YORGUN MAYIS KISRAKLARI

          Doğan Kitap tarafından yayınlanan Yılmaz Karakoyunlu’nun Anı Roman türü bu güzel kitabını yirminci yüzyıla damgasını vurmuş üç nadide insanımızın öyküsünden kesitler sunarak ve bizlerin beğenisine bıraktığı okuma tadıyla zevkle yeniden okudum. Alın sizler de okuyun.

       Adnan Bey’in sesinde gençliğinin hayıflanmış hatıralarına dönmek isteyen arzulu özleyiş vardı. Bahar sabahlarında kısrakları ovaya salan kâhyanın cakalı yürüyüşünü hep hayranlıkla hissetmiş, bu kısrakların sırtında, sınırsızlığın hazzını duymak istemişti. Beyaz kısrağın taze bir kız gibi ovada salındığını gözlerinin önünde getirdi. Bu kısrağın gözlerinde mor bakışlı şafakların billur kâselerini gördüğünü söylerdi (…)

        ‘’Kısrakların zorla ahırlara konuluşunu hala içime sindirebilmiş değilim. Hürriyete susamış yelelerin nasıl savrulduğu gözlerimin önünden hiç gitmedi. Hürriyete tutkunluğumun ilk heyecanını o ovalarda şahlanan yorgun mayısın kısraklarından almıştım.”

       Yılmaz Karakoyunlu, Yorgun Mayıs Kısrakları’nda Cumhuriyet’in kuruluş yıllarından 1960’a kadar uzanan bir dönemi romanlaştırmış, olaylar gerçek. Karakoyunlu’nun kıvrak anlatımıyla kalem aldığı hüzünler, acılar, sevinçler de gerçek. Ya aşklar, aşklar da gerçek. Nazım Hikmet’in, Yahya Kemal’in Adnan Menderes’in aşkları… Ve gerçek olan iki şeyden daha var; Mahpusluklar ve idamlar…

         Menderes, bereket demektir. Geçtiği topraklar üzerinde yüzlerce küçüklü büyüklü kıvrımlar çizerek alüvyon toplayan ve onları, çiftçinin, emrine veren ırmak anlamına gelir. Adnan Bey’in üç oğlu vardı; Yüksel, Mutlu, Aydın. Üçü de milletvekili seçilip parlamentoya girdiler. Yüksel ve Mutlu talihsiz ölümlerle babasının yanındalar. Fatih Rüştü ve Hasan Polatkan’la üçü idam edildiler. 30 yıl sonra naaşları özel olarak inşa edilen anıt mezara nakledildi. 20 yıl sonra bir ihtilâl daha oldu.

      Yahya Kemal Bey, 1958 kışında hayata veda etti. Şiirleri şarkılarda her gün bir sıcak hatıra hissiyle söylenir, canlanır… Büyük aşkının adı Celile’dir.  

      Celile Hanım 1956’da öldü. Dediği doğru çıktı. Doğduğu şehir, memleketinin sınırları dışındaydı. Öldüğü şehir de memleketinin dışında oldu. Doğumunun yüzüncü yılı “Nazım Hikmet Yılı” ilan edildi. O yılın hükümeti, TBMM’de Nazım’ın yılını kutlamaya yüreklenemedi. Ama bizler onun kıymetini biliyoruz.

Anladım hayat mâzinin adı

Yıllara karışan her şey ser verir

Hasretle doludur geçmişin yâdı

Mazinin elemi bile tatlıdır.

                               Nazım Hikmet

Hicretlerin bakiyesi hicranlı duygular,

Mahzun hudutların ötesinde akan sular,

Gönlünde hep o zanla beraber çoğaldı

Bildim nedir, ufuktaki sonsuzluğun tadı

                                             Yahya KEMAL

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Turgay Mutlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Milas Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Milas hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Milas editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Milas değil haberi geçen ajanstır.



Anket Koronavirüs denetimlerini yeterli buluyor musunuz?