TEHDİT, ŞİDDET, SAVAŞ…

                   Ukrayna ile Rusya açık savaş halinde. Ancak bir siyasal çözümleme yapılacak olursa tüm devletler birbirleriyle potansiyel bir savaş içerisindeler. İç politikalarda ise meşru şiddeti tekelinde bulundurur otoriteler; aynı anda karşı karşıya bulunan gruplara, sorunların barışçı yollardan çözülmesi gerektiğini de buyururlar. Bazı bazı, bazı uzmanlar çağımızda durumun tersine döndüğünü gözlemlediklerini de sanmaktadırlar. Devletler iç bünyelerinde şiddetin tırmanışına göz yumarken, birbirleri arasında “özellikle nükleer tehditten korkarak” görüşmeler ve pazarlıklar sürdürmeye özen göstermektedirler. Aslında son yıllarda hem yerel anlaşmazlıkların sayısı artmış, hem de uluslararası gerginlikler, şiddet uygulamaları ve savaşlar ile savaş gösterileri tırmanma eğilimine girmiştir. O halde “iç ve dış politikalarda gerçek ve açık çatışmaların çıkmadığı, şiddetin bazen patlama yaparak, zaman zaman tehditler de ederek sürekli gündemde kaldığı ve oyunlarını olabildiğince akla dayalı veya akılsal oynamaya çalışan taraflarca denetim altında tutulduğu bir soğuk savaş ortamı geliştirmiştir” demek daha doğru olur. Şiddetin stratejisi kavramından anladığımız da işte budur. Bu açıdan bakıldığında şiddetin yöntem değiştirerek siyaset içinde de sürdüğü görülür. Siyaset dünyasında şiddetin yeri, pazarlıklar, kışkırtmalar, yaptırım tehditlerinden sonra gelir. Daha ileri aşamalarda yerini başka ilişki türlerine de bırakır. Yaşamsal sistemler içerisinde savurulan tehditler, sessiz yürüyüşler, şiddet eylemleri, birbirlerini güçlendiren ve birbirlerinin inandırıcılığını arttıran ilişkiler zincirlerine örnek oluşturabilir. Somut örnek olarak İran’da akaryakıta yapılan zamlara karşı gelişen olaylar veya eylemler bastırıldıktan hemen sonra, İran yöneticilerinin sözde uluslararası düşmanlarına karşı giriştikleri sözlü saldırılardan sonra değişik boyutlarda terör olaylarının tırmanışı da düşünülebilir.

                   Şiddet ve tehdit, birbirlerini destekleyen iki olgu gibidir. Söz konusu olan, niyetlerin açıklanması ve bunların gerçekleştirebileceğine karşı tarafın inandırılmasıdır. Ne var ki böylesine bir etkileşim yumağı içinde sadece tek bir “karşı taraf” yoktur. Dış politikalarda olayların dışında kalan bir kitle veya uluslar vardır ki, onun desteği ya da muhalefeti de çok önemlidir. Bu kitle veya uluslar yerine göre uluslararası kamuoyu, yerine göre bağlantısız ülkeler, yerine göre de fazla ileri gitmek istemeyen bağlaşıklar (müttefikler) olabilir. İç politikalarda ise söz konusu edilenler arasında sessiz çoğunluk, kararsız seçmenler ve benzerleri sayılabilir. Bu yüzden taraflar bir yandan kendi aralarındaki mücadeleyi sürdürürken, bir yandan da kamuoyunun nabzını dikkate almak zorundadırlar. İyi bir iletişim politikası kamuoyunu kendi yanına çekmeyi, en azından karşı tarafa destek vermesini önlemeyi amaçlar: Bu aşamada şiddet kadar onu algılama biçimi de önemlidir. Bilgi yayma _ bilgi bozma kampanyalarının, çarpıcı girişimlerin, kışkırtmaların bu aşamada oynadıkları rol yadsınamaz.

                  Bu mücadelede şiddet ögesi kademelidir ve denetim altındadır. Hatta taraflar karşıtlarını, sakınılacak eylemlere bile zorlayabilirler. Örneğin karşıtlarını kendilerine karşı acımasız bir baskı uygulamak zorunda bırakmaya çalışırlar. Böylece “ezilen _ mazlum” pozisyonuna yükselerek halkın desteğini kazanabilmeyi umarlar.

                    Böylesi stratejilerde, birbirleriyle mücadele eden taraflar arasında bir iletişim bulunduğu varsayılır: Her şeyden önce amaçların karşı tarafça anlaşılmasına olanak sağlarlar, taraflar birbirlerini, eylemlerini yorumlayacak kadar rasyonel kabul edebilirler. Böylesi bir anlaşımın uygulamada sağlanmasının ve korunmasının her zaman kolay almayacağı da açıktır.

                    Stratejiler çelişkili sonuçlara da yol açabilirler. Taraflar birbirlerini beklenmedik, sürpriz eylemlerde bulunarak şaşırtmak istediklerinden hem mücadelenin tırmanmasına neden olabilirler ve hem de kararsız izleyicileri çatışmaların içerisine çekebilirler.

                     Stratejilerin doğurabilecekleri bütünüyle aksi bir sonuç ise anlaşmazlıkların, tarafların belirli sınırları aşmamak, belirli yöntemlerin dışına çıkmamak konularında uzlaşmalarıyla belirli kurallara oturtmalarındandır.

                     Uluslararası ilişkiler alanında ise şiddetin strateji kuralları her zamankinden daha etkilidirler. Bu durum kendini süper güçlerin birbirleri ile olan doğrudan ilişkilerde değil, daha çok yerel çatışmalara dayalı katılımlarında ve çağımızda yeniliği olan uluslararası terörizm alanında gösterir.

                      Tehdit, şiddet ve savaş kavramları bireysel, grupsal ve devletlerarasıdır. İnsan kaynaklıdır. Çoğunlukla planlı, örgütlü ve önceden belirlenen hedefler bağlamında mevcudiyet bulmaktadır. Genel kabul görmüş insani değerleri her aşamada boğmaktadır. Oyunu bozmak yine insanlara düşer.

                    

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Osman Kara - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Milas Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Milas hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Milas editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Milas değil haberi geçen ajanstır.



Anket Koronavirüs denetimlerini yeterli buluyor musunuz?