BİR DOĞUM ÖYKÜSÜ!

1960 yılının çok sıcak Temmuz ayının 4. gününde dünyaya gözlerimi açmışım.

Annem, kendi köyü olan Milas'ın Ağaçlıhöyük ile birlikte tüm çevre köylerin en iyi terzisi olduğu için sürekli dikiş dikermiş.

Anne ve babamın iki oğlu olmasına rağmen, annem hamile kalınca ailem çok sevinmiş.
Annem, ortanca abime,
" bebek kız mı, yoksa oğlan mı olacak?" diye sorduğunda, abim, " hem kız, hem de oğlan olsun" dermiş.
Karnı burnunda terzilik yapan annemin doğum zamanı gelince evimize ebe çağrılmış.
Ebe, bebeği dünyaya getirmiş, " bir oğlun daha oldu" demiş. Ebe, " Aaa, bir bebek daha var" demiş ve onu da dünyaya getirmiş, " bir kızın oldu" demiş. Üç oğlandan sonra bir kızının olması, anne ve babamı çok mutlu etmiş.
İkimiz de beş dakika arayla dünyaya gözlerimizi açmışız.

Annem, sürekli dikiş diktiğinden , bize bakmakta zorlanmış. Bizim büyumemizde anannemin çok büyük katkısı olmuş.

Halk arasındaki eski inanca göre; 'ikizlerin biri ölür' düşüncesiyle veya babamın işleri nedeniyle ancak 15 gün sonra babam, bizi Milas'ta nüfusa kaydettirmiş.

İkizim ve ben çok şanslıyız. Çocukken köyde olmasa da daha sonra Milas'a yerleşince hep iki defa doğum gününü kutladık;
4 Temmuz ve 19 Temmuz''da olmak üzere.

İkiz kardeşim, "bana, abi de" deyince, ben de,
"5 dakikalık abi' der ve onu kızdırırdım.
Babam, dört çocuğu içinde tek kızı olduğum için beni çok şımartırdı.

Mutlu bir çocukluk hayatı geçirdik. İlkokulu 3. sınıfa kadar Ağaçlıhöyük'te okuduk. Daha sonra Milas'ta evimize yakın olan da Menteşe ilkokulu'nda okuduk.
İlkokulda sınıf arkadaşlarım ve kuzenlerimle birlikte oyun oynardık; kağıttan ve bezlerden bebekler yapar, oynardık. İkiz kardeşim de top oynardı.

Hayatımın ileri safhasında bile en küçük şeylerden; uçan kuştan, kelebeklerden, her türlü hayvanlardan, çiçeklerden, güneşin doğuşu ve batışından, yağan yağmurda ıslanmaktan, doğa ile iç içe yaşamaktan hep çok mutlu olduk.

Mutlu bireyler olmamızda; ailemizin ve mutlu bir çocukluk yaşamamızın çok büyük bir katkısı olmuştur.

Aileler, çocuklarının mutlu bir geleceğinin olması için; çocuklarıyla ilgilenmeli, birlikte zaman geçirmeli, ruhen ve bedenen gelişmeleri için çaba sarf etmelidir.

Çocuklarının iyi eğitim almalarını sağlayan, hayal dünyalarını zenginleştiren, çocukların dünyalarına iyi ve güzel tohumlar atan aileler sağlıklı, mutlu ve özgüvenli bireyler yetiştirirler.

Aileler, ayrıca çocuklarını kitap okumaya, güzel sanatlara ve spora yönlendirmelidir...

Kin, nefret, öfke, korku yerine sevgi, hoşgörü, mutluluk ve güven duygusu aşılanmalıdır.

Hasta ruhlu insanlar yerine mutlu, huzurlu, özgüvenli, vicdanlı, ahlâklı ve barış içinde yaşamaya önem veren, hayata pozitif bakan bir toplumun oluşması için, mutlu bir çocukluk hayatı olmalıdır.

Bu dünyaya gelen herkesin bir sınavı var. Önemli olan bu sınavları; dürüstlük, erdemlilik, iyi ahlak, bilgi, özgüvenle başarıyla geçmek ve topluma iyi örnek olabilmektir...
Bu da iyi bir eğitimle mümkündür.

Hatalarından ders alan, çirkinlik ve kötülük yerine güzellik ve iyilikleri gören, empati yapabilen, sorgulayan, iyi eğitimli, mutlu ve huzurlu bireylerin artması dileğiyle.

Mevlana'nın şu sözünü hiç unutmayalım:
" Hayat sana hep dikenlerini gösteriyorsa güle ulaşman çok yakındır."

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Gülden Sökelioğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Milas Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Milas hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Milas editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Milas değil haberi geçen ajanstır.



Anket Koronavirüs denetimlerini yeterli buluyor musunuz?