DİLİM DİLİM SOYULUYORUZ

Bugün farklı bir soygun türünden bahsedeceğim.

Biliyoruz ama sesimizi çıkarmıyoruz.

Yıllardır enflasyonla, zamlarla, yandaşlarla, Yap-İşlet’lerle, itibar için edilmeyen tasarruflarla fakirleştiğimizi zaten biliyoruz.

Bunlara ilave olarak bir de vergi adaletsizliği var.

Bir ülkede vergi adaletinden bahsetmeden önce herhangi bir konuda adalete sahip miyiz diye sormalıyız?

Verginin bu kadar adaletsiz olduğu başka dönem olmadı.

TÜİK’in enflasyonu, vergi dilimi, SGK primi, KDV, ÖTV derken organize bir soygunla karşı karşıyayız.

Maaşı enflasyon kadar artan işçi, memur ve emekliler gerçek enflasyon kadar zam alamıyorlar.

Çünkü TÜİK’in açıkladığı enflasyon çarşı ve pazardan daha düşük.

AKP iktidara geldiğinden beri sürekli enflasyon oranlarıyla oynuyor.

Böylelikle ücretlerimize yapılacak zamlarından çalıyorlar.

Bir de bordro mahkumlarını canından bezdiren vergi kesintileri var.

Vergi dilimi denilen bir garabetin içindeyiz.

Mesela enflasyonun yüzde 100'den fazla olduğu bu yıl vergi dilimlerini sadece yüzde 33 artırdılar.

Bu resmen bir soygundur!

Zenginler gibi beyanname versek, giderlerimizi de oradan düşsek kalanı vergilendirilse olmaz mı?

Olmaz, işçinin kazancının yarısını vergi adı altında gasp edecekler!

Bunun adı fakirden al zengine ver ekonomi modeli.

İktidar prim yapan, oy getiren şeylere yatırım yapar.

Esnafa düşük faizli kredi verir, evi olmayana ev dağıtır, makarna ve kömür dağıtır.

Bunları yaparken çalışanlardan alacağı vergileri hesaplar.

Kimse niye diye sormaz herkes alkışlar.

Vergi dilimleri yolsuzluğun anasıdır.

Ülkedeki en büyük adaletsizliklerden biridir.

Yanımda mısınız, sağımda mısınız, solumda mısınız? diye soracağınıza vergiyi sorun!

Sendikaların ve muhalefetin hükümeti bu konuda sürekli taciz ederek bu soygunu durdurmaları gerekiyor.

Emekçilerin asıl sorunu başörtüsü değil vergi adı altında yapılan maaş gaspıdır.

Vergi dilimlerini artırmayarak cebimizdeki paraya el koyuyorlar.

Neden ocak ayında aldığımız maaşı aralık ayında alamıyoruz?

Asgari ücrete temmuzda yüzde 30 zam geldi ama bu dilimler gene sabit bırakıldı.

Enflasyonun bu kadar yüksek olduğu dönemlerde gelir vergisi dilimleri enflasyonun çok altında kalıyor.

Enflasyon karşısında eriyen gelir bir de gelir vergisi baskısı altında.

O kadar saçma bir hale gelmiştir ki insanlar zam almaya, fazla mesaiye kalmaya korkuyor.

Ne kadar fazla maaş alırsan o kadar erken vergi dilimine girme durumu söz konusu.

Milyar dolarlık şirketlerin vergileri affedilirken 3-5 kuruşa çalışan işçinin alacağı paradan medet umuyorlar.

Maaşımız bu güncellenmeyen vergi dilimleri sebebiyle düşüyor ama bu kimsenin umurunda değil.

Bu ülkede herkes vergi kaçırabilir ama bordrolular asla vergi kaçıramaz.

Bordrolu çalışanlar üzerine kurulmuş bir sömürü düzeni.

Vergi değil, zulüm ve bu zulüm gittikçe ağırlaşmaktadır.

Tekrar ediyorum bunun adı bir soygundur!

Dünyanın hiçbir yerinde bu kadar adaletsiz bir vergi sistemi yoktur.

Asgari ücretliden almadığını diğer ücretlilerden almak için gelir vergisi oranları bilerek yükseltilmedi.

Amaç orta kesimin çalınan emeğiyle asgari ücretin vergi dilimine giren maaşını sübvanse etmek,

orta kesimden çalıp, herkesi asgari ya da ona yakın maaş almaya zorlamaktır.

Ayrıca asgari ücreti vergiden muaf ettiler diye sevindirik olmuştuk.

Halbuki bizim AGİ’yi arada kaynattılar..

Bunlar kadar emek ve emekçi düşmanı başka bir iktidar daha gelmemiştir!

Eskiden ilkokulda bize ‘vergi kutsaldır’ diye öğretirlerdi.

Geçeceksiniz bu ayakları!

Milli gelirden yüzde 24 pay alan çalışanların,

toplam gelir vergisinin yüzde 70’ini ödediği ülkede vergi kutsal filan olamaz!

