‘YANDI, BİTTİ, KÜL OLDU’

Yaza yangınlarla başladık.

Yazın geldiğini veya yazın bittiğini yangınlardan anlıyoruz.

Doğası, demografisi, kültürü, ekonomisi, eğitimi, sağlığı,

her şey tutanın elinde kalıyor, bu kadar sahipsiz bir ülke yoktur.

Her yangın çıktığında ise hemen ‘Kömürsüz Muğla edebiyatı yapan cehalet piyasaya çıkıyor,

karbon salınımı, fosil yakıt, iklim krizi gibi masallar anlatıyor!

Bunları kafanıza takmayın, artık İklim Değişikliği Bakanlığımız var, o halleder.

Küresel figüranlar 5 yıldızlı otelleri için arsa hayalleri kurarken,

kızılçamdan yapılmış kamelyasının altında, gürgenden yapılmış sandalyesinde sallanarak,

rakısını yudumlayan küresel ısınmacı tayfa ise gene sosyal medyada ayar vermeye başladı.

Yahu arkadaş gidin nereye hotel yapacaksanız yapın, kesin oradaki ağaçları temizleyin,

hem ağacı kereste olarak değerlendirmiş oluruz, hem de hava kirlenmemiş olur...

Yeter ki yakmayın!

Bilimden uzak, saçma sapan ayak izi masallarını dinlemekten bıktık artık.

Çıkan yangınların nedenleri ile ilgili istatistiki bilgilere bir bakalım.

Türkiye'deki orman yangınlarının yüzde 89' u insan kaynaklı,

geri kalan yüzde 11'i ise yıldırım gibi doğal nedenlerle çıkmaktadır.

Anız yakanlar, mangalla piknik yapanlar, içtiği sigaranın izmaritini,

sodanın şişesini ormana atanlar, babasına kızanlar, ormancıya kızanlar filan…

Dikkatsizlik, tedbirsizlik sonucu veya kasten yakılıyor ormanlarımız.

Marmaris yangını da kasten çıkarıldı.

Bu ülkede ormanları yakanlar nedense hep PKK’lı olurdu,

altından bu sefer Fetö filan çıkar diye düşünmüştüm ama ailesine kızan bir ruh hastasıymış.

Cani yakalandı ama gidende gitti tabi.

Amazon bölgesinin önemli bir kısmını maalesef kaybettik.

Anadolu vaşağı, boz ayı, 3 farklı kurt çeşidi,

Türkiye’ye özgü karakulağa, arılara ev sahipliği yapan bir bölge yandı bitti kül oldu.

Tarım ve Orman Bakanı Vahit Kirişçi yangında 4 bin 500 hektarlık alanın zarar gördüğünü açıkladı,

bu da yaklaşık 6 bin 340 futbol sahası büyüklüğündeki bir alana tekabül ediyor.

Aynı Bakan yangın başladıktan sonra,

4 Temmuz'da gece görüşlü 10 helikopterin bakanlık envanterine katılacağını duyurdu.

Yangınla pazarlık yapsaydık da 4 Temmuz’dan sonra çıksaydı keşke.

Koca bir yıl ne yaptınız arkadaş!

Geçen yıl 28 Temmuz-12 Ağustos arasında da Türkiye'nin güneyinde yaklaşık,

174 bin futbol sahasına denk orman alanı yangınlar sebebiyle kaybedilmişti.

Günlerdir süren yangının söndürülememesinin temel nedeni önceki yangınlardan ders çıkarmadığımız içindir.

Yazık, önceki yangınlardan ders çıkarmasını da bilmiyoruz.

Her yangında biz her şeyi yeniden keşfetmeye çalışıyoruz.

Yurtdışından gelen yardımları bile geri çeviriyoruz, kabul etmiyoruz.

Beğenmediğimiz Yunanistan 2015 yılında başına gelen felaketlerden ders çıkardı, bir yangın söndürme filosu kurdu.

Biz THK yangın söndürme uçaklarını heba ettik.

Çok mu zor itibardan tasarruf edip beş on tane yangın söndürme uçağı almak?

Yangın garantili yap işlet ihalesi yapmış olsaydık her yer yangın uçağı olurdu.

Orman yanarken herkes birbirini suçluyor.

Tabi bu arada şov yapan yapana.

Şovdan oradaki ağaçların, sincapların çığlıkları duyulmuyor.

Şu kadar uçak, bu kadar helikopter katılıyor söndürmeye diye iktidar da sürekli rakamları konuşuyor.

Muhalefet ise tamam da gece görüşlüsü yok diyor.

Maalesef Türkiye'de orman yangınları teknik bir olay olarak değil, siyasi bir olay olarak görülüyor.

