"Yarının Milas'ında Değişim Rüzgarları Esintileri"

Merhaba sevgili okurlar, bugün sizlere Milas'ın yerel politikasının nabzını tutacağız. "Gemi nereden nereye gidiyor?" sorusunun cevabını arayacağız. Biliyoruz ki her gemi gibi siyaset gemisi de belirli bir istikamet tutturur, yelkenleri rüzgarına göre ayarlar.

Bu rüzgarın yönünü anlamak içinse en güzel pusula, şüphesiz ki seçim sonuçlarıdır. Bugünkü Cumhurbaşkanlığı seçimlerini, Milas'ın siyasi barometresi olarak ele alalım.

Millet İttifakı, Milas'ta 1. turda 67.231 oy aldı, 2. turda ise bu sayı 69.103'e çıktı. Yani bir artış var. Cumhur İttifakı ise 32.549 oy aldı ilk turda, 2. turda ise bu sayı 32.350'ye geriledi. Aynı dönemde bir düşüş yaşandı.

Geçmişe dönersek, 2018 Cumhurbaşkanlığı seçiminde Cumhur İttifakı 28.377 oy, Millet İttifakı ise 66.882 oy almıştı.

Anlamamız gereken bir şey var ki; seçim sonuçlarına baktığımızda, Milas'ta güçlü ve iddialı bir adayın oy farkını azalttığını, hatta kapatabileceğini görüyoruz. Milas'ın kalbi CHP'ye atsa da, doğru adayla bu kalbin ritmi değişebilir.

Ancak, AKP Milas İlçe Başkanlığı'nın oy kayıplarını durdurmak için bir stratejisi, bir eylem planı gözükmüyor. Yalnızca oturup oyların düştüğünü izlemek, bu oyları tekrar kazanma şansını da elden alıyor.

Bir çiftçinin toprağa ektiği tohumlar gibi, politik başarı da emek ister, strateji ister. Çiftçi tohumları ekmezse, mahsul bekleyemez. Aynı şekilde, ilçe teşkilatı gerekli eylemleri yapmazsa, oy artışı bekleyemez.

Bugünkü Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde AKP %52,16, CHP %47,84 oy aldı Türkiye genelinde. Peki Milas'ta neden aynı performansı göremiyoruz? Acaba bu, ilçe yönetiminin çalışmadığının bir göstergesi olabilir mi?

Bugünkü yazımızda da belirttiğimiz gibi, politika bir satranç oyunu gibidir ve her hamle önemlidir. Özellikle de yerel politika, halkın gözünün üzerinde olduğu, elini attığı her işi hissettiği bir alandır. Bu yüzden her hamle titizlikle planlanmalı, hedefe yönelik atılmalıdır. Bu noktada AKP'nin Milas İlçe Başkanlığı'nın durumu mercek altına almak gerekiyor.

Belki de ilçe teşkilatı, 2019 Yerel Seçimler'inden aldığı dersleri hatırlamalı. O seçimlerde CHP'li Muhammet TOKAT 47.248 oy alırken, AKP'li Barış SAYLAK 41.538 oy almıştı. Bu sonuç, AKP'nin güçlü bir aday çıkarması durumunda oy farkının düşebileceğini, hatta kapanabileceğini göstermişti.

Bir atasözümüz der ki, "Damlaya damlaya göl olur." Aynı şekilde, küçük adımlarla, azimle ve planlı bir şekilde çalışarak, Milas İlçe Başkanlığı'nın da oy oranını artırabileceği aşikardır. Ancak bu, ciddi bir çaba ve kararlılık gerektirir.

Her ne kadar Milas, tarihsel olarak CHP'ye daha yakın olsa da, aslında oy oranları bize başka bir hikaye anlatıyor: "İyi bir lider, her yerde kazanabilir." Bu hikayenin kahramanı, kim olacak bakalım?

1 yıl sonraki yerel seçimlerin yaklaştığı bugünlerde, bu fırsatı değerlendirmek AKP Milas İlçe Başkanlığı'nın elinde. Acaba bu fırsatı değerlendirebilecek mi?

Pek çok hikaye vardır siyasi arenada, ancak bir tanesi diğerlerinden daha çok aklımda kaldı. İki köy vardı bir zamanlar, biri dağın eteğinde, diğeri ise denizin kıyısında. Dağ köyü her zaman daha az kişiye ev sahipliği yapar, deniz köyü ise her daim kalabalık olurdu. Seçim zamanı geldiğinde, dağ köyünde adaylar ev ev dolaşır, herkesin kapısını çalar, sorunlarını dinlerdi. Ancak deniz köyünde, adaylar sadece meydanlarda konuşur, kapı kapı dolaşmazlardı. Sonuç olarak dağ köyündeki adaylar her zaman daha çok oy alırlardı. Çünkü onlar, halkın nabzını tutmuş, onların sorunlarını birebir dinlemişlerdi.

