NİYE COP SOKALIM Kİ?

12 Eylül faşist ve gerici darbenin 42’nci yıldönümündeyiz.

Emperyalizm bu darbeyi Türk silahlı kuvvetleri ve sermayenin desteğiyle gerçekleştirmiştir.

Üzerinden tam 42 yıl geçti ancak 12 Eylül hala sürüyor.

Aktörleri hayatını kaybetmiş olsa da kurdukları sistem dimdik hayatta..

Türkiye’de sesi çıkan, hakkını arayan insanların üzerinden postalla geçilişinin dönümüdür bugün.

Patronlar örgütünün işçi sınıfının iki yakasını anca tutabildik dedikleri gündür bugün.

82 Anayasası ile emekçilerin tüm hakları tırpanlandı, köle haline getirildi.

Solu dümdüz ettiler, sınıf örgütlerini tasfiye ettiler.

Kenan Evren ve faşist cuntasının ülkenin üzerine bir kabus gibi çöktüğü o kopkoyu karanlık yıllar…

12 Eylül’den söz ederken darbe, cunta, faşizm, idam filan der geçeriz.

Ama öyle değil 12 Eylül’ün öyle çok kan donduran hikayeleri var ki…

Peki 12 Eylül neden yapıldı?

Kim yaptı?

Ardında kimler, hangi güçler vardı hiç düşündük mü?

Bunu anlamak için aynı yıl Milliyetçi Cephe hükümeti tarafından alınan,

24 Ocak kararlarına bakmak gerekiyor.

Ülke emperyalizmin pervasızca at oynatabileceği bir serbest pazar haline getirilmek isteniyordu.

Vahşi bir talanın, vandal bir yağmanın önünü açacaklardı.

Özelleştirmelerin ve peşkeşlerin zemini hazırlanıyordu.

Bu kararların uygulanabilmesi için darbe yapmak gerekiyordu.

Askeri bir şiddet, örgütlü bir gericilik ve siyasal bir çürüme olmadan uygulayamazlardı.

Din propagandası ile halk şükürcü, kaderci hale geldi.

12 Eylül yaşanmasaydı halk bu kadar sindirilmiş olmayacaktı.

Düşünmekten korkan bir gençlik yaratmış ve şeriat yanlılarına,

istediklerinden de daha uygun bir zemin hazırlanmıştır.

Bugünkü AKP iktidarının temelleri 12 Eylül’de atılmıştır.

Bazen darbe oldu, bazen seçim oldu filan zannederiz ama…

Aslında iktidar hiç değişmez, aktörler değişerek sürer gider..

Matruşkalar gibi Menderes’in içinden Demirel çıktı.

Demirel’in şapkasından Kenan Evren çıktı, darbeden sonra cemaatlerin de desteğiyle,

Turgut Özal ve Tayyip Erdoğan çıktı.

Peş peşe dizilen tespih taneleri gibi sırayla geldiler.

Her şey planlandığı gibi gidiyor.

12 Eylül faşist ve gerici darbesi yapılmamış olsaydı bunların hiçbiri olmazdı.

Darbeden sonra cemaatler korunup kollandı, siyasal İslam semirtildi.

Faşist cunta bir siyasal İslam’a, bir de Fethullahçı yapılanmaya dokunmadı.

Öyle ki Fethullah Gülen bile darbeci Kenan Evren için ‘o cennetlik’ demişti.

Bir nesil işkenceden geçirilmiş, idam sehpalarına çıkarılmış, fişlenmiş,

okulundan, mesleğinden atılmış, kitapları yakılmış,

fakat ekmeğini ve mağduriyetini uzun vadede siyasal İslam yemiştir.

Halen daha yemeye devam etmektedir.

12 Eylül zihniyetini bir cümle ile anlat deseler aklımda iz bırakan şu olay gelir.

12 Eylül’ün ürünü Milli Demokrasi Partisinin asker kökenli Genel Başkanı Turgut Sunalp bir röportajda,

işkencelerde ‘makata cop sokma’ sorulduğunda şöyle ahlaksızca bir cevap vermişti.

Eski General Turgut Sunalp gözleri bağlı insanların sorgularına katıldığını,

bunun son derece doğal olduğunu anlatarak,

suçlandığı bir kızın cinsel organına cop sokulması olayını şu cümlelerle savunmuştur.

Sözü edilen kız, üst dereceden bir komünistti.

‘Taş gibi delikanlılarımız varken, niye cop sokalım ki?’

Bu ahlaksızın kurduğu aşağılık cümle 12 Eylül zihniyetinin özetidir.

Darbe sonrası 500 bine yakın alevi vatandaşımız gözaltına alındı.

Toplamda 750 bin kişi gözaltına alındı.

