FİNANSAL PİYASALAR VE GELİŞİMİ (2)

Geçen yazımda “Finansal Piyasalar ve Gelişimi (1)” yazımda; “uluslararası finansal piyasaların gelişimini” konu edinmiş ve özetlemeye çalışmıştım. Şimdi de” ülkemizdeki sermaye piyasasının gelişimine” ait gözlemlerimi özetlemeye çalışacağım.

             Ülkemizde sermaye piyasasının kuruluşu, Osmanlı döneminde; 19. yüzyılın ikinci yarısına denk düşer. Sanayi Devrimi ve uluslararası sömürgecilik yoluyla Avrupa’da büyük sermaye birikimleri oluşmuştu. Avrupa’nın halka açılan şirketlerinin çıkarttıkları hisse senetleri ve tahviller, İstanbul’da yaşayan azınlık tüccarlardan da büyük talep gördü. O dönem Osmanlı’da kambiyo kontrolünün bulunmaması ve kapitülasyonların sağladığı ayrıcalıkları kullanan azınlıkların ellerindeki sermayenin yurt dışına çıkmasına neden oldu. Avrupa borsalarından tahviller ve hisse senetleri aldılar. Sonradan bu işin kârlı olduğunu gören Müslüman kesimde kervana dâhil oldu. Tanzimat hareketinin de etkisiyle konuya ilgi arttı. Bu kâğıtların ülkede el değiştirmeye başlaması ve Galata bankerlerinin önayak olmasıyla, ithal menkul kıymetlere dayanan bir piyasa ortaya çıktı. Müslümanlar da paradan para kazanmanın yolunu öğrenmiş oldular.

              Kırım savaşının yol açtığı bütçe açığını dengeleyebilmek için ilk kez 1854 yılında borçlanma tahvilleri çıktı. Çıkan tahvillerin devam etmesiyle, iç borç tahvilleri de el değiştirmeye başladı. Osmanlı devleti sınırları içinde faaliyet gösteren; elektrik gaz ve tramvay idaresi gibi yabancı şirketlerin de tahvil ve hisse senedi çıkarmaları ile 1866 yılında “Dersaadet Tahvilat Borsası” resmen kuruldu.

              Meşrutiyetin ilanına kadar borsaya sadece İstanbul, Selanik ve Beyrut’ta faaliyet gösteren yabancı şirketler kayıtlıydı. Meşrutiyetten itibaren madencilik, demiryolu, tramvay işletmeciliği gibi alanlarda faaliyet gösteren ve imtiyazlı yerli şirketlerde tahvil ve hisse senedi ihraç ettiler.

               19. yüzyılın sonlarına doğru işlem hacmi olarak Avrupa’nın sayılı borsaları arasına giren Osmanlı Borsası, çeşitli dolandırıcılık ve hileli borsa oyunlarına sahne olmuş ve uzun süreler kapalı kalması da söz konusu olmuştur.

                Borsa kayıtlarına göre 1895’de İstanbul’dan bir banka müdürü Güney Afrika’ya gider. Bir süre sonra orada altın madeni bulduğunu telgrafla haber verir. Bu madeni işletmek için bir şirket kurulmasını önerir. Şirket kurulur.  Sonradan haberin asılsızlığı ortaya çıkar. Hisseleri alanlar büyük zararlara uğrar. Hisse bedeli paraların nereye gittiği sorgulanamaz.

                1906 yılında borsaya yeni düzenlemeler getirilmeye çalışılır. Adı değiştirilerek “Esham ve Tahvilat Borsası” olur. Ancak uzun süren savaşlar, azınlıklar ve Levantenlerin göçü ile ilerleyen zamanda İmparatorluğun yıkılmasından Osmanlı Borsasının sonu gelmiştir.

                Cumhuriyet’in ilk yıllarında borsa tekrar canlandırılmaya çalışılmıştır. 1926 yılında “İstanbul Menkul Kıymetler ve Kambiyo Borsası” kurulmuştur. 1929’da çıkarılan bir yasayla yeniden düzenlenmiştir. Türk lirasının konvertibilitesine dayanan ve çoğunlukla Avrupa borsalarına bağlı kalan “İstanbul Menkul Kıymetler Borsası” yabancı menkul kıymetlerin el değiştirdiği bir hal almıştır.

                 1936 yılında “Türk Parasının Kıymetini Koruma Kanunu” çıkarılmıştır. Ardından da borsa kapatılarak uzun yıllar faaliyetsiz kalmıştır.

                 1960’larla 1980’lerin arasında, Türkiye’de sermaye piyasası ağır da olsa gelişmeye çalışmıştır. Ancak kötü niyetli uygulamaların acıklı sonuçlarıyla birçok kişi mağdur edilmiştir. Bu dönem işçi şirketleri tarafından gölgelenen bir dönem olmuştur. Bu şirketler aracılığı ile çok yönlü dolandırıcılıklar yaşanmıştır.

                  Bu süreçte döneme damgasını 1979 ve 1982 yıllarında yaşanan ve pek çok insanın yıkımına neden olan bankerlik olaylarıdır. Yasal boşluklardan yararlanan bankerler piyasadan, devletin gözü önünde büyük fonlar, paralar topladılar. Çıkan kriz sonunda bu paraların çok küçük miktarı yatırımcısına ancak geri dönmüştür. Bu paraların kimlerin cebinde kaldığının hesabı da hiç yapılmamış, araştırılamamıştır.

                Türkiye’de gerçek bir sermaye piyasasının varlığından ancak 1981 yılında çıkarılan “Sermaye Piyasası Kanunundan” sonra söz edilebilir. Ve 18 Aralık 1985’de Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren yönetmelik sonucu 1986 yılından itibaren “İstanbul Menkul Kıymetler Borsası” resmen çalışmaya başlamıştır. Ağustos 1989’da “Türk Parasının Kıymetini Koruma Kanununda” yapılan değişiklikle sermaye hareketlerine yeniden izin verilmiş oldu.

                 Bir ekonomide tasarruf eden birimler tarafından yaratılan fonlar, finansal işlemler aracılığıyla tasarruf açığı olan birimlere aktarılır. İşlemler kusursuz işleyen gelişmiş ülkelerin uygulamalarında farklı, az gelişmiş veya gelişmekte olan ülkeler gibi yapısal sorunları olan ekonomilerde ise durum oldukça farklıdır. Az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde devlet bütçe açıkları nedeniyle finansal piyasaları denetim altında tutar. Fon akışındaki dengeleri ciddi olarak bozar.

                 Devlet tarafından oluşturulan ve bir yasal çerçeve içinde işleyen bu sistemin kurallara uygunluğu da devletin denetim organlarınca yapılır. Yasal çerçeve içerisinde işleyen sistemin parçaları; Bankalar, Aracı kurumlar, Menkul kıymet yatırım fonları, Menkul kıymet borsası, Sosyal Güvenlik kuruluşları, Kooperatifler hemen akla ilk gelenlerdir. Kullandıkları araçlar ise; Para, Mevduat, Kredi, Tahviller, Hisse senetleri, Devlet iç borçlanma senetleri, Döviz, Altın ve diğer kıymetli madenler ile son zamanlarda yaşamımıza giren dijital paralardır. (Devam edecek)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Osman Kara - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Milas Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Milas hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Milas editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Milas değil haberi geçen ajanstır.



Anket Koronavirüs denetimlerini yeterli buluyor musunuz?