratejisi mi uygulanıyor anlamadım?

Ağustos ayında yapılan bir ankete göre halkın yüzde 60’ı Sağlık Bakanının açıklamalarına güvenmiyor.

Günlük 100 binin üzerinde testin Covid-19 belirtisi gösterenlere yapıldığı söyleniyor.

100 bin belirti gösteren insanın sadece 1600 kişisinde pozitif çıkıyor.

Bunda bir gariplik yok mu sizce?

Siz siz olun belirtiler göstermeye başladığınızda hemen test yaptırın.

Ya da Alo 184 hattını arayın yardım isteyin.

Belirtiler ateş, kuru öksürük ve nefes darlığı olarak bilinmektedir.

Bunun dışında tat ve koku duyularının kaybı, karın ağrısı,

ishal, şiddetli baş ağrısı, yaygın vücut ağrıları, halsizlik ve yorgunluk sık görülen diğer şikayetlerdir.

Bütün bunların yanında Maske-Mesafe ve Temizliğe çok dikkat edelim.

Covid-19 veba gibi, kolera gibi ölümcül bir hastalık değil ama organlarda kalıcı hasarlar bırakıyor.

Ölmemiz kimsenin umurunda bile değil aslında, asıl sıkıntı ölmeyip sakat kalmamızda.

Domuz gribi ile ilgili meşhur bir Temel fıkrası vardı.

Dursun Temel'e sormuş, ‘Temel Fadime nasıl?’ diye,

Temel cevap vermiş ‘gribi geçti ama domuzluğu üstünde.’

O hesap Covid-19’ da bir nevi grip,

gribi geçince üstümüzde neyi kalacak bakalım?

Hoş kalın, İnançla ve Dirençle kalın!

Kemal ÖZCAN-09/09/2020

Related Articles

d1391c5b14123.gif