FİNANSAL PİYASALAR VE GELİŞİMİ (5)

              Finansal piyasaların uluslararası, ülkemizdeki tarihsel özetleri, finansal piyasaların aracılarıyla, altın/döviz derken özetlemelerin devamına; herkesin kullandığı, kendine gerekli olduğu bilgileri dillendirmek kaldı.

             Finansal piyasada en çok kullanılan yatırım araçlarından banka tasarruf mevduatı; faiz getirisi önceden belirlenen ve riski yok denecek kadar az yatırım aracıdır. Her dönemde enflasyonun çok altında kalmasından tasarruf sahibini en fazla kaybettiren bir araçtır da. Aslında vadelerini enflasyonun seyrine göre tercihlemek ve belirleyebilmek tasarruf sahibinin zararını azaltır. Mevduat hesaplarına ek olarak kısa vadeli ve menkul kıymet sayılmayan değerli evrak mevduat sertifikaları 1980 yılından bu yana finansal dünyada yerini almıştır. Günümüzün son uygulaması ise “Kur Korumalı Mevduattır”. Tasarrufu üç ay süre ile sabitleyen ve döviz hareketinin denkliği dışında getirisi olmayan ve çok tartışmalı bir mevduat olarak tarihteki yerini almıştır. Tartışmaların nedeni; faiz ile vade sonundaki kur değerinin arasındaki farkın hazineden, yani devletten karşılanmasıdır... Devlet imkânlarının kur farkı adı altında mevduat sahiplerine aktarılmasıdır… Enflasyon ile uygulanan faiz uygulamaları arasındaki farka dayalı gelişen, paranın değer kaybının tüm topluma ödettirilmesi üzerinde toplanmaktadır.

            1980’li yıllarda; sabit getirili menkul kıymetlerin alıcı ve satıcı arasında belirlenen bir süre içinde geri almak taahhüdüyle satılması işlemi finans dünyasında yerini almıştır. Çok kısa süreli ve getirisiz mevduatları değerlendirmeye bağlı işlemlerdendir. Bu işlem aslında devlet tahvili ya da hazine bonosu gibi kamu borçlanma araçlarının vadesi dolmadan paraya çevrilmesi işlemidir. Merkez Bankası tarafından dolaşımdaki para miktarını azaltmak veya çoğaltmak için kullanılmaktadır.

            1992 yılının Temmuz ayında bir düzenleme ile yürürlüğe giren bir başka araç da : “Varlığa Dayalı Menkul Kıymetler” dir. Düzenleme yapıldığında büyük ilgi ile karşılandı. Ortaklık bilançolarının pasifine bağlı olarak çıkartılmaktadır. Birden çok borçludan kaynaklanan, belirli ödeme planları olan belgelenmiş alacaklar ile şirketlerin duran varlıkları karşılığında, menkul kıymet çıkararak piyasalara arz etmeleridir.

            Türkiye’de ikincil piyasasının gelişmemiş olması nedeniyle yatırımcılar tarafından pek yakından tanınmayan araçlardan olan devlet tahvilleri, gelir ortaklığı senetleri, hazine ve özel sektör bonoları da vardır.

            Kamu kuruluşları veya anonim şirketlerin halka borçlanmak yoluyla topladıkları fonlar karşılığında, seri halde çıkarttıkları eşit değerde ve aynı ibareli borç senetleridir. Tahvil denilen devlet veya özel kesim tarafından çıkartılan borç senetleri uzun vadeli yatırım araçlarıdır. Ancak Türkiye’de enflasyon ortamı nedeniyle tahvil piyasası kullanılamaz durumdadır, Daha çok orta vadeli olarak çalışır. Özel sektör tahvillerinin piyasa içindeki ağırlığı giderek azalmış ve günümüzde bitmiş durumdadır. Bunun nedenlerinden biri alternatif araçların ortaya çıkması ise de asıl önemlisi yüksek enflasyondur. Enflasyon nedeni ile tasarruf sahipleri uzun vadelerden hızla kaçmaktadır. Tahvil piyasasında devletin varlığı olanca ağırlığı ile sürmektedir. Devletin iç borçlanmasında hazine bonoları ile birlikte en çok kullandığı araçtır. Geri ödeme konusunda ilgili kuruluşun herhangi bir teminat vermediği düz tahvil; sabit varlıklarını teminat olarak gösterdikleri durumda teminatlı tahvil; belli banka veya ilgili kuruluşun garantisine ilişkin olanlar garantili tahvil diye tanımlanır.

