FİNANSAL PİYASALAR VE GELİŞİMİ (3)

              Daha önce “Uluslararası Finansal Piyasaların Gelişimi”, “Ülkemizdeki Sermaye Piyasası ve Gelişimi ”ne ait gözlemleri sunmaya çalışmıştım. Şimdi finansal piyasaların aracıları ile aracıların kullandıkları araçlar ve risklerini özetlemeye çalışacağım.

               Bankalar, Aracı kurumlar (finansal şirketler), Menkul kıymet yatırım fonları, Menkul kıymet borsası, Sağlık ve sigorta şirketleri, kooperatifler gibi finansal aracılar aklımıza gelen aracılardandır. Finansal aracıların birçok ortak yanları olmasına karşın, aralarında bazı farklılıklar da vardır. Aradaki farkları ortaya çıkaran noktalar; bilançolardaki aktif durumların yapısı ve toplanan fonların ağırlığıdır. En yaygın ve bilinen finansal aracı türü ise bankalardır.

                Gelişmekte olan ülke ekonomilerinin finansmanında bankacılık sektörünün payı, gelişmiş olan ülkelere göre daha yüksektir. Bu oran devlet müdahalesinin dozuna ve finansal araçların gelişmişliğine göre değişim göstermektedir.

                  Bir ekonomide tasarruf eden birimler tarafından yaratılan fonlar, finansal işlemler aracılığı ile tasarruf açığı olan birimlere aktarılır. İşlemler kusursuz işleyen gelişmiş ülkelerin uygulamalarında farklı, az gelişmiş veya gelişmekte olan ülkeler gibi yapısal sorunları olan ekonomilerde ise durum oldukça farklıdır. Az gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelerde devletler bütçe açıkları nedeniyle finansal piyasaları denetim altında tutar. Fon akışındaki dengeleri ciddi olarak bozar. Tasarrufları ile ortaya fon çıkaranlar; enflasyonlu ve yüksek enflasyonlu ülkelerde fon getirisi ile enflasyon farkı kadar ciddi zararlara uğrarlar. Birincil kazançlı çıkanlar tasarruf açığını kapatanlar, ikincil kazançlı çıkanlar ise her işlemde komisyon alan aracı kurumlar ve vergi ile sistemi denetim altında tutan devlettir.

                 Finansal aracıların fon toplama işlemi sırasında kullandıkları ve bu işlemi hızlandırmak ile toplanan fonları arttırmak amacıyla giderek çeşitlenen araçlara “finansal araç” denir. Bunları klasik anlamda borçlanma niteliğindeki araçlar ile ortaklık niteliğindeki araçlar olarak ikiye ayırmak olasıdır.

                 Borçlanma niteliğindeki araçlar belli bir vade ve faizle çıkarılır. Faiz ve anapara ödeme yöntemlerine, vadelerine, çıkarılış biçimlerine ve çıkaran kuruma göre birbirlerinden ayrılırlar. Tasarruf mevduatı, devlet veya özel sektör tahvili, hazine bonosu, banka bonoları gibi çeşitleri vardır. Bu araçlar finansal aracı kurumlar, devlet veya özel sektör tarafından çıkarılabilir.

                  Ortaklık niteliği olan araçlar ise hisse senetleridir. Hisse sahibi olan kimse, senedi ihraç etmiş olan kuruluşa ortaktır. Sahibi olduğu hisse senedinin şirket sermayesindeki ortaklık payı oranında yönetime katılma ve dağıtılan kârdan payı alma veya zarara katılma hak ve yükümlülüğü vardır.

                  Ancak bu ikili tanımlamaya girmeyen ve son yıllarda finansal piyasalarda büyük değişikliklere neden olan yeni tür yatırım araçları da hızla gelişmiştir.

                  Finansal piyasalar klasik olarak para ve sermaye piyasaları olarak iki ana bölüme ayrıştırılabilir. Finansal araçların vadelerine göre yapılan bu sınıflamaya göre “Para piyasası”, vadesi en çok bir yıl olan araçların işlem gördüğü piyasadır. “Sermaye piyasası” ise bir yıldan uzun ve hatta hisse senedi gibi sonsuz vadeli araçların el değiştirdiği piyasadır.

