FAKİR ÇALARSA HIRSIZLIK, ZENGİN ÇALARSA YOLSUZLUK

Tayyip Erdoğan geçen gün çıktı dedi ki, ‘yolsuzluğu bitireceğiz!’

‘Yol’suzluk deyince yolu olmayan yerler mi demek istedi acaba?

Yolsuzlukların, rüşvetin, yoksulluğun olmayacağı bir Türkiye’yi biz hallederiz.

Vayy be, milletle nasıl alay edilirmiş gördünüz mü?

Hiç güleceğim yoktu çok güldüm.

Reis, durum o kadar da mı kötü?

Keşke iktidarda olsaydı dedim içimden.

Keşke ülkeyi 20 yıldır sen yönetseydin, yolsuzluk filan kalmazdı.

Ben dünya liderimizi biraz paniklemiş gördüm.

Panik yok, Kılıçdaroğlu var!

Yolsuzluğu bitireceğiz demek yolsuzluk var demektir.

Yolsuzluk yapılıyor ve biz bunu engelleyemiyoruz demektir.

20 yıldır halledemediği aklına yeni gelmiş herhalde.

Aslında bu bir itiraftır!

Sanki 20 yıldır iktidarda olan ‘Bay Kemal’ yolsuzluk yapıyor da,

ana muhalefet lideri Tayyip Erdoğan iktidara gelirsek yolsuzluğu bitireceğiz vaadinde bulunuyor.

Yolsuzlukla itham edilen 4 bakanı görevden aldı ancak yargılatmadı.

Birini de büyükelçi yaptı.

Kendi fabrikasından, kendi bakanlığına dezenfektan satanı da sadece görevden aldı o kadar.

Ne demişti Erdoğan Bayraktar?

‘Her şeyi Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla yaptım’

Bay Kemal türbanın derdine düşmüşken, Tayyip Erdoğan yolsuzluğun derdine düşmüş.

20 yıldır çöküşte olan Türk ekonomisini ve devlet düzenini tekrar ayağa kaldıracak.

Tayyip Erdoğan bile kendi kendine Bay Kemal’den daha iyi muhalefet yapıyor.

AKP iktidara gelirken 3Y ile mücadele edeceklerini vaat etmişti.

Yoksulluğu, Yasakları ve Yolsuzluğu bitirecekti.

Ama olmadı hepsi katlanarak arttı.

20 yıldır iktidardalar, bitirdikleri tek şey ülkenin kaynakları ve insanların geleceği.

Sanki elinden tutan varmış gibi tek adam rejiminde de halen böyle şeyler demesi çok ilginç.

Halkın bu kadar fakirleştiği bir dönemde bu fakirleşmenin önemli sebeplerinden biridir yolsuzluk.

Yolsuzluk, bir görevi, bir yetkiyi kötüye kullanmak, yasaya, kurala, yönteme aykırı iş yapmak demektir.

Atatürk’ün yolsuzluğa karşı tepkisini gösteren iki örnek vermek istiyorum.

Atatürk, kendisine altın kaplı ve pırlantalarla süslü çok pahalı bir tabak hediye edilmiş.

Sanayici Şakir Zümre’nin bu hediyesinden şüphelenmiş, araştırmış,

ve milli savunma bakanlığından çok büyük ihaleler aldığını öğrenmiş.

Atatürk soluğu savunma bakanı Recep Peker’in evinde almış.

Recep Peker’e ‘dün Şakir Zümre’den rüşvet aldım’ demiş.

Recep Peker, ‘olur mu paşam kaç senelik arkadaşınız size armağan vermiştir.’ dediğinde,

Atatürk’ün cevabı çok sert olur, ‘Şakir senin bakanlığa öte beri satıyormuş ,

kim bilir arkadaşın sana ne armağanlar getirmiştir?’

Bu söz üzerine Recep Peker istifa etme kararı almış,

ancak başbakan İsmet İnönü, Recep Peker'in tek başına istifasının dedikodulara neden olacağını düşünerek,

hükümet olarak istifasını verip daha sonra Recep Peker olmaksızın yeniden hükümet kurmuştur.

Atatürk döneminin ders niteliğindeki bir diğer olayı ise Bomonti bira fabrikası olayıdır.

O sıralarda büyük yoksulluk içinde olan Türkiye`de az sayıda fabrika vardı.

Bunlardan bir tanesi Bomonti Bira Fabrikası`ydı

Fabrikanın yeni yatırımlarla büyütülmesi gerekiyordu.

Yönetim kurulu üyeliğine İnönü’nün eniştesi Abdürrezzak Okatan atanmıştı.