             Tahvil gibi devletin bütçe açıklarını finanse etmek için bütçe kanunlarına dayanarak piyasaya sürdüğü bir başka araç ise hazine bonosudur. Hazine bonoları ihale yolu ile ve iskontolu olarak satılır. Açılan ihaleler önceden duyurulur ve gerçek kişi ile kuruluşlar günün koşullarına göre saptanan en az miktarın üstünde kalmak kaydıyla, almak istedikleri miktar ve talep ettikleri faiz oranını elektronik ortam yoluyla bildirirler. Hazine gün içerisinde gelen talepleri değerlendirir ve uygun bulduğu faiz oranlarını kabul ederek ihaleyi tamamlar. İhaleler genellikle öğleden sonra saatlerinde tamamlanır. Hazine bonolarının reel getirisi genel olarak pozitiftir. Ancak dikkat edilmesi gereken nokta, yıl içinde en yüksek reel getiriyi sağlayan üç aylık bonoların Mart, Nisan, Mayıs aylarında satılanlar olduğudur. Bir başka nokta da, devletin giderek artan borçlanma gereksinimi nedeniyle üç aylık bono faizlerinin, eş dönemli tasarruf mevduatı faizlerine göre oldukça yüksek olmasıdır.

              Enflasyonun oldukça yüksek seyredip, büyüme hızının oynaklaştığı ve dolayısıyla yatırımların azaldığı dönemlerde, bankalar mevduat yoluyla topladıkları fonları hem talep azaldığından, hem de risk arttığından, kredi açmak yerine devlete borç vererek kullanmayı tercih ederler. Dolayısıyla mevduat faizleriyle hazine bonosu faizleri arasındaki fark pek kapanmaz. Bu gibi nedenlerle Türkiye’de hazine bonosu veya devlet tahvili gibi kamu borçlanma araçlarının en büyük alıcısı bankalardır.

             1981 yılında yürürlüğe giren “Sermaye Piyasası Kanunu” ve kanuna bağlı tebliğlerle yapılan düzenlemeler sonucunda, Yatırım ve Kalkınma Bankaları (mevduat toplamayan bankalar) ile anonim şirketlerin, ihtiyaç duyduklarında bono ihraç ederek, aracısız fon toplamalarına olanak sağlandı. Mevzuat açısından “ Banka bonoları”, “Garantili Banka Bonoları”, “Finansman Bonoları” olmak üzere kullandıkları bono çeşitleri vardır.

             İşlemlerin kusursuz işlediği gelişmiş ülkelerin uygulamalarında farklı, az gelişmiş veya gelişmekte olan ülkeler gibi yapısal sorunlu ekonomilerde ise durum oldukça farklıdır. Az gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelerde devletler bütçe açıkları nedeniyle finansal piyasaları denetim altında tutmaya çalışır veya tutarlar. Bu müdahaleler fon akışındaki dengeleri ciddi olarak bozmaktadır.

            Genellikle, az gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkelerin ekonomik halleri bir özdeyişimize; “At izi it izine karıştı” sözüne uygun durumdadır. Ülkemizde de, Hazine ve Maliye Bakanlığı Yeniden değerleme Oranını yani enflasyonu %94, Türkiye İstatistik Kurumu %83.40, İstanbul Ticaret Odası %107, Bağımsız Enflasyon Araştırma Akademisyenler Grubu %186 açıklamaktadır. Yöneticilerimiz ise faizleri indirme çabasındalar. Böylesine karmaşıklaşan ekonomimiz ve tasarruf geliştirme çabalarımız kendi dilini de ortaya çıkarmaktadır. Bunlar: _Ülkeye döviz giriş çıkışlarına dayalı Merkez Bankasında çok farklı “net hata ve noksan kalemi” farklılıklarını. _Bunu sen duyduğuna göre herkes duymuştur. Akıbet herkesin kaybetmesidir. _Vur kaççı sermayenin ranta yaklaşımına karşı ve önleminin yükümlülüğünün yerine getirilmediğinde alanın çakallara kalacağı. _Bir gecede zenginleşme yolunuz, bir gecede iflasınızdır. Yoksullaşmanızdır. _Kolay kazanayım derken keklenme. _ Çok kazanayım derken keriz gibi silkelenme ve sairelerdir.

           Bütün bu uygulama veya işlemler ekonomilerdeki tasarruf eden birimler tarafından yaratılan fonların, tasarruf açığı olan birimlere aktarılmasıdır. Enflasyonlu ve yüksek enflasyonlu ülkelerde ve her durumda tasarruf sahipleri hep kaybetmek durumundadır. Konunun özeti “yırtılan deli Bekir’in yakasıdır” özdeyişimizdir. (Şimdilik bitti).

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Osman Kara - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Milas Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Milas hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Milas editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Milas değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce 8. Milas Zeytin Hasat Şenliği'nin En Başarılı Etkinliği yada Bölümü Hangisiydi?