2000 yılında gelir vergisinin ilk dilimi asgari ücretin 21 katı iken,

AKP’nin müthiş ekonomi modeli(!) sonucunda 2022 yılında 4.9 katına inmiştir.

Yıllardır aldığımız zamların büyük çoğunluğuna devlet el koyuyor.

İnanır mısınız hala 2 yıl önceki vergi dilimlerini kullanıyoruz.

İnsanları bordrosuz çalışmaya yani kayıt dışına yönlendirmektedirler.

Özel sektörde yüksek maaşlı çalışanlar için bu dilimlerden kaçınmanın yolları var.

Parayı elden almak veya maaşı asgari ücret göstermek gibi.

Muhalefet bu soygunu sesli dile getirmiyor, acaba onlarda mı iktidara gelince bu soygunu devam ettirecekler?

Çünkü alınması en kolay vergi türü bu.

Gerçi muhalefet türbana dolanmış durumda, kim takar maliye ve vergi politikalarını?

Türban ve helalleşme konularıyla ilgilensin onlar.

Kimin ne giydiği beni hiç alakadar etmiyor onu da buradan belirtmiş olayım.

Bordrolu çalışanlar olarak bu soyguna dur demenin vakti zamanı geldi.

Bir kuyumcunun çalışandan daha az vergi verdiği bir ortamda adaletten söz edilemez.

Çalışanların çocuklarına yurt ve burs çıkmıyor.

Babası zengin, hali vakti yerinde olan esnaf çocuklarına yurt ve burs çıkıyor.

Bununla ilgili kendi yaşadıklarımla birlikte onlarca örnek verebilirim.

Ücretlilerin talebi kendilerine yeni bir istisna tanınması, özel bir lütuf sunulması değil,

yıllarca dilim dilim, gizli gizli ellerinden kayıp giden gelir kayıplarına bir noktada son verilmesidir.

AKP’nin hepimizi asgari ücretli yapma gibi bir düşüncesi var.

Orta gelir grubu sistematik olarak yok edilecek, sefil ve yardıma muhtaç bir halk oluşturulacak.

Çoğumuz bordromuza bakıp ‘benim maaşın yarısını kim yiyor?’ diye sorgulamıyoruz.

En büyük soygundan bihaberiz.

Bu devlet vergi vermeyenleri takip etmek yerine, vergi kaçırma ihtimali bile olmayan bordrolu çalışanlara ceza veriyor.

Seçime kadar sabah akşam bunlar konuşulmalı, herkese anlatılmalı.

Evet bu bir soygundur, soygunu yapan da devlettir, soyulan vatandaş, cebi dolan da patronlar ve vekillerdir.

Adalet her zaman güçlünün yanında.

Değerli dostlar bu soyguna karşı birlik olmayacaksak neye karşı birlik olacağız?

Bu konu bordrolu çalışanların kabusudur, adaletin olmadığı bir ülkede yaşanan klasik yasal soygunlardan sadece bir çeşididir.

Umarım bir siyasetçi bu konuyu ele alır da kendisini destekleriz.

İğneden ipliğe her üründe fahiş vergi varken daha elimize maaşımızı almadan yüzde 27, yüzde 35 vergi soygunu oluyor.

Ne hikmetse milyonlar götüren firmalar bizim kadar vergi vermiyor.

Ne güzel cumhuriyet ya!

Aldığımız 100 lira maaşın 80 lirası doğrudan ve dolaylı vergilere gidiyor.

Artık bilinçlenelim ve etrafınızı bilinçlendirelim.

Herkes maaşını tam olarak alsın sonra gitsin vergisini ödesin derlerse o zaman anlarız gerçeği.

Öyle olsa insanlar nasıl isyan eder, nasıl sokaklara dökülürdü hep birlikte görürdük.

İnsanlar bu tutarları götürüp kendileri vergi dairesine ödeseler ortalığı yangın yerine çevirirler,

ama görmedikleri, bilmedikleri, hesaplamadıkları için kimse doğru dürüst sesini çıkarmıyor.

Kaynağında direkt kesilip de o para ele hiç geçmeyince tepki de böyle zayıf oluyor tabi.

Neyse asıl sormamız gereken soru şu olmalı.

Ben bu kadar vergi veriyorum, karşılığında ne alıyorum?

Bana ne olarak dönüyor bu vergiler?

Eskiden yol-su-köprü-elektrik-hastane- okul olarak geri dönüyor derlerdi.

Bugün köprü, tünel, yol hepsi paralı, hastane desen doktor yok, sıra var, elektrik ve su el yakıyor.

Nasreddin Hoca’nın dediği gibi ‘eğer elimdeki şey kediyse, ciğer nerede?

Yok bu şey ciğerse, kedi nerede?’

Hoş kalın, İnançla ve Dirençle kalın!

Kemal ÖZCAN-21.10.2022

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Kemal Özcan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Milas Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Milas hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Milas editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Milas değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce 8. Milas Zeytin Hasat Şenliği'nin En Başarılı Etkinliği yada Bölümü Hangisiydi?