FİNANSAL PİYASALAR VE GELİŞİMİ (4)

               Finansal piyasaların uluslararası ve ülkemizdeki tarihsel genellemesi sonrasında, finansal piyasaların aracıları ve araçlarını özetlemeye çalışmıştım. Şimdi de Türkiye’de 1980’lerin ikinci yarısına dek ve bugünde devam eden; tasarrufların herhangi bir işkoluna yatırım yapmanın dışında değerlendirilmesi de önem taşıyor. Tasarruf değerlendirme denildiğinde aklımıza gayrimenkul, banka faizi, altın ve dövizden başka bir şey gelmezdi. Şimdi aklımızdan gitmeyenleri özetlemek istedim. Zaten bunların dışında sağlam bir yatırım seçeneği de görünmüyor. Çaresiz enflasyonun altında kalan faizlerle paralar bankaya yatırılır; ya da büyük kur makasları göze alınarak yastık altına altın veya döviz atılır. Bir özdeyişimiz vardır; “yırtılan Deli Bekir’in yakasıdır” diye, sonuçta tasarrufları ile fon oluşturmaya çalışanların yakaları yırtılır.

             Bu genel yatırım tercihleri ve alışkanlıkları tablosunda, yeni yatırım araçları açısından sıralamayı alt üst edecek büyük değişiklikler olduğunu söylemek zor. Türkiye’de hâlâ yastık altı tabirinde büyük altın rezervi tahminlenmekte ve var olduğu da bilinmektedir. Dövizde ise durum çok ilginç; döviz mevduatının, ülkemizin toplam mevduatının %55’inden fazlasını oluşturduğu görülmektedir. Bu durum resmi ağızların beyanatları ile ilgili kurumların internet sayfalarından açıkça görülmektedir. Hepsini birlikte düşündüğümüzde; dönüşümün yavaşlığına rağmen halen, gayrimenkul en iyi getiriyi sağlayan uzun vadeli yatırım aracı olarak kabul görüyor.

              Ancak bunların dışında da; finansal piyasaların bünyesine birçok yeni yatırım aracı katıldı. Bunlar kendi içlerinde önemli büyümeler kaydetti. Bu alanlara yatırım yapanlara aracı olmak ve danışmanlık hizmeti vermek konularında yeni meslekler ortaya çıktı. Bilgisayar hem haber akımında, hem de veri depolama ve değerlendirmesi konusunda olmazsa olmaz derecesinde kullanılmaya başlandı. Gazetelerin ekonomi sayfalarının kapsamı değişti. Her gazetede ve birçok televizyon kanallarında borsadan yatırım fonlarına, günlük veya anlık piyasa bilgilerini veren çerçeveler yer almaya başladı. Seçeneklerin artmasıyla birlikte bilgiye olan gereksinim de arttı. Bilgisizce yapılan yatırımların büyük zararlara yol açtığı görüldü.

               Türkiye’de son yıllarda yüksek enflasyonun kronik hale geldiği görülüyor. Bazı ekâbirlerin açıklamalarına göre ise özel olarak izlenen politika olduğu da hissedilmektedir. Onun için bu dönemde yabancı paralar yani döviz, tasarruflar için güvenli liman olarak kabul edildi. Dövizin ne kadar artacağı, yılsonunu hangi rakamla kapatacağı gibi konular politikacıdan, üst düzey bürokrattan, en sade vatandaşa kadar, değişik nedenlerle de olsa herkesin yakın ilgi alanına girdi.

               Ülkemizde IMF sistemi içerisinde; “petrol üretmeyen gelişmekte olan ülkeler” statüsüne uygun olarak, “gözetimli dalgalanma” olarak adlandırılan bir kur politikası yürütülmektedir. Gözetimin ve müdahalenin zamanlaması ve dozu Merkez Bankası’nca hükümetlerin ekonomi politikalarına paralel olarak; mevcut varlık ve olanaklar dâhilinde, piyasanın içinde bulunduğu şartlara göre yapılmaktadır.

              Döviz kurlarının hareketlerini incelemek ve tahminler oluşturabilmek için göz önünde tutulması gerekenleri: 1)Döviz kurunda günlük ya da aylık bazda meydana gelen değişiklikler net olarak öngörülemez. 2)Döviz kuru öngörülerinin %10’undan azının ancak öngörülebileceği. 3)Spot döviz kurundaki cari değişimlerin ani sıçrama gösterebileceği. 4)Yüksek enflasyon yaşayan ülkelerin paralarının değer kaybedeceğini. 5)Uzun dönemlerde yurtiçi faiz oranları ile yurtdışı faiz oranlarının etkileyici olacağını. 6)Uzun dönemde sürekli ticaret dengesi açığı olan ülkelerin parasının değer kaybedeceğini. 7)Para arzı hızla artan ülkelerin paralarının, para arzı yavaş artan ülkelerinkine göre değer kaybedeceğini göz önünde bulundurmak gereklidir. Türkiye ve Meksika örneklerinde görüldüğü gibi, eğer yapısal değişiklikler olmazsa süreç kaçınılmaz sona hemen ulaşmaktadır. Aynı zamanda ekonomideki yıkıcı etkisi de doğru orantılı olarak büyümektedir.

