HAMMURABİ KANUNLARI

Mezopotamya( Dicle ve Fırat ırmakları arasında) topraklarında tarihte insanlık için çok önemli olan Mezopotamya medeniyetini Sümerler, Akadlar, Elamlılar, Babilliler ve Asurlular oluşturdu.
Tarihte ilk yazıyı(Çivi) Sümerler M.Ö 3500 yılında buldular ve tarih devirleri başladı...
Bilim alanında çok önemli buluşlar yaptılar...
İlk yazılı kanunlar, Ur(Sümer şehri) kralı
Ur- Namnu tarafından yapılmıştır ( M.Ö 2050)

Sümer kralı Urkagina, kötü idare sebebiyle meydana gelen yolsuzlukları, halkın huzursuzluğunu ve hoşnutsuzluğunu gidermek için bir adaletname hazırlamıştır. Urkagina, yaptığı kanunlarda önceki yöneticilerin rahiplerle birleşerek halkı sömürdüğünü ifade etmiştir.

Babil kralı Hammurabi ise daha önce yapılan Sümer kanunlarını düzenleyerek çok kapsamlı bir kanun hazırlamış(M.Ö 1760); bu kanun maddeleri, Babil'in koruyucu tanrısı Marduk adına yapılan Esagila tapınağına dikilen siyah bir taş üstüne Akadca dilinde yazılmıştır.

Hammurabi, kendisine bu yasaları yazdıranın güneş tanrısı Şamas'ın olduğunu söylemiştir.
O nedenle yasalar, tanrı sözü sayılıyordu.

Arkeolog Jean Vincent Scheil'in 1901'de Susa, Elam'da( bugünkü Huzistan- İran'da) bulduğu ve Fransa'ya taşıdığı Hammurabi Kanunları'nın yazılı olduğu Stel, Louvre Müzesi 'nde sergilenmektedir. Yaklaşık 2 metrelik siyah silindirik bir taşın üzerine çivi yazısı ile yazılmıştır ve 282 maddeden oluşur. Ancak bu maddelerin 33'ü okunmayacak durumdadır.
( madde 66- 99)
Uğursuz sayıldığı için 13. madde yoktur.

Tarihteki ilk yazılı anayasa olan Hammurabi Kanunları'nın 'göze göz, dişe diş' ( kısasa kısas) şeklinde uygulanan bazı maddeleri şöyledir:

- Bir hırsız, duvar delerek bir eve girmişse, o deliğin önünde ölümle cezalandırılır ve gömülür.

- Bir evde yangın çıkar ve oraya yangını söndürmeye gelen bir kimse evin sahibinin malında göz gezdirip malını alırsa, kendi de aynı ateşe atılır

-Adam, kendisine bir çocuk veren karısından ayrılmak isterse, o zaman karısına çeyizini geri verir ve çocuklarına baksın diye tarlanın, bahçenin ve malların bir kısmının kullanım hakkını verir. Çocukları büyüdüğü zaman çocuklara verilenlerden bir parça, oğlanınkine eşit olan bir parça da ona verilir. Ondan sonra kalbinin erkeği ile evlenebilir.

- Bir adam, bir kadın alır da bu kadın ona bir kadın hizmetçi verirse ve çocuklarına bakarsa; buna rağmen adam başka bir kadın almak isterse ona izin verilmez; bu adam, ikinci bir kadın alamaz.

- Bir adam, başka bir kişinin özgürlüğünü kısıtlayacak hareket ederse aynı ceza ona verilir.

- Bir kişi hırsızlık yapsa eli kesilir, tecavüz etse ölüm cezası ya da erkeklikten men edilir.

- Bir kişi kendisiyle aynı sınıftaki bir kişinin dişine zarar verirse onun da dişi çekilir.

- Babasını döven evladın iki eli balta ile kesilir.
( Madde 195)

-Bir adamın gözünü çıkaranın gözü çıkarılır.

