ADAY OLMA!

Cumhuriyet tarihinin en önemli seçimine 5-6 ay kaldı.

Muhalefet henüz Cumhurbaşkanı adayını belirleyemedi.

Arkadaş uzlaşın da bir an evvel muhalefetin adayı çıksın meydana,

bir an evvel çalışmaya başlasın.

Seçim günü mü açıklayacaksınız?

Seçim günü açıklanan adaydan hayır gelmez, gelmiyor da zaten.

Hani belediye başkanlıklarında adayı son gün açıklarlar da,

aday olamayanlar başka partilerden aday olma fırsatını kaçırsınlar diye ya bu iş ona dönmesin.

Sürekli Kılıçdaroğlu’nun adaylığı konuşuluyor.

Bende kaç zamandır şaka mı yapıyorlar yoksa hedef mi saptırıyorlar diye düşünüyordum.

Tayyip Erdoğan’ın karşısına Bay Kemal’i çıkaracaklarmış gibi yaparak,

Erdoğan kazanacakmış hissi yaratıp daha baştan AKP’yi rehavete sürüklemeye mi çalışıyorlar?

6’lı masaya sesleniyorum!

Yapmayın, etmeyin bu ülke insanlarını daha fazla küstürmeyin artık!

Eyy Kılıçdaroğlu sakın aday filan olma!

Senin bu ülkede karşılığın yok!

Sırf Tuncelili olduğun için, sırf alevi olduğun için, sırf CHP’li olduğun için,

sana oy vermeyecek milyonlarca insan var.

Bunu bir ben mi görüyorum, kendisi veya partinin ileri gelenleri göremiyorlar mı?

20 yıldır ülkenin geldiği siyasi seviye artık ümmetlik düzeyinde.

Türban güzellemesi yapsa da, çarşaflı kadınları çıkarıp rozet taksa da bu iş olmaz!

Anlayacağınız bu ülkenin siyasi yelpazesi Bay Kemal’den yana değil.

Partinin başına geldiği 2010 yılından beri 2 halk oylaması, 3 genel seçim,

2 yerel seçim ve 1 Cumhurbaşkanlığı seçimini kaybetti.

Ha bir de 29 Mart 2009 seçimlerinde İstanbul Büyükşehir Belediye başkan adayı olmuştu.

Kendisinin oy bile kullanamadığı o seçimi, Kadir Topbaş yüzde 45’le kazanmıştı.

31 Mart yerel seçimlerinde HDP aday çıkarmadığı için göreceli bir başarı elde edildi.

Bu konuda şartsız destek veren HDP’ye bir teşekkür dahi etmeye çekindiler.

Başörtüsü düzenlemesi diye Erdoğan’a pas verdi.

Erdoğan’da düzenleme teklifini kabul etmeyip direk ‘Anayasayı değiştirelim’ dedi.

CHP teşekkür etmeye çekinirken, adamlar terörist ilan ettikleri HDP ile masaya oturdular.

Milliyetçi geçinen Bahçeli ise görüşmenin gayet normal olduğunu söyledi.

Gördünüz mü siyaset nasıl yapılırmış?

Tabanı tarafından yıllardır istenmediği halde,

genel başkanlık koltuğunda oturan başka biri daha var mı bilmiyorum?

24 Haziran 2018 seçimlerinde seçim sistemi çöktüğü halde gece yarısı saat 02:30’da,

Bülent Tezcan ortaya çıkıp ‘seçim ikinci tura kaldı’ diye kurnazca bir açıklama yapmıştı.

Halbuki seçimi yüzde 30’a karşı yüzde 52 ile Tayyip Erdoğan ilk turda kazanmıştı.

Bir seçimde yüzde 22 hata payı veya yanılma olabilir mi?

O seçimin bütün faturası ‘Gel Buraya Maarem’ dedikleri Muharrem İnce’ye kesilmişti.

Onun dışında herkes pirüpak çıktı ve hiçbir şey olmamış gibi partide siyasetlerine devam ettiler.

Adamın seçmen gözündeki itibarını yerle bir ettiler.

Benim jeton sonradan düştü.

Partiyi teslim etmedikleri adama hiç ülkeyi teslim ederler mi bir düşünsene a gözüm?

Velhasıl bütün heyecanı öyle bir sönümlediler ki bu kötü ekonomik gidişata rağmen artık ne yapsalar olmuyor.

Yılmaz Özdil ‘24 Haziran 2018 Tek Adam’ seçimlerinden sonra,

bir köşe yazısında Erdoğan’a seslenerek şunları yazmıştı;

‘Bari, asrın liderimize sesleneyim…

Bak bunca senedir senden hiçbir şey istemedim.

İlk defa bi şey rica ediyorum.

Tek adam seçildin, hazır Ohal de kalkmamışken,

ilk icraat olarak gözünü seveyim şunu görevden alıver, kırma beni.

Kayyuma bile razıyız gari!’

Eğer aday olursa kazanılacak bir seçimi altın tepside Erdoğan’a sunmuş olur, benden söylemesi.

