GELDİKLERİ GİBİ GİDERLER!

Bilinçaltımıza sürekli tuhaf bir algı pompalanıyor.

Neymiş, Tayyip Erdoğan seçimi kaybetse de gitmeyecekmiş!

Türkiye’de seçim kaybedip de gitmeyen iktidar yoktur.

Bana sorarsanız bu saatten sonra Erdoğan kaybedeceği seçime girmez, girdiği seçimi de bir şekilde kazanır.

Kazanamazsa bile ardında yönetilemez bir ülke bırakıp, bir sonraki seçimde daha güçlü gelmeye çalışır.

CHP ve Kılıçdaroğlu gibi bir muhalefet varken kaybetmesi mümkün değildir.

Adama istifa et demeye bile cesaretleri yok!

Hatırlarsanız Erdoğan ‘yürekleri yetse istifamı isteyecekler’ demişti.

Millet ittifakında ve özellikle CHP’de inanılmaz bir gevşeklik var.

Kimi koysak kesinlikle kazanır rüyasındalar.

Bir zamanlar CHP’lilerin çoğu dolar kurundan bile medet umar hale gelmişti.

Dolar 10 lira olacak, hükümet havlu atacak velhasıl CHP iktidara gelecek!

Benzin, mazot 30 lira, bir litre süt 20 lira, haziran ayında domates hala 20 lira,

kiralar uçmuş, ev ve araba almak hayal olmuş, dolar 20 liraya doğru gidiyor,

yolsuzluk başını almış gitmiş, hak-hukuk-adalet kalmamış, halk nefes alamaz hale gelmiş.

Bu tablonun bir tık üstü kıyamet, gene tık yok!

Ekonomik kriz, mülteci sorunu, sağlıktaki, eğitimdeki problemler, zamlar ve halkın alım gücü derken artık ülke iyice battı. 

Bu tabloda bile anketlerde CHP’nin oy oranı hala yüzde 25 çıkıyor.

Bunca olumsuzluğa rağmen partinin oy oranı artmıyorsa sorun kimde?

Hey gidinin CHP’si hey!

Dün kurulan İYİ parti bile yüzde 20’lere gelmiş durumda.

CHP cephesinde değişen bir şey yok!

Halbuki ülkeyi bu hale getiren bir iktidarı sandığa gömmesi gerekiyordu.

Daha ne olmalı ki CHP’nin oylarında patlama yaşansın?

Demek ki bir şeyler yanlış yapılıyor, demek ki izlenen politikalar yanlış.

CHP’nin kendi üyesi bile canı gönülden isteyerek oy vermiyor.

CHP, Büyükşehir belediyelerini kazandıysa HDP aday çıkarmadığı için kazandı, PKK’lı derler diye bu bile inkar ediliyor.

CHP yöneticileri sahip oldukları konforlu yaşamı terk edip yüzde 25 oyu riske atmak istemiyorlar.

Beyler riske girmek istemedikleri gibi kolay, rahat ve risksiz olan yolu seçiyorlar.

Ana muhalefet koltuğunu korumaktan başka da bir düşünceleri de yok.

Az olsun ama bizim olsun!

Sorsan kendilerinde hiç hata, kusur yoktur, sorun parti içindeki İrlandalılardır!

Her biri kendini beğenmiş, halktan kopuk, koltuk sevdalısı oligarklara rağmen,

20 yıldır inatla CHP’ye oy veren yüzde 25’i gerçekten kutlamak gerekiyor.

Muhafazakar kesimde ise CHP gelirse daha kötü olacağız korkusu var.

Yahu arkadaş her gün bir önceki günü arar olduk, bir ülke nasıl daha kötü olabilir?

Her hafta Salı günleri yapılan şovlarla, içeri alınmayacağını bile bile gidip kapılara dayanmakla olmuyor bu işler.

Bugün CHP’nin başında Ecevit olsaydı ortaya atacağı bir sloganla bile rüzgarın yönünü tersine çevirirdi.

‘Martın sonu bahar’ veya ‘geliyor gelmekte olan’ gibi liboşvari sloganlar yerine,

 dün ‘Toprak işleyenin su kullananın’ dediği gibi,

‘Fabrikalar, tarlalar, siyasi iktidar, her şey emeğin olacak!’ der çıkardı.

Emek dedim de, CHP son zamanlarda kendini ‘yeşiller’ ekseninde konumlamaya başladı.

Partide ikbal peşinde koşanların sayısı ‘emek en yüce değerdir’ diyenlerin önüne geçmiş durumda.

Muğla CHP ise adeta Türkiye’nin aynası gibidir.

Çimento fabrikasına, Bargilya tuzlasının betonlaşmasına onay verenlerle,

Termik santraller çalışmasın diye maden ocaklarındaki zeytin ağaçlarına sarılan ‘kömürsüz Muğla’ kuyrukçuları aynı zihniyet.

Bu ne iki yüzlülüktür böyle?

Zeytin ağaçları yıllardır taşındı, bal gibi de taşınır!

Gidin bakın Turgut’taki Lagina harabelerinin girişindeki 3000 yıllık anıt zeytin ağacı maden ocağından söküldü oraya dikildi.