Orman yangınında uzmanlar, İl Müdürlüğ, Orman İşletme Müdürlüğü,

ve Orman Genel Müdürlüğü teknik anlamda sahada olmalılar.

Çünkü konuyu bilen onlardır.

Orman Bakanının yanan ormanın içinde işi ne?

Orman Bakanı veya diğer bakanlar veya valiler, belediye başkanları sahadaki uzman kişilere, teknisyenlere yardımcı olurlar.

Maalesef Türkiye'de orman yangınları teknik bir olay olarak değil, siyasi bir olay olarak görülüyor.

Doğrudan doğruya teknik bir olaya politik olarak müdahale ediliyor.

Geçen yıl hükümet, Türkiye tarihinin en büyük orman yangınları olarak nitelendirilen yangınlara hazırlıksız yakalandığı,

ve gerekli müdahalede bulunulamadığı gerekçesiyle eleştirilmişti.

Bu yıl gene hazırlıksız yakalandık ama hükümet bir konuda erken davrandı.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun yangına ilişkin,

‘Sahadaki kahramanlarımızın moral ve motivasyonunu olumsuz yönde etkileyenler hakkında,

hukuk çerçevesinde yapılması gereken ne varsa yapılacaktır’ dedi.

Sansürü koydu, hadi sıkıysa eleştirin bakalım.

Marmaris Belediye Başkanı Mehmet Oktay, ‘Maalesef ki yangında 24 saat geride kaldı.

Dün karanlık bastırmadan alevlere müdahale edebilmek için bölgeye gece görüşlü helikopter desteği istemiştik.

Öğrendik ki envanterde yokmuş’ dedi.

Şaka gibi.

2019 yılından beri ülkenin özellikle Muğla’nın yanmadık yeri kalmadı.

Belki de yangını engellemek zordur bilmiyorum ama daha geçen sene cayır cayır yanmışken,

söndürmeyi becerememek sadece bizim ülkemize mahsus sanırım.

Daha Temmuz ayına girmedik, ülkenin bazı kesimlerinde hala akşamları soba yakılıyor,

geçen sene ki gibi bu senede Güney’de yangınlarla boğuşacağız.

Canlı bombalar patlamaya başladığında her ilin, her ilçenin karayolu giriş çıkışlarına 7/24 karakollar inşa etmiştik.

Peki yaz aylarında orman girişlerine asker, polis, ormancı dikmek çok mu zor?

O çok övündüğümüz İHA’lar, SİHA’lar bu işte kullanılamaz mı?

Uzmanlara göre biz yangının hemen çıktığı noktalarda söndürmeye odaklanıyoruz.

O yüzden kontrol altına almakta zorlanıyoruz.

Rüzgarı da dikkate alarak yangının hızıyla ilgili olarak hangi kilometrede,

hangi yöntemlerle önlenebileceğinin hesapları yapılmalıdır.

Yoksa yanacak şey kalmayıncaya kadar devam eder.

Yangını en kısa mesafede söndüreyim diye yaklaşarak asıl mevziyi kaçırıyoruz.

Sorunu uçak veya gece görüşlü helikopterlere indirgenmesini de de yanlış buluyorum.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, orman yakanlara caydırıcı bir ceza verilmesi gerektiğini belirterek,

‘Ucu nereye dayanıyor idama mı, idam olmalı’ dedi.

Nerde bir aciziyet var hemen idam, hemen polisiye tedbirler sıralanıyor…

Eskiden dilimize pelesenk olmuş anlamsız bir tekerleme vardı.

‘Komşu komşu hu / Oğlun geldi mi / Geldi

Ne getirdi / İnci Boncuk  

Kime kime / Sana bana

Başka kime / Kara kediye

Kara kedi nerde /Ağaca çıktı

Ağaç nerde / Balta kesti  

Balta nerde / Suya düştü 

Su nerde / İnek İçti

İnek nerde / Dağa kaçtı 

Dağ nerde / Yandı bitti kül oldu…’

Bu tekerlemede komşunun oğlunun hediye getirdiği,

kara kedinin çıktığı ağacı kesen baltanın düştüğü suyu içen ineğin kaçtığı dağ,

Marmaris’te hakikaten yandı, bitti, kül oldu!

Hem de komşusu, kedisi, ağacı ve ineği ile birlikte!

Ne inci kaldı ne boncuk?

Ne sana kaldı ne bana?

Ama başkalarının yanına kaldı!

Son olarak yangınlara sebep olanlara da, engel olamayanlara da lanet olsun!

Hoş kalın, İnançla ve Dirençle kalın!

Kemal ÖZCAN-26/06/2022

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Kemal Özcan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Milas Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Milas hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Milas editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Milas değil haberi geçen ajanstır.



Anket Koronavirüs denetimlerini yeterli buluyor musunuz?