Kılıçdaroğlu’nun varlığından memnun tek bir kitle var o da AKP seçmeni.

20 yıldır AKP her tökezlediğinde Deniz Baykal ve Kılıçdaroğlu elini uzatmıştır.

Eğer İmamoğlu veya Mansur Yavaş adaylık için istifa edecek olurlarsa,

yeni seçilecek başkan meclis çoğunluğu avantajından AKP’li olacak.

Bunu da bir kenara yazın.

Türkiye'de muhalefet iktidar olamamış AKP’dir.

Yani muhalefetin AKP’lileşmeden iktidar olma şansı yok!

Bunun emarelerini gerek başörtüsü çıkışında gerekse yayınlanan videolarda,

tespih ve Ziya Gökalp’in ‘Türkçülüğün Esasları’ aksesuarlarında görüyoruz.

Bir bakıyorsun geceliği bilmem kaç bin dolarlık otel odasından,

bir bakıyorsun evindeki 80’li yılları çağrışım yaptıran evinin mutfağından yayın yapıyor.

Bir bakıyorsun atletle karavanda, bir bakıyorsun elektriği kesildiği için mum ışığında.

Nerden baksan tutarsızlık, nerden baksan….

Şimdi gelelim kimin aday olması gerektiğine.

Kim daha iyi temizlik yapacaksa, kim daha iyi hesap soracaksa,

kim peşkeş çekilen kurumları geri alacaksa,

kim üç-beş yerden maaş alan vasıfsız yandaşların kellesini koparacaksa,

Yap-İşlet’lerle bu ülkenin geleceğini ipotek altına alanların,

geleceğimiz dahil her şeyi ganimet olarak yağmalayanların yakasına kim yapışacaksa,

kim yolsuzlukları ortaya çıkaracaksa,

sınav sorularını çalarak bu ülke gençliğinin geleceğini çalanlardan kim hesap soracaksa,

kim FETÖ’nün siyasi ayağını ortaya çıkarıp yargının önüne koyacaksa,

en önemlisi bu seçimi kim kazanacaksa o Cumhurbaşkanı adayı olsun!

Kılıçdaroğlu’nun dışında kim olursa bu seçimi kazanır.

Yoksa adaylık onun da en doğal hakkı.

Eğer aday olursa açık açık muhalefetin hükümetle danışıklı dövüş içinde olduğunu düşünürüm.

Erdoğan’ın kazanamayacağını anlayınca kendini feda ettiğini düşünürüm..

Kılıçdaroğlu mükemmel bir kişilik ona lafımız yok!

Türkiye’de bir seçim kazanamaz hele AKP’ye karşı söz konusu bile olamaz,

bu ülkenin vatandaşını tanıyan herkes bunu görür, bilir.

Aday olur kazanırsa fena mı olur, fena olmaz tabi?

Ancak konu artık, iyi ile kötünün, hak ile batılın, yanlış ile doğrunun,

siyah ile beyazın tercihi noktasına gelmiş durumda.

Ha şunu da peşin olarak belirteyim, ortak aday açıklandıktan sonra hiç kimsenin muhalif olup da,

şu olursa oy veririm, bu olursa oy vermem deme şansının olduğuna da inanmıyorum.

Değirmeni sel götürürken kimse kapının şakşağı ile uğraşmasın.

Muhalefet tabanı bir zamanlar ‘Ekmek için Ekmelettin’e bile oy vermiş insanlardan oluşuyor.

Bu seçim uçuruma varmadan önceki son fren mesafesidir.

Seçim kazanma ihtimali en yüksek adayla yürünmelidir.

Bana soracak olursanız 6’lı masa içinde bu iktidardan en ciddi hesabı soracak olan,

Ali Babacan veya Ahmet Davutoğlu’dur.

Çünkü kendi dokusundan olup çelişkiye düşenler birbirlerine karşı çok acımasız olurlar.

Parti içi muhalefetlerin maruz kaldığı saldırılar gibi.

Yolsuzluklardan hesap soracak bir aday dedim de aklıma geldi.

31 Mart seçimlerinin üzerinden neredeyse 3 yıl geçti,

ne Ankara’da ne de İstanbul’da yolsuzluktan tutuklanan kimse oldu mu?

Olmadı, çünkü her zaman minareyi çalan bekasını pardon kılıfını hazırlar.

Her neyse seçimden sonra dertler hemen bitecek filan sanmayın.

En az 5-6 yıl açlık ve sefalet devam edecek, geçmişin acı ekonomik ve siyasi faturaları ödenecek.

Yok öyle ölmeden cennete gitmek!

Hoş kalın, İnançla ve Dirençle kalın!

Kemal ÖZCAN-29.11.2022

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Kemal Özcan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Milas Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Milas hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Milas editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Milas değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce 8. Milas Zeytin Hasat Şenliği'nin En Başarılı Etkinliği yada Bölümü Hangisiydi?
Tüm anketler