31 Mart 2024’ü Kazanmanın Şifresi

Kazanacağına ilişkin güçlü bir kanaate sahibim ama gene de seçimin havasına girip, Google Bard’a, “Mansur Yavaş yeniden ABB Başkanı olacak mı” şeklinde bir soru sordum.

Şu cevabı verdi:

“2024 yılı Ocak ayının ilk gününde, yani bugün itibariyle, Mansur Yavaş'ın yeniden ABB Başkanı olma ihtimali oldukça yüksektir. Yavaş, 2019 yerel seçimlerinde CHP'nin adayı olarak Ankara Büyükşehir Belediyesi'ni kazanmış ve göreve başlamıştır. Görevi süresince yaptığı çalışmalarla hem Ankara halkının hem de muhalefet partilerinin desteğini kazanmıştır. 2023 yılında yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de en yüksek oy alan ikinci aday olmuştur. Bu durum, Yavaş'ın yeniden ABB Başkanı olma şansını artırmaktadır.”

Google Bard ile aynı fikirde olduğum tartışma götürmez ama seçimlerin kendine özgü bir iklimi oluştuğu da tartıma götürmez.

Hele hele Türkiye gibi uzun süredir, AKP’nin rantçı politikalarıyla yönetilen ve giderek içinden çıkılmaz bir hale gelen kentlerin durumu bu kadar içler acısı bir hal almışken…

Gerçi başında Mansur Yavaş’ın bulunduğu Ankara ve İmamoğlu’nun başkanı olduğu İstanbul büyükşehir belediyeleri 2019’da bu rantçı politikaların dışına çıkmışlarsa da rant politikalarıyla palazlanmış rantiyerlerin kentlere olan agressif ilgileri devam ediyor.

“Kaçan balığın büyük olduğunun” da farkındalar elbette.

Hep yazdığım üzere kentler bizim evimizdir; kentimizi korumak için bir “yol haritası”na ihtiyacımız olduğu açıktır.

YOL HARİTASI OLMADAN…

“Yol haritası” ile kastettiğimiz nedir ve nasıl bir temel üzerine inşa edilebilir?

Sonuç alıcı bir yol haritasının üç temel adımı, analiz yapmak, strateji oluşturmak ve senaryosun yazmaktır.

Analiz deyip geçmeyin; az biraz derinlemesine baktığınızda, durum analizi, örgütsel yapıların analizi, yerelde karşılaşılabilecek sorunların Türkiye’nin temel problemleriyle etkileşim analizi olmak üzere üç ayrı durumla karşılaşacaksınız.

Durum analizi, ülkenin politik iklimini, toplumsal ve ekonomik yaşamını, etnik ve inanç haritasını kapsayan sahici bir çalışma yapılmasını gerektirir. Bu, bize henüz etkileşim içine girmemiş seçmenin genel eğilimini saptama olanağı verecektir.

Durum analizinin de ulusal ve yerel dinamikleri etkileme kapasitesi bulunan siyasal yapı ve aktörlere, inançlardan etnik kökene, hemşerilik bağlarından ekonomideki konumlanışa kadar toplumsal ve ekonomik olmak üzere üç başlık altında yapılması gerekmektedir.

Kentler, aynı zamanda, güçlü siyasal, toplumsal ve sivil toplum örgüt ağlarına sahip merkezlerdir. Bu nedenle her kentte yürütülecek seçim çalışmaları için bir örgütsel yapı analizi de gereklidir.

İktidar partisinin, yancılarıın, ana muhalefetin, “hür ve müstakil” partilerin örgütsel analizi, yürütülecek kampanya boyunca ihtiyaç duyulacak “nefes”i; taraflar açısından avantaj ve dezavantajların bilinmesi açısından önem arzeder.

Bir ayakları siyasetin içinde olsa da, doğrudan siyasetin içinde olmayan odalar, sendikalar ve güçlü STK’ların dinamiklerini saptamak da önemlidir. Örneğin Ankara, aynı zamanda, çoğunluğu İç Anadolu olmak üzere yurdun dört bir yanından göç almış bir merkezdir. Bu merkezde, pek çoğu onbinlere hitap eden hemşeri dernekleri de bulunmaktadır. Söz konusu hemşeri derneklerinin konumu, duruşu, politik eğilimleri de doğru analiz edilmelidir. Aynı şey, İstanbul ve İzmir için de geçerlidir.

Her örgüt açısından olası davranış ve gelişmelerle politik avantaj ve dezavantajların analizinden çıkartılacak sonuçlar, yerel seçim çalışmalarında hangi adımın niçin atılması gerektiği konusunda rehber niteliğini taşıyacaktır.

Bu çalışmalarda, amaç, kentin zihin haritası çıkartmak ve gündelik söyleminin sosyal, antropolojik değerler ve sosyal psikolojik ve siyaset sosyolojisi açısından zihniyet örüntüsünü ortaya koyup, yol haritasını netleştirmektir.