              Sonuç olarak kısa vadelerde döviz yatırımı yaparken dikkat edilmesi gereken konuları başlıca şöyle sıralayabiliriz: _Hazine bonosu, devlet tahvili, gelir ortaklığı senetleri gibi kamu borçlanma araçlarının ihale ve geri ödeme takvimi. _Hazine bonosu faizlerinin enflasyonla ilişkisi ve kamunun borçlanabilme yeteneği ve ihalelerde satılan bono miktarları. _Ekonomi yönetiminin faiz-değer düşürme politikasında meydana getirdiği değişiklikler. _Enflasyonun kısa süredeki hızlı artışına döviz kurlarının tepkisi. _Merkez Bankasının döviz rezervindeki olumlu veya olumsuz yöndeki değişiklikler. _Ekonominin istikrar düzeyi, kamunun altı ay ve bir yıl gibi vadelerle rahatlıkla borçlanabilmesi istikrarın önemli göstergelerinden biridir.

              Finansal piyasalardan olup, aklımızdan hiç gitmeyen; çağlar boyunca zenginlik ve güç simgesi olan altın da, aynı zamanda en eski yatırım aracıdır. Dünyanın hemen her yerinde kolay bulunabilir ve istenildiğinde rahatlıkla elden çıkarılabilir olması, altının en önemli avantajdır. Tasarrufların enflasyon karşısında erimesinden koruyacak, değişik yatırım araçlarının bulunmadığı dönemlerde altın gayet rasyonel bir çözümdü. Ülkemizde altın bu özelliklerinin yanı sıra, bir de gelecek güvencesi unsuru olarak kabul edilir.

               Cumhuriyet döneminde, 1960’ların başına kadar devlet politikasının temel hedefi Merkez Bankası’nın altın stokunu arttırmak olmuş ve altın ticareti yönetimlerin ilgi alanı dışında kalmıştır.

                1960 ile 1980 döneminde ise altın ticaretini sınırlamak hedeflendi. Altın kaçakçılığının önlenmesi amacıyla 1962 yılındaki bir bakanlar kurulu kararıyla Maliye Bakanlığına gerekli gördüğünde altın ticaretini yasaklama yetkisi verildi. Buna rağmen Türkiye’de altın kaçakçılığı örgütlenip, neredeyse kurumsallaşmıştır. Bu dönemlerin sonunda ve 1980 önünde altın simsarlarının hükümet devirdiği de hafızalardadır.

               Kaçak olarak yurda sokulan altın miktarının yıllık ortalama seksen ton civarında olduğu tahmin edilmektedir. Tahtakale piyasası bu dönemde yükseldi. Uluslararası altın ve döviz fiyatlarının yansıdığı bu piyasada, önceden altın ticareti ile uğraşanlar, yasadışı döviz ticaretine de başladılar.

                Piyasanın yasadışı yöntemlerle çalışması nedeniyle altının maliyeti ve dolayısı ile yurtiçi fiyatı yüksek, alım ve satım marjları açıktı. Ayrıca toptan piyasada altının döviz karşılığı işlem görmesi de döviz kurları üzerinde baskı yaratıyordu.

                1984 yılında Merkez Bankası’nın ithal ederek yurt içinden talep edenlere Türk Lirası karşılığında satış yaptığı “Türk Lirası Karşılığı Altın Piyasası” kuruldu. Bu piyasa taşıdığı çeşitli yapısal hatalar nedeniyle başarılı olamamıştır. Merkez Bankasınca bırakılan bu boşluk altın tüccarları tarafından doldurularak yine büyük kazançlar elde edilmiştir.

                 Dünyada altın fiyatlarının oluşması birçok etkene bağlıdır. Türkiye’deki fiyatlar dünya piyasalarıyla paralel olarak yürür. İç piyasada oluşacak ani talep değişiklikleri sonucunda, dünya altın piyasalarıyla aradaki fark geçici olarak açılsa bile, ithalat ve arbitraj ( fiyat farklılıklarından yararlanarak para, kıymetli maden, tahvil, hisse senedi alıp satma işlemi) olanaklarıyla marj tekrar eski seviyesine iner. Altının sorunu alım ve satımların arasındaki fiyat farkıdır. Getirisi ülkedeki devalüasyon politikalarına bağlıdır.      (Devam edecek)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Osman Kara - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Milas Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Milas hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Milas editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Milas değil haberi geçen ajanstır.



Anket Koronavirüs denetimlerini yeterli buluyor musunuz?