Dış Politikadaki Yalnızlık “Değerli” Değilmiş

Türkiye dış politikasında ciddi dönüşümleri önemle takip etmemiz gereken bir dönemden geçiyoruz. İsrail, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve Mısır ile normalleşme gündemin öne çıkan maddeleri olarak karşımıza çıkıyor. Ancak şu anki dönemi analiz ederken genel bir hesapla geçen 10 yılda neler yaşandı durumunu bu analizin dışından tutmak neredeyse imkânsız. Dış politikada reel politikten uzak hamaset dolu tercihlerin sonucunu er ya da geç alıyorsunuz ki ne yazık ki bu sonuçlar son zamanlarda Türkiye için çok maliyetli oldu. Türkiye hamaset dolu gözlerle baktığı özellikle Orta Doğu coğrafyasında maliyetini doğru hesaplayamadığı birçok krizi aynı anda yaşadı.  Bu yıllarda tercihlerimiz ne yazık ki bölgenin dengesini oluşturan matematiğin içine uygun olmayan şekilde gerçekleşti. Türkiye doğru hesaplar yapamadığı Suriye krizinde özellikle küresel siyasetin önemli kırılma anlarındaki tercihlerinin aksine adeta dalgalara karşı yüzmeyi tercih etti. Ayrıca birçok gelgitlerle oluşturmaya çalıştığımız stratejimiz ise taktikten öteye gidemedi ve sahadaki sonuçları arzu edilenden çok uzak kaldı. Şu anda geldiğimiz nokta ise uzun yıllardır politik ilişkileri dondurduğumuz ülkelerle normalleşme adımlarının peşi sıra geldiği bir dönemin içindeyiz. Tabi bu yeni dönemin bir başka dinamiği ise yaklaşan genel seçimler. Cumhurbaşkanlığı sözcüsü İbrahim Kalın’ın kavramsallaştırdığı “değerli yalnızlık”  başlıklı politika tercihlerinin artık kullanılmadığı ve aslında tam tersi adımların atıldığı bir dönemin içindeyiz.

Tabi bu yeni dönem kuşkusuz Türkiye için olumlu sonuçların daha muhtemel olduğu bir strateji olacak. Bu diplomasi atağının merkezinde ise Doğu Akdeniz yer alıyor. Malum Doğu Akdeniz çok önemli bir jeopolitik, ekopolitik ve enerji-politik merkez oldu. Bu süreç ne yazık ki bizim “değerli yalnızlık” terimi içindeki tercihlerimizin yanlışlığı içinde gelişti. Örneğin bölgedeki zengin kaynaklardan çıkan doğalgaz Türkiye üzerinden Avrupalı tüketicilere ulaşabilecekken bu dönemde Mısır LNG (Sıvılaştırılmış Doğal Gaz) terminal yatırımlarını çok geliştirdi. Bu yatırımlardan sonra Mısır’ın Türkiye üzerinden geçecek boru hattı projesine nasıl bakacağını zaman gösterecek.

Türkiye’nin kendisine bölgede alan açma adımlarının en önemli ayağı tabi ki İsrail. Ünlü "One Minute" çıkışı sonrasında yaşanan Mavi Marmara saldırısı sonrasında İsrail ile diplomatik ilişkiler neredeyse durma noktasına geldi. Ancak kabul etmek gerekir ki İsrail bölgenin çok önemli bir aktörü. Mısır’ın Arap coğrafyasındaki ağırlığını da bu duruma ekleyince Türkiye’nin arada yitirilen onca zamanın bahsedildiği gibi “değerli” bir yalnızlık yerine “maliyetli” bir yalnızlık olduğunu görüyoruz. Türkiye geçen neredeyse 10 yıl içinde önceki tüm söylemlerini şu aşamada değiştirmek durumda kaldı. Ne yazık ki bu 10 yıl içerisinde bölgenin içinde yeni dinamikler oluşurken Türkiye bu yapılara entegre olamadı. Şimdiki diplomasi atağı bu trendi değiştirir mi zaman gösterecek.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Erhan Ayaz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Milas Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Milas hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Milas editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Milas değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce 8. Milas Zeytin Hasat Şenliği'nin En Başarılı Etkinliği yada Bölümü Hangisiydi?
Tüm anketler