Bu hikaye, bize şunu hatırlatıyor: Seçimler halkın kalbiyle, onların nabzıyla kazanılır. Milletvekili sayısının da önemi bu noktada devreye girer. Muğla'da, 5 Millet İttifakı ve sadece 2 AKP milletvekili bulunuyor. Bu, yerel seçimlere doğrudan bir etkisi olabilir. Çünkü halkın temsilcisi olan milletvekillerinin daha çok olduğu bir yerde, halkın sesini daha çok duyurma şansı vardır.

Bu durumda, özellikle yerel seçimler öncesinde, Milas'ın CHP'li Belediye Başkanı Muhammet TOKAT'ın kendi icraatlarını halka sormalı, bir anket yapmalı. Çünkü ne demişler, "Ölçmeden biçmeyin." Başkan TOKAT'ın, halkın beklentilerini, memnuniyetini ve eleştirilerini ölçmesi önemli. Bu sayede gelecek seçimler için stratejilerini daha doğru belirleyebilir.

AKP Milas İlçe Başkanlığı'nın da aynı şekilde Milas'ın 13 mahallesi, 114 köyü ve 5 beldesinde nabız yoklaması, halkın beklentilerini, sorunlarını dinlemesi gerekiyor. Aksi halde, deniz köyünün adayları gibi sadece meydanlarda konuşan, halkın nabzını tutmayan bir politik duruş sergilemiş olurlar.

Sonuçta, siyasetin temelinde halka hizmet vardır ve halkın ne istediğini bilmek, onların problemlerini anlamak ve çözmek bu hizmetin en önemli adımıdır.

Şimdi top, ilçe başkanlıklarının sahasında

Acaba bu fırsatı değerlendirebilecekler mi?

Bu sorunun cevabını bir sonraki yerel seçimler verecek. Ancak unutmayalım, politikada fırsatlar ayağa gelmez, onları yakalamak gerekir. İşte bu yüzden yerel seçimlere 1 yıl kala, her iki ilçe başkanlığının da kolları sıvaması, halkın nabzını tutmaya başlaması gerekiyor.

Türkiye'nin dört bir yanında olduğu gibi Milas'ta da demokrasi bir festival havasında yaşanıyor. Ancak bu festivalin asıl sahipleri seçmenlerdir. Onların düşünceleri, onların istekleri ve onların oyları her şeyin belirleyicisi. Bu yüzden politikacılara düşen görev, halkın nabzını tutmak, onların sesine kulak vermek ve onların isteklerine yönelik politikalar geliştirmektir.

Belki de her iki ilçe başkanlığına da şu atasözümüzü hatırlatmakta fayda var: "Eşeği önce kendi çalıp, sonra kendi dövme." Hani derler ya, "Bir hata iki kez yapılıyorsa, bu artık bir seçimdir." Dolayısıyla, halkın taleplerini, beklentilerini göz ardı etmek, sadece büyük meydanlarda konuşmak yerine halkla iç içe olmayı seçmeyen bir yaklaşım, artık bir hata değil, bir seçim olur.

Bu yüzden, politikanın sadece meydanlarda yapılmadığını, gerçek politikanın halkın kalbine dokunmak olduğunu unutmayalım. Hem CHP'li Başkan TOKAT'ın, hem de AKP Milas İlçe Başkanlığı'nın halkın içinde olması, onları dinlemesi ve onların taleplerine kulak vermesi gerekiyor. Ancak bu şekilde halkın güvenini kazanabilir, onların desteğini alabilir ve sonucunda da seçimleri kazanabilirler.

Sonuç olarak, hikayemizin dağ köyündeki adayları gibi, halkın nabzını tutan, onların sorunlarını dinleyen, onlara kulak veren politikacıların başarıya ulaşacağını unutmayalım. Seçimlerde başarıya giden yol, halkla bütünleşmekten, onları dinlemekten ve onların taleplerini karşılamaktan geçiyor.

Bir sonraki yazımda görüşmek üzere, sağlıcakla kalın.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Kaçan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Milas Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Milas hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Haber Milas editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Milas değil haberi geçen ajanstır.