‘KADAYIFIN ALTI KIZARIYOR’

1 Ocak’ta Cumhurbaşkanı'nın oğlu Bilal Erdoğan'ın önderlik ettiği, ‘Filistin’e destek ve şehitlere saygı’ yürüyüşü yapıldı.

Hem de herkese ve her kesime kapalı olan galata köprüsünde.

Aslında bu yürüyüşün Gazze’de tamamlanması gerekiyordu.

Gavur dedikleri batı ülkelerinde bile buradakinden daha büyük kalabalıklarla tepki gösterildi.

Aylar önce Almanya ve İngiltere’de milyonlar yürümüştü.

Avrupa'da insanlar Filistin için gösteri yapıyor, çünkü kendi ülkelerinin iktidarlarını belli adımlar atmaya zorlamaya çalışıyor.

Türkiye'de gösteri yapanlar ise zaten iktidarda.

Tam olarak ne amaçla gösteri yaptıklarını anlayamadım?

Görende bunları muhalefette sanır.

Yahu iktidardasınız iktidarda, atılacak adımlar belli, hadi atın da görelim!

Bir tarafta boykot edip diğer taraftan gemilere mal yükleyip göndermek nasıl bir destektir?

Esip gürleyin ama icraat yapmayın!

Herkes biliyor ki bu yürüyüşün amacı kesinlikle Filistin değildir.

Yeni yılda havai fişekli kutlama yapan Suudi Arabistan ve Katar’dan hiç bahsetmeyeceğim.

Hiçbir tepki göstermedikleri gibi kasıtlı olarak görmezden geldiklerini bile düşünüyorum.

İstanbul’un ikonik bir noktasından yaklaşan seçimler için ‘İstanbul’un sahibi biziz’ mesajı verildi.

Şeriat-hilafet naraları atıldı, hilafet çığırtkanlığına sessiz kalındı.

Tamam kelime-i tevhit bayrağı hilafet bayrağı değildir ancak bu bayraklarla gruplar halinde dolanarak,

hilafet sloganları atılıyorsa bu anayasal suçtur.

Yumruk olayıyla da neticelenerek amacına ulaşmış gözüküyor.

Bu yürüyüş ve atılan yumruk ile birlikte hilafet tartışması başladı.

Tartışmaya kıyafet değiştirir gibi din değiştirmiş, ünlü teolog ve orta doğu uzmanı Tuğçe Kazaz’da katılmış.

‘Hilafet bayrağı açan amcamın burnunu kıran gence söyleyin,

Türkiye 2030’a kadar tam manasıyla hilafet sistemine geçmiş olacak’ demiş.

Deistlikte ve ateistlikte para olmadığını anlayınca tüm dinleri dolaştı, en sonunda Müslüman oldu.

Hilafetin ne demek olduğu konusunda en ufak bir fikri var mı acaba?

Arkadaş bunlar kendini ne zannediyor, Türkiye kendini hilafet makamı olarak ilan etse,

tüm Müslüman ülkeler Türkiye’nin ağzının içine bakacak falan mı sanıyor?

Yoksa kendisini kanaat önderi filan mı sanıyor?

Devran sizin, meydan sizin, oynatın bakalım atınızı.

Bu manken eskisi hakkında suç duyurusunda bulunulması gerekiyor.

Çünkü ‘şüphelinin söylemlerinin ve çağrısının; anayasanın değiştirilemez,

ve değiştirilmesi teklif edilemez hükümlerine aykırı davranmaya tahrik,

ve yine halkın bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama suçlarını da oluşturduğu açıktır.’

Gelelim Hilafet tartışmasına.

Hilafet nedir?

Hilafet veya Halifelik, Hz. Muhammed'in 632 yılındaki ölümünün ardından oluşturulan siyasi bir makamdır.

Bu siyasi makamın başındaki kişilere halife denirdi.

Atatürk 3 Mart 1924 tarihinde hilafeti kaldırdı.

Halifeliğin kaldırılması Atatürk devrimlerinin en önemlilerinden biridir.

Gelelim Hilafet bayrağı tartışmasına.

O yeşil renkli bayrağı açmak suç değilmiş!

Yok hilafet bayrağı değilmiş, şehadet bayrağıymış, yok bunu bilmemek cahillikmiş!

Orada ne yazdığı değil, o bayrak dediğiniz yeşil şeyin neyi temsil ettiği önemlidir.

Yazının altına bir kılıç resmi kondur, al sana olsun Suudi Arabistan bayrağı.

Türk bayrağını Arabistan’da açamıyorsun ve çıkıp tek kelime ettiğiniz yok,

üstüne abi protokol bilmem ne diye kıvranıyorsun, hatta normalleştiriyorsun.

Ege Akersoy adındaki bir üniversite öğrencisi elinde yeşil bayrakla yürüyenlerden birine yumruk atmış.

Genç arkasını dönüp giderken göstericilerin kadınlı erkekli toplanıp gencin peşine takılmaları,

şikayetçiyim diye bağırmaları tam bir komedi idi.

Gence baktım, sanki yabancı bir ülkede yalnız kalmış bir göçmen görüntüsü veriyordu.

Polisin gözetiminde iken başka biri de gelip ona tokat attı.

Sağ-sol davasından, şeriat-laiklik ayrımına gelen ülkenin 2024 yılındaki ilk ve umarım son olayı olur.

Şiddet olmadığı sürece şeriat istemek, Kürdistan ya da komünizm istemek serbestmiş.

Devlet devletliğini yapsa bu gencin tepki göstermesine fırsat verilmezdi,

dolayısıyla devletin yapması gerekeni bu genç yapmış.

Milyonların gözü önünde hakem yumruklayanlardan daha fazla tutuklu kalır.

