DİPLOMALAR YIRTILMASIN…

                         Urfa’da bir hasta yakını, tedaviye gittikleri doktoru darp etmiş, şiddet uygulamış, kaba kuvvet kullanmış. Şikâyetler, kolluk kuvvetler, hukuksal hak arama çabaları peşinden… Sonra mahkemeden salıverilmesi yürekleri yaraladı. Öncekiler gibi… Düşünebilen, aklı ile yaşamına yön verenler üzüldüler; ancak o doktor çok daha fazla… Sanığın salıverilmesi sonrası önce diplomasını yırtarak, sonrasında da mesleğini bırakarak tepkisini anlatmaya çalıştı. Her şiddet ve kaba kuvvet gibi sağlıkçılara da yapılanlar kabul edilemez. Bu nasıl yaşam algısı? Bu nasıl şiddet, kaba kuvvet? Anlamlandırılamıyor… Üzerinde düşünülmeli.

                        Şiddet veya kaba kuvvet bir etkileşim aracı mıdır? Kuşkusuz sadece bir iletişim aracı değildir. Çözüme kavuşturulması gereken büyük bir toplumsal sorundur. İstenilen sonuçlara ulaşabilmek için şiddet veya kaba kuvvet kullanımının yaygınlaşan bir yöntem haline dönüşmesine karşı duyarlı olunmalıdır. Çağdaş toplumlar karşı karşıya kaldıkları bu tehdide karşı sürekli yeni düzenekler ve denetim araçları geliştirmektedirler.

                        İnsan davranışlarının özgür bireylere özgü nedenler tarafından belirlendiklerini sananlar, denetim ve önlem oyunlarının çokluğu karşısında şaşırabilirler. Oyunlar genellikle haklarında yeterli bilgi sahibi olunamayan olgu ya da olaylar üzerinde oynanır ve sonucu önemli ölçüde etkileyebilirler. Şiddete veya kaba kuvvete karşı önlemler ve bu önlemlerden de belirli sonuçlar çıkarmamıza rağmen gerçekte şiddet ve kaba kuvvet uygulamaları hakkında kesin hiçbir bilgiye sahip değiliz. Şiddet ile kaba kuvvet canlılar dünyasının tamamında görüldüğü gibi; denetimden sorumlular tarafından da başvurulan yöntemlerdendir.

                        Şiddet ve kaba kuvvet uygulamalarına karşı toplum deneticilerine birkaç örnekle bakacak olursak; toplumsal yaşam ortamında güvensizlik önde gelen sorundur. Toplumların toplumsal yaşam yerlerinin bazı bölgeleri çok tehlikelidir. Katiller ve kurbanlar genellikle gelir düzeyi düşük kesimlerden oluşmaktadır. Şiddet veya kaba kuvvet özellikle şiddet ile kaba kuvvet kullanan ana _ babaların, şiddet veya kaba kuvvete dayalı eğitim gören bireylerin çoğunlukta olduğu fakirler ve alt kültürlerde görülür. Toplumsal deneticilerce tamamı ele geçirilenlerdir. Varlıklı olup hırslı, ailesinde şiddet görerek yetişen ve sonra görme denilen; birden varlıklı hale dönüşenler arasında da bolca şiddet ile kaba kuvvet uygulayıcıları vardır. Ancak onlar bir şekilde kendilerini gizlemeyi başarırlar ve şiddet ile kaba kuvvet deneticilerinden kurtulmayı başarmaktadırlar. Görülmezler… Bilinen bir başka gerçek cinayetlerin, şiddet ve kaba kuvvet uygulayanların ve uygulananların çoğu birbirlerini tanıyanlardır.

                        Yaşananlara karşı toplumsal denetimleri sağlamak amaçlı; danışmanlık örgütleri, polis örgütü, jandarma gibi kolluk kuvvetleri diye tanımladığımız yapılanmalar geliştirilmiştir. Yapılandırılan ve geliştirilen bu örgütler üzerine de birçok araştırmalar yapılmıştır.

