DEPREM, BOMBA, SİYASET

Düzce depreminin 23’ncü yıldönümünde deprem tatbikat yapmaya kalktık.

Bir mesajla olduğumuz yerde çöktük, kapandık, tutunduk.

Bu arada camdan atlayıp kaçan oldu mu bilmiyorum?

Bizim millete deprem var dedin mi panik olur kapıdan, pencereden atlar kaçar.

İyi ki önceden uyarmışlardı, ‘telaşlanmayın’ diye.

Neyi denediler, neyin hazırlığını yapıyorlar anlamış değilim?

Vardır bir bildikleri.

İletişim ve haberleşme altyapısının ve organize olabilirliğin testi yapıldı muhtemelen.

Binalar hala çürük, toplanma alanları yetersiz, alt yapı berbat durumda.

Mabadlar dışarıda olduğu halde ‘çök, kapan, tutun’la deprem savuşturuyoruz.

Japonya'da sık sık yapılıyor bu tatbikat ancak orada binalar yıkılacak diye değil,

kafana avize, parça filan düşmesin diye yapıyorlar o hareketi.

Bizde ise binalar sandviç gibi oluyor.

Yani elini kafanın üstüne koyup, masanın altına çökerek kurtulmak imkansız.

Bir tatbikat ne kadar özensiz, düzensiz, plansız ve programsız yapılabilir onu görmüş olduk.

Pandemi döneminde halka söz verdikleri 5 adet maskeyi dağıtamama işine döndü.

Pandemi döneminde, 1 saat öncesinden sokağa çıkma yasağı ilan edip,

ekmek kuyruklarında, market raflarında milleti birbirine ezdiren anlayış,

85 milyona aynı anda birden deprem tatbikatı yaptırabilir mi?

Umarım bu tatbikat fiyaskosunda kimsenin başına bir iş gelmemiştir.

İzahı olmayan durumların mizahı olur demişler..

Mesajlar herkese farklı saatlerde gecikmeli olarak gelmiş.

Korkmaya gerek yok, bizler kader planına inanan insanlarız.

Binaları güçlendirmedikçe, depremi önceden algılayan sistemleri kurmadıkça,

depremler olur geçer, ölenler ölür kalan sağlar bizimdir.

Dediğim gibi bu olayı Japonlar sağlam binalarda başımıza bir şey düşmesin diye yapıyorlar.

Bu tatbikat belki de hava saldırısı, göktaşı yada uzaylı istilası durumunda kullanılabilir.

Çürük binada deprem gerçekleşirken sirenler çalacak, mesajlar gelecek.

Allahtan yapılan sadece bir tatbikat, gerçek olsa şu anda ölmüştük.

Ben depremle ilgili bu satırları yazarken, İstanbul’un kalbi İstiklal caddesi büyük bir patlamayla sarsıldı.

Şelale gibi akan insan selinin tam ortasında bir bomba patlatıldı.

Bırakın siz depremi mepremi o iş büyük sizin boyunuzu aşar.

Halktan ÖTV adı altında aldığınız deprem vergilerini afiyetle yiyin için.

Arada bir de depremle mücadele ediyormuş gibi tatbikat bir patlatırsınız olur biter.

Bomba, bombacı ve canlı bombalarla ilgili ne yapıyorsunuz?

Hatırlarsanız dün AKP’de Dışişleri Bakanlığı, Başbakanlık yapan, bugün 6’lı masa bileşeni olan,

Serok Ahmet Davutoğlu 109 kişinin katledildiği Ankara Garı patlaması sonrası şu açıklamayı yapmıştı.

Türkiye’de bulunan canlı bombaların isim listesi elimizde,

ancak eylem yapılmadıkça tutuklayamıyoruz.’

Sebepsiz yere insanları tutuklayamayız demek istiyordu.

Yahu arkadaş, vatandaşı olmasak ne kadar eğlenceli bir ülkeyiz.

Ankara Gar katliamı dedim de Devlet Bahçeli’nin yaptığı açıklama geldi aklıma.

‘Bombalar patlıyor, bu AKP'ye yarıyorsa o zaman azmettiren bellidir’

‘Suçlu, Başbakanlığı kağıt üstünde kalan Ahmet Davutoğlu'dur.

Suçlu 17-25 Aralık'tan yakayı kurtarmak için devlet hayatını tarumar eden,

bu da yetmezmiş gibi teröristlere kol kanat geren Recep Tayyip Erdoğan'dır!’

Ortadoğu bataklığında sivilleri hedef alan ahlaksız bir terör örgütü çoktur.

Ortadoğu maymunlarının imha yöntemi.

AKP iktidarının ısrarla DAEŞ dediği, kelle kesen, tekbir getiren, cihatçı, şeriatçı terörist IŞİD,

ve Amerika’nın ‘kara gücüm’ dediği Kürt milliyetçi hareket masum sivilleri hedef alır.

Bir zamanların öfkeli gençleri bunlar.

Pazaryerine, camilere, mitinglere yani insanların kalabalık olduğu yerleri hedef alırlar.

Maksat can kaybı çok olsun, ses getirsin!

Patlama sonucu 6 kişinin hayatını kaybettiği, 80’den fazla yaralı olduğu söyleniyor.

Hemen suçlu arayışına başladık.

Yok Amerika, yok Yunanistan, yok dış güçler falan filan.

Bir terör saldırısı yaşandı, ne olup bittiği henüz belli değil iken,

herkes yaşanan bu üzücü hadiseye bir ad verme, bir don biçme işine girişti.

Peki bu eylemlerden bu ülkeyi yönetenlerin hiç mi suçu, sorumluluğu yok?