Uzmanlar Ankara`da üretilen biranın son derece kaliteli olduğuna,

gerekli yatırımların yapılması halinde bunun Anadolu`ya yeteceğine dair rapor vermişlerdi.

İşte ne olduysa bu rapordan ve Soyak`ın bu raporu Atatürk`e vermesinden sonra oldu.

Atatürk, tüm kabineyi her zamanki gibi bir akşam yemeği için Çankaya`ya davet etti.

Atatürk, Gazi Çiftliği`ndeki ağaçların bakımsızlığı ile ilgili Tarım Bakanı Şakir Kesebir`e bir soru sormuş,

bakan yerine İnönü cevap vermiş,

‘Adamlarınıza sorunuz!’ demişti.

Yemeğe bu ruh haliyle katılan İnönü, Atatürk`ün daha ilk sorusunda patlamıştı.

Sonra da hiç durmadan sözlerine şöyle devam eder, `Ne oldu Paşam size?

Eskiden böyle değildiniz. Artık emirlerinizi hep sofradan mı alacağız?’

‘Aramıza Kara Tahsinler giriyor. Konuşmamıza meydan vermiyorlar` dedi.

Kara Tahsin, II. Abdülhamid`in saraydaki başkatibiydi ve İnönü bu makamı şimdi Soyak`a layık görüyordu.

O an despot padişahın yerine Atatürk`ü koymuştu.

Atatürk’ün İsmet Paşa’ya cevabı kısa ve net olur.

‘Görev arkadaşlığımız bitmiştir ama dostluğumuz devam edecek!’

İsmet İnönü buna rağmen günlerce istifa etmemekte direnerek,

meclisin açılacağı Ekim ayına kadar görevde kalmak ister.

Ancak Atatürk, ‘hayır öyle yapmayacağız, sen yarın istifa edeceksin, ben de Celal Bayar’ı tayin edeceğim’ der.

İsmet paşa 25 Ekim 1937'de istifa eder.

Atatürk’ün son başbakanı Celal Bayar işte böyle bir olaydan sonra göreve başlar.

İsmet İnönü`ün tek baş ağrısı eniştesi değildi.

Atatürk, kambur lakaplı kardeşi Hasan Rıza Temelli yüzünden de İnönü`yü uyarmıştı.

Bir gün İstanbul dönüşünde doğru İnönü`nün evine giderek,

beş parasız iken birden bire zengin olan kardeşi konusunda dikkatini çeker.

Gördünüz mü yolsuzlukla mücadele nasıl yapılırmış?

Fakir çalarsa hırsızlık, zengin çalarsa yolsuzluk yapmış olur.

Fakir gerekli cezayı alır, zengin ise daha zengin olur.

Yolsuzluk birkaç kişinin ahlaksızlığı değil ona göz yuman, görmezden gelen,

durumu idare eden herkesin ahlaksızlığıdır, yolsuzluk bu sömürü sisteminin ta kendisidir.

Yolsuzluğun tarihi devlet kadar eskidir.

Devletin geldiği noktaya bakar mısınız, nereden nereye?

Türkiye’de bu kadar yolsuzluk olması insanları rahatsız etmediğine göre,

‘acaba herkes mi yolsuzluk yapıyor?’  diye düşünmeden edemiyor insan.

Yolsuzluğu o kadar kanıksadık ki, ‘çalıyor ama çalışıyor’ bile demeğe başladık.

Hırsız, benim hırsızım olunca sorun yok.

Yolsuzluk suçları ile ilişkin soruşturmalarda dava açılma oranı,

son dokuz yılda yüzde 44’den yüzde 29’a düşmüş.

Bu soruşturmaların sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına dair,

verilen kararların oranı ise yüzde 23’ten yüzde 45’e çıkmış.

Yani yolsuzluk yapanın yanına kar kalmış.

Yapanın yanına kar kaldığı bir ülkede rüşvet ve yolsuzluk biter mi?

Dünya liderimiz 20 yıl sonra ‘yolsuzluk olmayan Türkiye’yi biz hallederiz’ dediğine göre,

bir şeyler olmasa da mutlaka bir şey olur.

Yetimin hakkını helal saydırır

Her türlü erdemi yıkar yolsuzluk

İnsanlığın ayağını kaydırır

Ahlaksıza kazanç, çıkar yolsuzluk

Mikdat Bal

Hoş kalın, İnançla ve Dirençle kalın!

Kemal ÖZCAN-12.10.2022

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Kemal Özcan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Milas Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Milas hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Milas editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Milas değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce 8. Milas Zeytin Hasat Şenliği'nin En Başarılı Etkinliği yada Bölümü Hangisiydi?