Ankaragücü başkanı içeride 15 gün kaldı ve tutuksuz yargılanmak üzere salıverildi.

Bu olayla birlikte devleti yönetenler koruyamayınca, Cumhuriyeti halkın koruyacağını anlamış olduk.

Benim kabul edemediğim şu, birine yumruk attı diye kaç kişi tutuklanıyor bu ülkede?

Belli ki burada mağdurun siyasi ve dini kimliği üzerinden kollayıcı bir tutumla yumruğu atan genç cezalandırılıyor.

Seçimlere giderken yargı eliyle resmen toplumun sinir uçlarıyla oynanıyor.

Bu tür oyunlara gelmemek ve bu iktidarın Goebbels teknikleriyle adım adım tam bir faşist rejim inşa etmeye çalıştığını görmek lazım.

Filistin için miting yapılıyor, miting de ‘anayasayı yıkacağız hilafet isteriz’ diye pankartlar açılıyor, sloganlar atılıyor.

Kılıçdaroğlu’na yumruk atan kişiye ne olduysa Ege Akersoy içinde aynısı olmalı.

Türkiye, Atatürk ilke ve devrimlerine bağlı, bağımsız, laik bir hukuk devletidir.

Emperyalistler laikliği pek sevmezler çünkü tüm sömürgeleri şeriatla yönetiliyor.

Elinde yeşil bayraklarla gezenlerin dedeleri, 1920’de Atatürk’e karşı Hilafet ordusu kurmuştu.

İngiliz işgaline karşı gelmenin dine aykırı olduğu iddialar ortaya atılmıştı.

Bölgenin son laik devletleri, Irak ve Suriye gitti, bilin bakalım sırada hangi laik ülke var?

Büyük Ortadoğu projesinde sırada kim vardı bilmiyorum?

Türkiye’de kuryeyi çarparak öldürüp kaçan Somaliliyi kollayan yargı düzeninden, Ege Akersoy hayrına bir karar beklemiyorum.

Necmettin Erbakan’ın söylediği gibi, ‘kadayıfın altı kızarıyor.’

Bu ülkede Atatürkçüler bugünden harekete geçmezlerse her şey için geç kalınır.

1929 yılından itibaren 18 yıl Ankara Valiliği ve Belediye Başkanlığını birlikte yürüten Nevzat Tandoğan şöyle demiş.

‘Bu memlekete komünizm gerekiyorsa ve komünizm yararlı bir şeyse onu da biz getiririz, size ne oluyor?’

Bu herif halk ozanımız Aşık Veysel'i de kılık ve kıyafetinin uygun olmadığı gerekçesi ile,

Ankara'nın girişinde bekletmiş ve Ankara'ya almamıştır.

Said Nursi’yi odasına çağırarak başındaki külahını çıkarıp zorla şapka giydirmeye kalkmış.

Said Nursi ‘Bu külah ancak bu kelle ile beraber çıkar!’ diyerek reddetmiştir.

Genelkurmay Başkanı Kazım Orbay'ın oğlunun karıştığı cinayetle ilgili,

mahkemede kendisine yapılan muameleyi içine sindiremeyince 1946 yılında evinde silahla intihar etmiş.

İşte böyle bir zihniyetin soyadı Ankara’da Tandoğan meydanına verilmiştir.

Muğla’daki iş hanına Orgeneral Mustafa Muğlalı adı verilmesi gibi.

Başımızdaki oligarklar çıkarları için neyi getirip getirmeyeceklerini karar verirler, halkın kafası çalışmaz böyle şeylere.

‘Sizin iki vazifeniz var: Birincisi, çiftçilik yapıp mahsul yetiştirmek, ikincisi, askere çağırdığımızda askere gelmek.’

Lafı fazla uzatmayayım, eğer bu ülkeye hilafet filan gelecekse ve yararlı bir şeyse bunlar onu da getirir.

Hilafet bugün için şeriatçı romantizmidir.

Hilafet demek bir gruba sınırsız, uçsuz bucaksız yetkileri verip, aklını bile ona teslim etmektir.

Filistin’e destek, İsrail protestosu bahanesiyle araya bir de hilafet hatta şeriat sıkıştıranlar var.

Osmanlı geri gelecek diyen tipler gibi, İngilizlerin kaldırttığını sandığı hilafeti, isteyince olacak sananlar var.

Araplara göre Türklerin İslam’ı, imanı zaten doğru değil.

Hatta Arap ırkçılarına göre Yahudiler, Türklerden daha makbul.

Onlar aynı soyun akrabaları olup, Türkler ise Orta Asya’dan gelmişlerdir.

Filistin’deki Müslümanlara bile yardım etmeyen Arap dünyasının, bizim halifeliğimizi kabul edeceğini sanmak ise fantezidir.

Hilafet işe yarasa 1’nci Dünya savaşında yarardı, orda bile din kardeşlerimiz Araplar,

Hristiyan İngilizlerle, Müslüman Osmanlıya karşı isyan ediyordu.

Hilafet niye bu kadar önemsenir onu da anlamadım.

Arap alimlerine göre İslam halifesi sadece Kureyş kabilesinden olabilir.

Yani Arapların bir Türk’ün hilafetini tanıması teorik olarak da mümkün değildir.

Geriye doğru bir dönüş olduğunu görürseniz, Türkiye geri dönülemeyecek yola girmiş demektir.

Şu anda böyle bir şey yok ama gene de tetikte olmakta fayda var.

Hoş kalın, İnançla ve Dirençle kalın!

Kemal ÖZCAN-12/01/2024

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Kemal Özcan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Milas Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Milas hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Haber Milas editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Milas değil haberi geçen ajanstır.