                 Ancak finansal sistemlerin bütünleştiği günümüzde oyunun kuralları da değişti. İşlemlerin çok hızlandığını ve araçların da çok çeşitlendiğini görüyoruz. Bu değişim ve gelişmeler günümüzün dinamik piyasalarında, pek fazla da anlam taşımamaktadır.

                 Çok kullanılan bir başka sınıflama ise birincil ve ikincil piyasalardır. “Birincil piyasalar” tahvil, hisse senedi gibi araçların, bizzat ihraç edenlerce ilk alıcılara satıldığı toptancı piyasalardır. Birincil piyasa ihraçlarında belirli süre kısıtlamaları vardır. “İkincil piyasa” ise birincil piyasadan elde edilmiş olan araçların, tekrar tekrar el değiştirdiği piyasalardır. Her tür borsa ikincil piyasadır. Borsalar her zaman geleceğe dair belirsizlikler ve bilinmezlikler içermektedir. İstenmeyen sonuçlarla karşılaşma olasılığı olarak karşımıza çıkan bu durumu “risk” olarak tanımlayabiliriz.

                  Yaşantımızın hemen her alanında çeşitli risklerle karşılaşabiliriz. Finansal yatırımlardaki riskleri iki ana grupta toplayabiliriz. Sistematik ve sistematik olmayan riskler diye.

                  Sistematik risk genel bir risktir. Tüm ekonomiyi ve finansal piyasaları etkileyen faktörlerden kaynaklanır. Ülkenin ekonomik ve siyasal yaşamındaki çeşitli değişimler, bölgesel gelişmeler finansal piyasaları etkiler.

                  Sistematik olmayan risk ise yalnızca yatırım yapılan kıymete ait özel risktir. Yatırım çeşitlemesine giderek özel riskleri azaltmak olasıdır. Bu durumu “tüm yumurtaları aynı sepete koymama” olarak tanımlayabiliriz.

                   Risk grupları ise; “Paranın satın alma değerindeki düşüş” tür. Buna enflasyon diyoruz. Uzun vadeli ve sabit getirili yatırımları olumsuz olarak etkiler. Enflasyona bağlı değişen oranlarla faizlerde risk oluştururlar. Faizlerin sistemdeki tümleşik dengesi bozulduğunda tasarruflar negatif etkilenir. Eldeki kıymetin istendiği anda paraya çevrilememesi de doğabilecek risklerdendir, bu risk ise likidite riski olarak tanımlanır. Yeterli derinlikte olmayan piyasalara yatırım yaparken, nakde dönmenin gecikmesinden doğacak sorunlara hazırlıklı olunmalıdır. Yatırım yapılan kıymeti ihraç eden işletmenin borç yükümlülüklerini yerine getirememesi riskini finansal risk olarak tanımlarız. İşletmelerin tasfiyeye girmesi veya iflas etmesi olasılıklarından doğan risktir. Yatırım yapılan şirketin gelişme potansiyeli taşıyan bir sektörde yer alması, satışlardaki istikrarlı artış, rekabet edebilme gücü ve özellikle borç düzeyi gibi konulara özellikle dikkat etmek gerekir.

                 Ekonomik hayatta meydana gelen çeşitli değişimler bazı sektörleri olumsuz etkiler. Şirket yönetimince yapılan hatalar veya yanlış kararlar, uzun süren grevler, kur dalgalanmaları, ülke yönetiminden para piyasalarına yapılan hatalı müdahaleler, finansal piyasalarda her zaman risk oluşturabilir. “Dimyat’a pirince giderken; evdeki bulgurdan olunmaması” için karar vermeden önce, bir alman özdeyişini ilke edinerek “iki ölçerek bir kesmeli”. ( Devam edecek)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Osman Kara - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Milas Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Milas hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Milas editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Milas değil haberi geçen ajanstır.



Anket Koronavirüs denetimlerini yeterli buluyor musunuz?