                         Polis, jandarma, ordu ve bazı spor takımları şiddet ve kaba kuvvete karşı mesleksel ilgili gruplardır. Görevleri şiddet ve kaba kuvvet uygulamalarını denetlemektir, fakat zaman zaman kendileri de yetkili makamlarca belirlenenlerin çok üstünde şiddet veya kaba kuvvete başvurdukları da görülmektedir. Meslek gruplarının uyguladığı şiddet veya kaba kuvvetin düzeyi ile kendileri için belirlenmiş sınırlar arasında bir fark olmadığını varsaymak saflıktan başka bir şey olmaz.

                      Burada irdelenmesi gereken konuların başında bu kurumlarda bulunanların sürekli bir duygusal boşluk içerisinde olması durumudur. Ancak bu görevliler yasaları temsil etmek zorundadırlar. Zira giderek bu meslek gruplarındakiler kendilerini yasaların yerine koymaya başlarlar. Onun için mesleksel olarak her türlü kural dışılığa karşı duyarlı olmalıdırlar.

                       Şiddet ve kaba kuvvet uygulamalarını değerlendirme biçimlerine göre ise şiddet, kaba kuvvet ve terörün stratejik mücadeleleri araçlarına göre dikkate alınmalı ve denetlenmelidir. Zira meydan okuma yöntemi olarak şiddet veya kaba kuvvet, toplumsal yaşamın bir parçası olmuştur. Toplumlar, şiddetin ve kaba kuvvetin varlığını kabul etmiş, ona göz yummuş, onu şekilden şekile sokmuştur. Yaşamın bir parçası algısıyla bütünleşmektedir.

                       Bu süreç içinde şiddet veya kaba kuvvet değişik ölçülerde değerlendirilir ve bu değerlendirmeler gerektiğinde değiştirilebilir. Genellikle şaşırıyoruz; örgütlü suç alanında bazı gangsterler zenginleştikçe saygınlaşarak günün birinde başarılı birer iş adamı olarak toplumsal kabul görebiliyorlar. Aynı zamanda teröristlerin de bazen siyasal muhatap olabildikleri; böylelerin aşama yapanları önce terörist olup, sonra devlet yönettikleri bile görülmektedir. Bazı muhaliflerin birden bire deli olarak ilan edilmeleri, bazı kolluk kuvvet yöneticilerinin kahraman iken cani oluvermeleri, buyurgan yöneticilerin başarılı olup olmamaları ölçüsünde halkın babası olarak alkışlanmaları ya da kendilerini tarihin çöplüğünde bulmaları da olasıdır. Kısaca her şey olağanlaşır, her şey kanıksanır. İnsanlar her şeye alışabilirler. Başlangıçta rezalet olarak niteleyip lanetlediği şiddet, kaba kuvvet ve işkencenin yönetenlerce kullanılması karşısında öfkelenmez olurlar.

                       Gerçek şu ki, şiddet ve kaba kuvvet durumuna göre ya hoş görülür, ya yasaklanır, ya düzenlenir, ya özendirilir ya da farkına dahi varılmaz. Ne olursa olsun, şiddeti veya kaba kuvveti akla dayandırma hareketi; belirsizliğinin bilinci ile irdelenmelidir. Süreç onu bir yandan olağana ve basite indirgerken, bir yandan da hatırı sayılır bir ölçülendirme oluşturmaktadır. Öte yandan şiddet ve kaba kuvvet yönteminin insanlar arasındaki ilişkilere uyum ve denetim düzenekleri kazandırmış olmasını da küçümsemeyelim.

                        Küçümsemeyelim, şiddet ve kaba kuvveti kanıksamayalım ki; beden ve ruh açısından önemli, etkili yaralanmalar yaşanmasın; canlar yanmasın; analar ağlamasın; yaşamların ahengi bozulmasın… Tabiat kendi dengesine gelsin. Tabi ki diplomalar yırtılarak insanların geleceği kararmasın…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Osman Kara - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Milas Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Milas hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Milas editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Milas değil haberi geçen ajanstır.



Anket Koronavirüs denetimlerini yeterli buluyor musunuz?