Ülke iç  güvenliğini ve sınır güvenliğini sağlamak devletin ve hükümetlerin görevidir.

Emniyet ve istihbarat açısından ciddi başarısızlık var.

Bunun ceremesini mevcut hiyerarşide birileri çekmeli,

istifa etmeli, ettirilmeli, ihmali varsa araştırılmalı.

Bu konuda meclise önerge verilse AKP-MHP oylarıyla reddedilir.

Maden ocaklarında grizu patlar, hızlı tren için yandaşa yaptırılan ray çöker,

onlarca, yüzlerce insan katledilir kimse kendini sorumlu hissetmez ,

kevgire dönmüş ülke sınırlarından giren çıkan belli değil, bombalar patlar gene kimse sorumlu değildir.

Suçlu ölenler olur, onları savunan avukatlar olur, acısı olan insanlar yerlerde tekmelenir.

Çünkü biz kader planına inanan garbın afakıyız.

Allahtan madende ölenleri çok çabuk çıkarabiliyoruz artık.

Bombayı patlatanı 24 saat geçmeden buluyoruz da,

o bombacının burnumuzun dibine kadar sokulmasını sağlayanı bulamıyoruz.

İstifa denilen onurlu bir insani değer olduğunu bile unuttuk.

2015 yılında İzmit körfez geçiş köprüsündeki halatın kopmasından kendini sorumlu tutan bir Japon mühendis,

Maket bıçağı ile intihar ettiğinde milletçe çok şaşırmıştık.

Böyle onur gurur işleri bize çok uzaktı alışık değildik.

Bıraktığı notta şunlar yazıyordu,

‘Bu hata benim mesleki ve normal hayatıma son verir.

Bu iş benim ve ülkemin gururuydu.

Bu hatadan kimse sorumlu değil!’

Japonların deprem tatbikatından anladıkları gibi  aldıkları sorumluluklarını yerine getirme anlayışları da farklı.

Yaptıkları ilk iş her zaman ki gibi sosyal medyayı, interneti ve iletişimi engellemek oldu.

İnterneti değil, sınırları kapatın!

Üzüntümüzü ve öfkemizi paylaşırken bile özgür değiliz!

Terörü ülkesine sokmamakla değil, Avrupa’ya geçirmemekle övünenlerin ülkesinde,

Taksim’deki patlamanın hesabını, sosyal medyanın fişini çekerek soruyorlar.

O kadar özgürüz ki, tüm dünya olayı haber yaparken, bizde yasak getiriliyor.

Şundan kesinlikle eminim, hepimizin kafasında,

‘bu bir şeylerin başlangıcı mı acaba?’ diye bir soru işareti var.

Secime hala çok uzun bir süre var.

Bu süreçte neler olacak, nasıl bir ortam olacak diye zaten hepimiz aylardır kaygılıydık, bu patlama tuzu biberi oldu.

İnşallah daha önce yaşadığımız seçim süreci gibi olmaz.

Bu ülke çok terör saldırısı yaşadı ama ben bu kadar sorumsuzca,

ciddiyetten uzak ve siyasi amaçla hareket edildiğini daha önce hiç görmedim.

Ülkeye kaçak giriyor, kaçak olduğu halde bir tekstil atölyesinde iş bulup 4 ay çalışıyor.

Nikahsız evli numarası yapıp kiralık ev de buluyor.

Biz hala ‘kamuflaj pantolonla oraya kadar nasıl geldi?’yi tartışıyoruz.

ABD büyükelçiliği İstanbul’da meydana gelen patlamadan derin bir üzüntü duymuş.

Hayatını kaybedenlerin ailelerine en içten taziyelerimizi sunmuş.

Süleyman Soylu, ‘ABD büyükelçiliğinin taziyesini kabul etmiyoruz!’ dedi.

Manhattan’ın orta yerine yurt yaparız, şaşaalı bir törenle açarız,

Muhammed Ali Clay' ın evini satın alırız, ancak Amerikan taziyesini asla kabul etmeyiz.

Amerika ile her türlü alışverişi yap, ülkeni üslerini aç, uçağını al, füzesini al ama çık mikrofon başında efelen.

CHP’li Oğuz Kaan Salıcı, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ’ya,

‘O terörist Afrin’den gelip aylarca kalırken, sonra o bombalı saldırıya alet olurken,

o bombalı saldırıyı yaparken; bütün irtibatları ile beraber temasta iken sen ne iş yapıyordun kardeşim’ diye sordu.

Yakalanan kadın teröristin PYD-YPG tarafından özel olarak eğitildiği söyleniyor, PKK, biz yapmadık diyor.

Bu işte bir tuhaflık var, yapmadıkları eylemleri bile sahiplenenler, bu eylemi biz yapmadık diyor.

Cumhuriyet tarihinin en kanlı terör eylemini iki günde unutuverdik.

Kanıksadık, patlamadan sonra herkesin işine gücüne devam ettiği bir Ortadoğu ülkesiyiz artık.

Mango mağazası önünde millet parça parça havaya savruldu.

Bir haftada deprem, bomba, siyaset üçgeninde gittik geldik.

Hayata bir kere geliyoruz ve yaşadığımız şu olaylara bakın.

Hayatını kaybedenlere Rahmet, yaralı vatandaşlarımıza acil şifalar diliyorum.

Hoş kalın, İnançla ve Dirençle kalın!

KemalÖZCAN-16.11.2022

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Kemal Özcan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Milas Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Milas hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Milas editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Milas değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce 8. Milas Zeytin Hasat Şenliği'nin En Başarılı Etkinliği yada Bölümü Hangisiydi?
Tüm anketler