1 milyon 700 bin kişi fişlendi, 300 kişi cezaevlerinde öldü, 50 kişi idam edildi.

Erdal Eren 13 Aralık 1980’de yaşı büyütülerek idam edildiğinde 17 yaşındaydı.

Onun son bakışı hala hafızamda, unutmam mümkün değil.

78'liler Derneği Sözcüsü Celalettin Can’ın anlattıkları ise çok daha vahim.

İşkence grubunun 10 gün boyunca gözaltına alınan bir hemşireye tecavüz ettiğini anlattı.

Malatya'da askeri havalimanında bir barakada 72 gün kontrgerilla tarafından sorgulandığını belirten Can,

‘Ben askıdayken hemşire bir kızı getirdiler.

Bunun acısı kendi acımı unutturdu.

Kızı soymaya başlar başlamaz beni yan barakaya aldılar.

Kızın siyasi bir yanı yoktu.

Sol görüşlü aranan iki akrabası yemek için bunların evine gitmiş, tek suçu buydu.

Beni sorgulayan 7-8 kişilik grup kıza 10 gün boyunca tecavüz etti.

'Abi kurtar beni' diye feryat ediyordu.

Tecavüz edenler 'Solcuların namuslu olduğunu bilmiyorduk, kız bakireymiş' dediler’ ifadelerini kullandı.

İnanın kanım dondu, tüylerim diken diken oldu.

Bu sadece Celalettin Can’ın şahit olduğu bir vahşet, kimselerin olmadığı yerlerde kim bilir neler yaşandı?

Sistematik olarak işkenceye tabi tutulanlar bir süre sonra kendisini ölü,

gardiyanları da zebani sanıyorlarmış!

Salih amca elli yaşlarındaydı.

TKİ'de memurdu.

Kendisini ve herkesi ölü zannediyordu.

Durmadan 'Biz ölüyüz, şu anda kabirdeyiz.' diyordu.

Yanındakiler, 'amca yok öyle bir şey, gerçek hayattayız' deseler de,

koğuşun mezar olduğunu, öyle mantıklı savunuyordu ki,

onu dinleyen herkes bir zaman sonra ölü olduğuna inanmaya başlıyordu.

Bir gün cezaevi müdürü telefon etmelerine izin vermiş.

Salih amca evini aramış, karşısına hanımı çıkmış.

Hanımına 'Ben sağ mıyım, ölmedim mi?' diye sormuş ve elindeki ahize yere düşürmüştü.

Salih amca içerideki vahşeti görünce, oradan sağ kurtulacağına inanamadı.

Sağ kurtulduğuna inandığında ise buna kalbi dayanamadı.

Hala düşünürüm 12 Eylüle göre 11 Eylülde ne eksikti diye.

Ordu mu eksikti, sıkıyönetim mi eksikti, olağanüstü hal mi eksikti.

Kardeşin kardeşi kırma bahanesine neden müsaade ettiler, neden engel olmadılar?

Eksik olan 24 Ocak kararlarının uygulanabilmesi için faşist bir Anayasaydı.

Tayyip Erdoğan 12 Eylül'ün kudretli generalleri sayesinde elde etti bugünkü gücünü..

Yatsınlar, kalksınlar Kenan Evren’e dua etsinler!

Sorsan 12 Eylül'de nasıl zulme uğradıklarına dair bir dünya hikaye anlatırlar millete.

Ne derseniz deyin, 12 Eylül faşist ve gerici darbesi siyasal İslam’ın önünü açtı..

Önü açılan siyasal İslamcılar da 20 yıl sonra tek başlarına iktidar oldu.

20 yıldır da bu ülkenin tüm kaynakları yandaşlara, tarikatlara, cemaatlere aktarıldı.

Fetö’ye ‘ne istediler de vermedik’ demenin başka bir izahı yoktur.

12 Eylül emekçi halka karşı yapılmış bir darbedir, solu tasfiye etmiştir.

Tasfiye edilen, savrulan sol bugün revizyonizmin kollarında,

işçi sınıfı iktidarından çark etmiş, ekolojinin, feminizmin yılmaz savunucuları haline gelmiştir.

Eğer bugün Türkiye'de güçlü bir sol olsaydı, cemaat operasyonlarını, 15 Temmuz'u ve daha birçok olayı yaşamazdık.

Bugün 12 Eylül’ü farklı bir açıdan yazmak istedim

Umarım 12 Eylül’ün gerçek yüzünü ve amacını anlatabilmişimdir.

Hoş kalın, İnançla ve Dirençle kalın!

Kemal ÖZCAN-13.09.2022

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Kemal Özcan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Milas Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Milas hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Milas editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Milas değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce 8. Milas Zeytin Hasat Şenliği'nin En Başarılı Etkinliği yada Bölümü Hangisiydi?