PLANLAMA VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK…

               Planlama ve sürdürülebilirlik, iki sözcük tek başlarına soyut birer tanımlama gibi gelebilir. Ancak yaşamımızın her alanındaki vazgeçilmez ifadelerdir. Bugün, her alanda, geçirdiğimiz zaman sürecindeki karmaşaların, soyut iki sözcüğün eksikliğinden kaynaklandığı bilinmektedir.

              Ekonomide planlama; piyasa mekanizmasının karşıtı olan bir kaynak ayırma mekanizmasıdır. Ekonomik planlama, ülke ekonomisi için koordinasyon mekanizması olarak faktör pazarlarının yerini almaktadır. Doğrudan kaynak tahsisi ve yönlendirmesi olarak tanımlanır. Üretim, uzman işgücü, ulaşım, iklim şartları ile coğrafi olanaklar dâhil aklımıza gelebilecek tüm üretim ilişkilerinin tek merkezden düzenlenmesidir. Düzenlenmeli ki; arz ve talep dengesi sağlansın. Düzenlenmeli ki; uygun ürünler,  uygun yerlerde üretilsin. Düzenlenmeli ki; israflar önlensin, Düzenlenmeli ki; yatırımların belli alanlarda şişerek tıkanıklıklar ile birbirini köstekleyen veya yok eden unsurlar olarak karşımıza çıkmasın… Kaynaklarımız yerinde ve gerektiği kadar kullanılarak verimli olsun. Farklı, uygun ve yeni alanlara yatırım ve alt yapılar oluşturulabilsin.

              Yaşadığımız çevreye baktığımızda ne büyük eksikliğini hissediyoruz planlamanın. Belki rekabet iyidir, başarının alt yapısıdır, bize altta kalan değil başaran önemli diyeceksiniz. Bugün üretici güçlerin varlığı, üretilecek yerlerin önemi, enerji ile dağılımı, çevreye zarar veya yararları, tüketime dayalı belirsizlikler ve kurumlar ile kuruluşlar arası yarışın plansızlığından ciddi sıkıntıların yaşandığını görüyoruz. Ülkemiz nüfusunun beşte birinin İstanbul’da toplanması ile güzelliklerinin ve toplumsal yaşamın çekilmez hale getirilmesi gibi. Ah! Bu yatırımların plansızlığı… Bir kamu kurumu kooperatif kuruyor, bir başka kurumu da aynı alanda, aynı amaçlı, aynı yerde başka kooperatif kuruyor. Bir kurumu organik üretim diyor, diğer başka bir kurum da aynı yer ve aynı üretimde organik tarım diyor. Ha keza yerel tohumlar ve geleneksel farklı üretim şekilleri üzerine de onlarca örnek sıralayabiliriz. Üretimi planlayamadığımızdan bir yıl soğanı, ertesi yıl patatesi bin tonlarca üreterek çöp yapıyoruz; ya da bir yıl soğanı, ertesi yılda patatesi çok pahalıya tüketiyoruz… Yaşam performansımıza ait enerji ve mali israfı plansızlıktan yaşıyoruz.

             İnsanlığın; doğanın ve yaşamsal esaslara ait tüm olguların, gelecek nesillerin gereksinimlerine yanıt verme yeteneğini tehlikeye atmadan, günlük ihtiyaçları temin ederek, kalkınmayı devamlı kılma becerisidir “sürdürülebilirlik”. Bir başka anlatım ile “insan istek ve ihtiyaçlarının şimdi ve gelecekte karşılanabilme potansiyelini sağlama ve kalkınma ilkelerine göre toplumun zaman içerisinde refahının azalmasına izin vermemektir” de diyebiliriz. Yalın bir ifadeyle bugünden yarına ve yarının olanaklarını tüketmeden devamlılığı sağlamaktır.

            Ekonomik açıdan sürdürülebilir bir sistem, sürekli olarak mal ve hizmet üretebilmeli, yönetilebilir düzeylerde tarımsal veya endüstriyel üretime zarar veren aşırı sektörel dengesizliklerden kaçınılabilmelidir.