-Birini suçlayan ispata mecburdur. İspat edemezse ölüm cezasına çarptırılır.(Madde-2)

-Eğer hekim, ağır yaralı adamın bronz neşterle üzerinde çalışıp adamın ölümüne sebep olursa veya adamın göz bölgesini bronz neşterle açıp, adamın gözünü kör ederse, (hekimin)bileklerini keseceklerdir.(Madde-1)

-Eğer bir mimar, bir adama ev yapıp, yapıtını sağlam yapmazsa ve yaptığı ev çöküp, evin sahibinin ölümüne sebep olursa, o mimar öldürülecektir.(Madde-229)

- Eğer bir adam, bir kadın alır( fakat) sözleşmesini yapmazsa o kadın zevce değildir.( Sözleşme yapmadığı için karısı sayılmaz.)(Madde-8)

- Bir yargıç, hatalı karar verir ve bu ortaya çıkarsa davada kendisi tarafından verilen cezanın 12 katını öder ve bir daha yargıçlık yapamaz.( Madde 5)

-Bir evde yangın çıkar ve yangını söndürmeye gelen bir kimse ev sahibinin malını alırsa aynı ateşe atılır.
(Madde 25)

- Bir kimse borçlanmışsa ve fırtınadan, hasadın başarısızlığından, ya da susuzluktan tahıllar büyümemişse o yıl alacaklısına tahıl vermesi gerekmez. Borç tabletini suda yıkar ve o yıl için hiç bir kira ödemez.
( Madde 48)

-Bir adam, doğuştan özgür ve hamile bir kadına saldırırsa ve kadın ölürse katilin kızı öldürülür.( Madde 210)

-Bir adam, bir kadını eş olarak alır; ancak aralarında ilişki söz konusu olmazsa bu kadın o adamın karısı olmaz.(Madde -128)

- Bir kimse tarlasını sulamak için şu kanalı açar, ancak dikkatsizliği nedeniyle sular komşusunun tarlasını basarsa, o zaman komşusunun kaybını öder.( Madde- 55)

- Bahçe sahibinin izni olmaksızın herhangi bir adam, bir ağacı kesip bahçeye devirirse yarım mina gümüş öder.

- Ensest ilişki suçunu işleyenler yakılır.

-Bir kişi, hâlâ babasının evinde yaşayan ya da başka bir adamın eşi olan bir kadına tecavüz ederse öldürülür. Kadın masumdur.( Madde- 130)

- Eğer bir kişi savaşta esir alınırsa ve evin geçimini sağlayacak şeyler olduğu halde karısı evini terkedip başka bir eve giderse, o kadın yasal olarak suçlu bulunur ve nehre atılır.

- Eğer bir adam, başka bir adamın kemiğini kırarsa kendi kemiği kırılır.

- Bir tapınakta veya hükümdar hazinesinde hırsızlık yapan ölümle cezalandırılır.

282 maddeden oluşan Hammurabi Kanunları'nın ön söz kısmında baştanrı Marduk hakkında övücü sözler bulunmakta ve Marduk ile adalet tanrısı Şamas tarafından Hammurabi'nin nasıl kral seçildiği anlatılmaktadır. Ayrıca burada Hammurabi, adalet ve doğruluğu tesis ettiğinden, huzur ve refahı getirdiğinden söz edilmektedir.

*

Günümüzden yaklaşık
4 bin yıl önce yazılan Hammurabi Kanunları'nın bazı maddelerini okudunuz.
Peki, bu maddeleri günümüzle kıyasladınız mı?
Çoğunuzun aklından geçenleri okuyor gibiyim...

Hammurabi Kanunları'na göre duvarı delerek eve hırsızlık için giren kişi o deliğin önünde ölümle cezalandırılır ve gömülür.
Yangın çıkan evin yangınını söndürmek için gelen kişi evin eşyasını alırsa ateşe atılır ve yakılır.
Peki, günümüzde hırsızlık yapan kişi yakalanırsa ne yapılıyor?... İfadesi alındıktan sonra serbest bırakılıyor.

