ŞİDDET İNSAN KAYNAKLIDIR…

                  Gün geçmiyor ki; cinayetler, işkenceler, darbelemeler (vuruşlar) ve etkili eylemler, savaşlar, baskılar, suçluluk ve suçlu tutulmalar, terörizm ve benzerlerine ait haberlerden geçilmiyor. Birbirlerine uymayan tüm bu olguların ortak zeminde buluştukları görülüyor. “Şiddet”.

                   Şiddet huzurun karşıtıdır. Onu bozar veya tartışmaya açar. Şiddet; ölçüleri aşan ve kuralları çiğneyen kaba ya da çılgın bir güçtür.

                    Ne yana dönersek dönelim, hangi açıdan bakarsak bakalım şiddet kavramının özünde; bir şeye karşı kullanıldığında şiddet olgusunu yaratan gücü görürüz. Bu anlatımın özüne doğru gittikçe de değer yargıları kaybolmakta ve yerlerini vasıfsız güce terk etmektedir. Zaten bu güç, bir canlı da da olsa, bir eşya da da olsa, doğaya karşı da olsa, değerin ne olduğunu bilmez. Belirli ölçüleri aştığında veya bir düzeni bozduğu zaman “şiddet” olarak algılanır.

                     “Şiddet” sözcüğünün günlük kullanımına yakından bakar ve incelersek, anlam çeşitliliğinin nerelere varabileceğini de anlayabiliriz. Burada öz kavram güçtür. Bu yüzden şiddet denildiği zaman öncelikle anlaşılan ‘bedensel davranışlar ve eylemler’ dizisi olmaktadır. Şiddet her şeyden önce vurma ve kötü davranma eylemidir. Bu yüzden her zaman iz bırakır. Hâlbuki gücün şiddet olarak tanımlanabilmesi için belirlenmiş olan normlar çok çeşitlidir. Bu yüzden norm sayısı kadar şiddet biçiminin bulunduğu kabul edilebilir. Ancak şiddet durumlarını ve şiddet eylemlerini açıklarken: “ Karşılıklı ilişkiler ortamında taraflardan biri veya bir kaçı doğrudan veya dolaylı, toplu veya dağınık olarak, diğerlerinin bir veya bir kaçının bedensel bütünlüğüne veya törel (moral, manevi, ahlaki) bütünlüğüne veya mallarına veya simgesel ve sembolik ve kültürel değerlerine, oranı ne olursa olsun zarar verecek şekilde davranmalardır” tanımını kullanabiliriz. Bu anlamların varlığına dayalı olarak da orada şiddet vardır diyebiliriz ve demeliyiz.

                    Her ne kadar şiddet kavramında öz “güç”tür desek de, karmaşık ve karşılıklı ilişkiler yumağıdır “şiddet”.  Burada pek çok sorumlu bulunabilir. Devlet kademeleri de işin içinde olabilir. Bazı totaliter rejimlerde kamplara sürgünlerin bürokrasi tarafından örgütlenmesi, Nazi kampları gibi… Kullanılan araçlara göre de değişik şiddet oluşumları vardır. Elleri ile öldürmek, kurşunlamak… gibi yöntemlerin kullanımlarıyla da dolaylı yollardan gerçekleştirilebilir “ şiddet”. Bazı türleri de zaman içerisine yayılımlıdır. Eylem olarak bir kerede, toptan, kademeli, hatta hissettirmeden zamana yayılmış olarak da gerçekleştirilebilir. Doğrudan öldürmek kadar, açlıktan ölmeye terk etmek veya yetersiz beslenme koşulları yaratmak gibi; bazı durum ve zamanlarda da bir rakip doğrudan doğruya saf dışı bırakılabilir veya bir dizi mesleksel ve yönetimsel yasaklama ile onun siyasi ve toplumsal yaşamdan çekilmesine de yol açabilir “şiddet”. “Şiddet”in verebileceği zararlar da çok çeşitlidir. Ağır veya hafif bedensel zararlar, ruhsal veya törel zararlar, mala verilebilecek zararlar, yakınlara veya kültürel değerlere verilebilecek zararlar, doğal yaşama ve yaşam alanları ile tabiata verilecek zararlar… Görünüme göre içinden çıkılmaz gibi görünümler almaktadır bu zararlar. Maddesel ve bedensel olanlar görülebildikleri için en önemli zararlar olarak algılanmaktadırlar. Fakat ruhsal ve türel zulüm, sürekli baskı ve tehdit, geleneklere ve inançlara saldırılar da çok ciddi boyutlara ulaşabilir ve hemen görünmeyebilir. Aslında sorun “kişi”nin kesin sınırlarını saptamaktır. Bu sınırın bedensel varlık olgusuna indirgenebileceği de kesin değildir. Sorunun özünde, nesnel tanımların yetersizlikleri yatıyor. Sorun, değer yargılarını bir tarafa bırakarak, nicel bir araştırmaya olanak sağlayacak ölçütleri saptayabilmektir.

                   Adı ve kaynağı ne olursa olsun “şiddet” insan olmaya ve insanca yaşamaya özgü bir eylem, olgu değildir. Bireysel veya toplumsal rezaletlerdir… İnsan kaynaklıdır. Bireysel ve toplumsal rezaletlere karşı tavırlar almalıyız. Aynı zamanda, nitel bir değerlendirme için; şiddete karşı toplumsal düzeneklerin sağlıklı işletilebilmesi ve hukuk, ekonomi, eğitim ve diğer bilimsel alanların şiddete karşı öngörüleri hayata geçirilmeli. “Şiddet”siz bir dünya mümkün.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Osman Kara - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Milas Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Milas hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Milas editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Milas değil haberi geçen ajanstır.



Anket Koronavirüs denetimlerini yeterli buluyor musunuz?