             Devletin tarım teşkilatlarında; sebze ve meyve yetiştiriciliğinin korunması ile geliştirilmesi için doğal mücadele ve üretim yöntemlerine önem verilmeye çalışılmaktadır. Örneğin; ülkemizin zeytin yetiştiriciliğinin önemli bir bölgesi olan yöremizde, tarım teşkilatının zeytin zararlılarına karşı uğraşımı dikkate değerdir. Zeytin zararlılarıyla mücadele yöntemini belirlemenin öneminden; önce zeytinliklere “yapışkan tutucular” yerleştirerek, zeytinlerdeki “sinek vuruk” miktarını tespit etmekte ve zararlıların zarar oranına göre savaşım yöntemi belirlenmektedir. Yarın için umut verici eylem olarak görmekteyiz. Sera üretimlerinde ise mantara karşı; seraların tülle çevrilmesi ve çatı havalandırma sistemlerinin geliştirilmesi ile uygulanmasının sağlanılmaya çalışıldığı “sürdürülebilirlik” adına toplumda taban bulmaktadır…

            Yerel yönetimlerde de “Tarımsal Hizmetler Müdürlükleri” yapılandırılmış bulunmaktadır. Bu müdürlükler yerel tohumlar toplayarak, coğrafik ve iklim şartlarına dayalı dayanıklılık ve verimliliği geliştirmeye çalışmaktadırlar. Kaybolmaya yüz tutmuş ipek böcekçiliği gibi üretim şekillerini de canlandırmaya çabalamaktadırlar.

            Bazı bireysel girişimciler de tarımsal üretimlerinde, uğur böceği ve diğer yararlı canlılarla zararlılara karşı mücadele seçeneklerini kullanmaya başlamışlardır… Bu güzel örnekler sürdürülebilirlik adına önemli adımlardır.

           Gelişme ve kalkınmayı sağlamanın önemi ise planlama ve sürdürülebilirlik çabalarının birlikte yürütülmesiyle sağlanabilmektedir. Devletin Tarım teşkilatı, Yerel Yönetimler Tarımsal Hizmetler Birimleri ve bazı bireysel girişimcilerin çabaları ise; zaman zaman plansızlık nedeniyle kesintiye uğrayarak engellendiği de görülmektedir.

            Büyükşehir Belediyelerinin oluşması ile bu kargaşa ve plansızlıkların yoğunlaştığı görülmektedir. Şehir merkezleriyle kırsal mahalle adını alan köylerde sinekle mücadelenin aynı uygulanması bu duruma örnektir. Büyükşehir Belediyelerinin “ Sağlık İşleri Daire Başkanlıklarının” zararlı vektör denilen sinek ve haşerelerle savaşımını tüm yerleşim yerlerinde aynı uygulamaya tabi tutması bunlardan biridir. Kırsal mahalle olarak tanımlanan köylerde ahırlar ve bazı yerlerinde durgun suların varlığı vakidir. Zararlı vektörler, sinekler ve zararlılar da buralardaki larvalarından üremektedirler. Buralarda zamanında “larva” mücadelesi yapma yerine, şehir merkezleri gibi gezici ilaç püskürtme ile zamansız mücadele yapıldığı görülmektedir. Atmosfere püskürtülen ilaçlar ahırlardaki larvalar yerine, doğadaki yararlı onlarca böceği, arıyı ve diğer canlıları öldürmektedir. Bu yıl geliştirilmeye çalışılan ipekböcekçiliği de bu uygulamadan nasibini almış ve üreticilerin ipekböcekleri kozalarında zehirlenmiştir. İpekböceklerinin yanı sıra yararlı uğur böcekleri, ruhkuşları (kelebekler) ve yararlı onlarca canlının katliamına neden olunmuştur.

             Plansızlık, belediye olanaklarının yanlış kullanılmasıyla israfın yanı sıra; doğal mücadele araçları canlıların katliamından sonra, üreticilerin ilaç kullanmaya zorlanmalarını ve ilaç tekellerine soyulmalarına neden olmuştur, olmaktadır. Sürdürülebilirliğin önü kesilmiş, zararın üstüne zarar eklenmiştir.

              Görevlilerin ne yapalım halk ve muhtarlar istiyor dediklerini duyar gibiyim. İsteyebilirler. Eğitim ile zamanında ve yerinde mücadele sizin uzmanlığınız olmalı. Liyakatli olmalısınız. Zamanında larva savaşımını yapmalı ve eğitime de önem vermelisiniz. Doğadaki mücadele halkasını koparmadan, gerektiğinde Ruh ve Sinir hastalıkları uzmanlarının taklit hap kullanması gibi, eğitimi tamamlayıncaya kadar esanslı su püskürtmeli ve doğadaki zincirin kopmasını engellemelisiniz.

             “ Doğru dönüşleri bulabilmek için yanlış olanları görmemiz gerekiyor.” Sürdürülebilirliğin (gelecek nesillerin yaşam şansını koruyabilmek adına)sağlanabilmesi için üç temel bileşen esastır; çevre koruma, ekonomik büyüme ve sosyal gelişim. Bu esaslar koordinasyonla desteklenmiş, ilkeli ve iyi bir planlama ile ancak sağlanabilir. Planlayalım, sürdürülebilirliği sağlayalım.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Osman Kara - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Milas Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Milas hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Milas editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Milas değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce 8. Milas Zeytin Hasat Şenliği'nin En Başarılı Etkinliği yada Bölümü Hangisiydi?