Hammurabi Kanunları'na göre yaptığı ev sağlam olmaz, yıkılır ve ev sahibi ölürse, o binayı yapan da öldürüldüğü halde bugün ne yapılıyor?...
Dere yatağına yapılan binaları, depremde yıkılan evleri yapan müteahhitler ise cezalandırılmıyor. Ya da çok az ceza ile kurtuluyorlar. Olan, enkaz altında kalan ve hayatından olan masum insanlara oluyor.

Hammurabi Kanunları'na göre bir adam, başka birisini cinayet işlemekle suçlar ve bunu ispat edemezse suçlayan kişi öldürüldüğü halde günümüzde ne oluyor?
Masum insanlara iftira atılıyor, suçu olmadan aylarca, yıllarca hapsediliyor; ya da 12 Eylül döneminde olduğu gibi idam ediliyor.

Hammurabi Kanunları'na göre, kadınlara tecavüz eden öldürülüyor. Günümüzde ise tecavüz eden, eşini ve sevgilisini öldüren kişiye haksız tahrik indirimi yapılıyor; dahası kadınlar suçlanıyor... Suçlular az bir cezayla kurtuluyor.

Hammurabi Kanunları'na göre ensest(aile içi) ilişki suçunu işleyen yakıldığı halde, günümüzde ise yeterli ceza verilmiyor. Küçük çocukların hayatları karartılıyor.

Bir yargıç hatalı karar verdiği kesinleşince verdiği cezanın 12 katını ödeyip, bir daha yargıçlık yapamadığı halde; günümüzde ise, bazı yargıçların verdiği haksız cezalarla masum insanlar yıllarca hapsediliyor ve kendisiyle birlikte ailesi de cezalandırılıyor.
Masum insanların
hayatlarını olumsuz etkileyen kararları veren hakimlerin görevine son verilmedi.

Hammurabi Kanunları'na göre, kadın hakları güvence altına alınmış; can ve namus korunmuştur.
Ancak, günümüzde ise kadına şiddeti önleyecek olan İstanbul Sözleşmesi'nden çıkıldığından, kadına yönelik şiddet uygulayanlara yeterli ceza verilmediğinden kadına yönelik şiddet her geçen gün artmaktadır.


Kadınların haklarının ellerinden alınması, çalışma hayatından uzaklaştırılıp eve hapsedilmesi, özgürlüklerinin kısıtlanması, tek eşli evlilikten güvencesi olmayan çok eşli evliliğe yönelinmesi, erkeklerin işlediği suçların kadınlara mal edilmesi kadın hakları konusunda çok gerilediğimizi gösteriyor.

Türk kadınlarına layık olduğu sosyal, siyasal hakları veren büyük önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü saygı ve rahmetle anıyorum.

*

Bu yazımı, Mezopotamya topraklarında, Bağdat'ta 1939 yılında doğan,
5 Nisan 2022'de çok sevdiği Milas'ta defnedilen, çok kıymetli Prof. Dr. Haldun Abdullah Hoca'mıza ithafen yazdım. Çünkü Haldun Abdullah Hoca'mız, Tazelenme Üniversitesi, Muğla- Milas kampüsü öğrencilerine hep Hammurabi Kanunları'ndan bahsederdi ve öğrenmemiz gerektiğini söylerdi.
Ayrıca, Haldun Abdullah Hoca'mızın bir vasiyeti vardı:
Karya Krallığı'nın ilk kez kurulduğu Milas'ta, 'Karya Tarih Akademisi'nin kurulması.

Prof. Dr. Haldun Abdullah Hoca'mızın vasiyetinin Milas'ın yerel ve mülki idare amirleri tarafından yerine getirilmesi dileğiyle.

Kaynaklar:
-Wikipedia.org
-hürriyet.com.tr
-tarih bilimi.gen.tr
-hukuki haber.net web
sitesi

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Gülden Sökelioğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Milas Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Milas hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Milas editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Milas değil haberi geçen ajanstır.

01

mahmo - ablam bırak istanbulu bundan önce bu devlet kokuşmuş avrupaya manimani ödedi unutma.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 24 Eylül 21:08


Anket Koronavirüs denetimlerini yeterli buluyor musunuz?