AMAÇ SEÇİMİ KAZANMAKSA…

Büyük şehirler, diğer illerden farklı olarak, Türkiye’nin genel siyaset haritasını doğrudan etkilemeye ve onlardan etkilenmeye açıktır. Etkileşim analizinin amacı, hem iktidar blokunda meydana gelen aşınma ve kırılmaları belirlemek hem de ulusala ya da uluslar arası düzeyde gerçekleşen gelişmeler karşısında seçmenin iktidara yakınlık ve uzaklık tavrını saptamaktır.

Analiz çalışmasından sonra atılacak adım, stratejinin belirlenmesidir. Strateji belirlemek, amaç ve hedefin belirlenmesini gerektirir.

Bir siyasal partinin yerel seçim stratejisinin amacı, başta büyükşehirler olmak üzere olabildiğince belediyeyi kazanmak olabilir.

2019 örneğinden anlaşılacağı üzere büyükşehir belediye başkanlıklarını kazanmak yetmiyor; ilçe başkanlıklarını ve meclis çoğunluğunu kazanmak da gerekiyor. Bunun için atılacak adımlardan biri faaliyet yürütülecek alanın dilimlenmesi ve çapraz işbölümü yapılmasıdır.

Hiç kuşkusuz adayın kucaklayıcı ve kabul gören bir kişiliğe sahip olması önemlidir. Bu nedenle adaylar saptanırken, uygulanabilir, çalışabilir, sonuç odaklı ve denetlenebilir bir kampanya yönetim sistemini bütünleşebilir olması da önem arz eder.

Kampanya yönetim sisteminin doğru işlemesi, rakibin stratejik hedef ve konumunu zayıflatacak süreç ile makulü merkeze taşımanın eş zamanlı ve doğru araçlarla olması gerektiği açıktır.

Seçim sahada kazanılır; dolayısıyla birinci öncelik, saha örgütlenmesine verilmelidir. Merkez ve çevrede birbiriyle bütünleşik ama ayrı örgütlenme modeline ihtiyaç vardır. Aday önemli ama aday adına sahada anlatılacaklar da önemlidir. Tutturulacak dil ile seçmen arasında kurulacak illiyet bağı, seçimin kaderini belirler.

Bu da program yapmanın ve projeleri belirlemenin önemine dikkat çekmemizi sağlar. Proje denilince pek çok aday, “uzaya dört şeritli yol yapmak” gibi uçuk kaçık işleri formüle etmek olarak algılar. Oysa Mansur Yavaş örneğinde olduğu gibi küçük ama insanların hayatına dokunmak, her şeyden önemlidir. Bir başka ifadeyle bazen büyük hedefler, küçük ama hayati meselelerin görülmesini engeller ve bizim sorun olarak görmediğimiz şeyler, seçmen açısından sorun oluşturabilir. Bu nedenle attığımız her adımda kamuoyunun reflekslerinin ölçülmesi, elimizi rahatlatabilir.

Rakibin analizi de; rakiple dil, söylem, algı ve iletişim açısından güçlü bir ayrışma da yabana atılamaz.

Adayın seçmenin kesişim kümesi açısından “ortak tahayyül yeteneğinin sınırlarını zorlayan güçlü bir kent imgesi” oluşturması önemlidir.

Öte yandan partiler adaylarını cafcaflı bir reklam kampanyasıyla duyurmayı; “bulunmaz Bursa kumaşı” modunda sunmayı tercih ederler. Oysa adaylığın simgesel önemine vurgu yapıp, bütün kentlilerin katılabileceği adeta bir tür “imece” gibi sunulması çok daha etkili olabilir. Bir başka ifadeyle aday, dışarıdan alıcısına satılan bir ürün gibi değil; oluşturulma sürecine halkın katılımının sağlandığı herkesin kendisine pay çıkardığı biri olarak lanse edilmelidir.

Üçüncü ve son adım ise hangi kentse o kente özgü bir senaryo oluşturulması ve adayın da bu senaryoya uygun olmasına dikkat edilmelidir.

İyi bir kent senaryosu üç temel direk üzerine inşa edilebilir. Bunları Anlam inşa etmek, bu anlam doğrultusunda toplumsal psikolojik hegemonya oluşturmak ve merkeze yerleşerek, çevreyi kazanmak şeklinde sıralayabiliriz.

31 Mart 2024’e doğru hızla ilerliyoruz.

31 Mart akşamı, sandıkta çıkabilmek için öncelikle seçmen nezdinde makule taşınmak; makulü adayın şahsıyla buluşturmak önemlidir.

Hiç kuşkusuz, sandığa atılanın, atıldığı haliyle çıkmasını sağlamak da muhalefetin geliştireceği örgütsel hareket yeteneğiyle doğrudan ilintilidir.

Alın size seçimi kazanmanın şifresi.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yüksel Işık - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Milas Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Milas hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Haber Milas editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Milas değil haberi geçen ajanstır.