Ocaklardan yüzlerce, binlerce zeytin ağacı taşınırken,

bırakın ağacı Eskihisar, Yeşilbağcılar o günün madenci-sendikacısı, bugünün kuyrukçu vekili Süleyman Girgin Maden-İş Şube başkanıydı.

Nasıl taşınacağını o çok iyi bilir, bunu partililerine de pekala anlatabilir?

Ancak o bir daha seçilememe kaygısıyla yanıp tutuşan ihanetin dut yemiş bülbülü oldu.

Sendika başkanlığı döneminde olsaydı çığlık çığlığa,

‘Yüz karası değil, kömür karası/ Böyle kazanılır ekmek parası’ ajitasyonu çekiyor olurdu.

Yatağan Enerji ve Maden işçilerinin direnişini kullanarak vekil olan bu zat,

bugün utanmadan ‘kömürsüz Muğla’ için zeytinime dokunma seanslarına katılıyor.

İkizköy’de çevreci olduklarını iddia edenler tarafından darp edilen maden işçileri için bir açıklamasını duyan var mı?

Duyamazsınız!

Yatağan Termik Santrali önünde kapatma tiyatrosu oynamaya gelen CHP’li vekillerle ilgili bir açıklaması oldu mu?

Olmaz, olamaz çünkü ikbal kaygısı bülbüle dut yedirir.

Yarın seçim günü geldiğinde bu tiyatrocular, bu sözde zeytinciler,

bu çevre kuyrukçuları, kömürsüz Muğla saçmalığının peşinden koşan siyasi erkan, 

Yatağan-Yeniköy ve Kemerköy enerji ve maden işçilerinden hangi yüzle oy isteyecekler onu çok merak ediyorum?

Kılıçdaroğlu’na gene mezhep üzerinden saldırmaya başladılar.

Kılıçdaroğlu da maalesef cesur siyaset yapamıyor.

Açık açık çıkıp ‘evet ben aleviyim ne var bunda?’ diyemiyor, inatla alevi olduğunu halktan gizlemeye çalışıyor.

Ekmeleddin’i aday yapıp ‘tıpış tıpış oy vereceksiniz!’ deme cesareti vardı ama.

Ülkenin bu hale gelmesinde büyük katkısı olanlarla aynı masanın etrafında samimiyetsizce iş çeviriyor.

Tüm dertleri sağ ve muhafazakar seçmenin gözüne girmek.

Bunları yazıp söylersen karşına ‘şimdi ortalığı karıştırmanın zamanı mı?’ diyen CHP’nin kurşun askerleri çıkar.

CHP’de particilik oynayan bu karakterlerden bolca var.

CHP, farklı kesimlerden oy almak için AKP’ ye benzemekten sıyrılmadığı sürece iktidar olamaz.

Ekonomiye gelince hamdolsun yerli ve milli ekonomik kararlar alan bir liderimiz var.

Bize her hafta müjdeler veriyor.

Geçen günkü müjdeyi gece yarısı verdi.

Bu saatte açıklama yapılması bile başlı başına güvensizlik sebebi.

Ciddiyetsizlik örneği.

Vatandaşla bu kadar dalga geçilmez.

Fakat bu sefer dağ fare bile doğuramadı.

Hani bir söz vardır ya ‘mabadıyla inatlaşan altına eder’ diye ekonomi de aynen öyle yönetiliyor.

Yılda en az iki ekonomik model yaratıyorlar..

Bütün mesele milletin elindeki paralar dövize gitmesin.

İktidar resmen küçük yatırımcıyı tokatlıyor.

Örtülü faizlerle nas’a uyuyormuş numarası yapıyorlar.

Deneme yanılma yöntemiyle ülke yönetiliyor!

Her seferinde müjdenin adını cilalayıp cilalayıp millete yedirmeye çalışıyorlar.

Yeni Türkiye palavraları vardı tutmadı, eskiyi arar olduk.

Her gün benzine, mazota zam yapar oldular.

Özelleştirme peşkeşi ile satacak kurum kalmayınca , şimdi de olmayan şeylerin getirilerini satmaya çalışıyorlar.

Halkın iyice yoksullaştırılıp tüketim yapamaz hale getirilmesi amaçlanıyor.

Millet benzin, doğalgaz, cep telefonu, araba, hatta domates,

et, peynir vs alamayacak ki cari açık kapansın, merkez bankasında döviz biriksin.

Bu krizden çıkmanın başka bir yolu yok maalesef.

Atatürk’ün bir sözüyle bitireyim yazımı.

13 Kasım 1918 tarihinde boğazdan işgal donanmasının arasından geçerken,

Atatürk, yaveri Cevad Abbas’ın ağladığını görür ve ‘Geldikleri Gibi Giderler!’ sözünü söyler.

İşte bu söz 19 Mayıs 1919 ve Kurtuluş Savaşı’mızın ilk işareti olur.

Hoş Kalın, İnançla ve Dirençle kalın!

Kemal ÖZCAN-20/06/2022

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Kemal Özcan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Milas Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Milas hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Milas editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Milas değil haberi geçen ajanstır.



Anket Koronavirüs denetimlerini yeterli buluyor musunuz?