İNSAN SEVGİYE, İNSAN İNSANA DOĞMALI…

          “Damlayan su, taşı [A1]  deler” özdeyişimiz vardır. Yaşamda şiddet ve sevecensizlikleri yenmeli, sözel ve fiili şiddetin yaşam olanaklarını ortadan kaldırmalıyız. İşe kendimizle başlayıp, eşimiz ve çevremizle ilişkilerimizdeki uzlaşma ilkeleriyle devam etmeli, çocuklarımızı yetiştirme yöntemleriyle sürdürmeliyiz. Sürdürüm kararlılığımız taşı delen su damlası gibi olmalı.

           Çocuklarımıza incitici sözlerle iletişim kurmayı nasıl engelleyebileceklerini öğretmeliyiz. Etrafımızdaki insanların bizlere veya birbirlerine sözel ve fiili şiddet uygulamalarına izin vermemeyi ve bunlara bilinçli bir şekilde karşı koymayı görev bilmeliyiz. Acıma duygusu tohumları ekmeliyiz ki, acıma duygusu ürünü biçelim. Acıma hislerini çoğaltmalıyız ki şiddeti yok edelim.

            Yaşadığımız zaman diliminde çocuklarımıza yapabileceğimiz iyiliklerden birisi de onları akıllı telefon, televizyon veya bilgisayarların değil, gerçek hayatın sesiyle buluşturmaktır. Onlarla gezebilir, birlikte sokakları ve insanları tanıyabiliriz. Biraz komik görünmek pahasına da olsa bunu önemsiyorum; onlarla ören yerlerini, hastahaneleri, akıl hastahanelerini, huzurevlerini, yetiştirme yurtlarını, mülksüzlerin yaşadığı sokakları, camileri, havraları ve kiliseleri gezmeliyiz. Gerçek hayatın nasıl bir şey olduğunu ve acının (ıstırap) gerçek bir insana değdiğinde neler yapabileceğini onlara öğretelim. Gerçek hayatın nerelerde soluk alıp verdiğini, insanların nelere gülüp nelere üzüldüğünü, gerçek hayatın sesinin neye benzediğini onlara göstermeliyiz.

             İlişkilerde çatışma kaçınılmazdır, hatta insan ilişkilerinin doğası gereği beklenmesi gereken bir durumdur. Birbirinden farklı cinsiyete, aile yapısına, eğitime, servete ve kişiliğe sahip iki insan bir araya geliyor ve bir aile kuruyor. Bunca farklılık hem güzel ilişkilerdeki zenginliği hem de çatışmayı getirecektir. Çatışmanın kaçınılmaz olduğunu söyledik, hatta çatışma gereklidir de. Bu sayede hem biz hem de ilişkilerimiz gelişir ve dönüşür. Konuyla ilgili uzmanlar; “yaşamın uyumsuzluklardan, iletişim kopukluklarından, yanlış anlamalardan ve bunların hızlıca onarılabileceği bir döngüden oluştuğunu ve bu döngünün tekrarlanarak yaşanacağını” söylerler.

             Farklılıkların olduğu yerde tartışma kaçınılmazdır. Ancak uzlaşmalar da olanaklıdır. Önemli olan usule dikkat etmektir. “Usul esastan önce gelir” diye varolan özdeyişi ilke edinmek önemlidir. Yöntem ve şekil, içerikten daha öncelikli olarak dikkatleri üzerine çekebildiğinde etki yaratır. Zaman zaman sevdiklerimizle fikir ayrılığı yaşayabiliriz ama sorun, bu farklılıkları nasıl yöneteceğimizdir. Eğer kişi diğerini sorunun kaynağı olarak görür ve tek çözüm olarak karşısındakinin değişmesi gerektiğini düşünürse mutsuz bir evliliğin reçetesini hazırlar. Çözmek istediğimiz sorunları azaltmak için tutumlara işaret etmeliyiz, kişiliklere değil. Değişmesini umduğumuz şeyin eşimiz değil, durum olduğunun altını çizmeli ve o durumda bize ait olan kısma da sahip çıkmalıyız. Sorunları dile getirirken eleştirel, suçlayıcı bir dil kullanmak yerine sakin ve yumuşak bir dil benimsemek, konuşmaya yumuşak bir şekilde başlamak faydalıdır. Yunus Emre “Söz ola ağulu aşı, yağ ile bal ede bir söz” der. Ya da “Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır” özdeyişimiz vardır. Ancak değişim yavaş gerçekleşir. Bu sırada değişen tutumlar övgüyle ve değişim sürecinde anlayışlı olunabilirse sorunlarımızı azaltmaya doğru bir adım atmışız demektir.

          Sorunlarımızı azaltmaya doğru bir adım atma; çocuklarımız yetiştirme şeklimizle başlamaktadır. Çocuklarımıza gerçek hayatın temelini sevginin oluşturduğunu öğretmek ve sevecenlik duygusunu hissettirmekle başlar. “İnsana sevgiye, insan insana doğmalı” yolumuz olmalı. Burada doğru dönüşleri bulabilmek için, yanlış olanları görebilmemiz gerekiyor. Yanlışları görme yollarını inşaa edelim.


 [A1]

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Osman Kara - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Milas Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Milas hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Haber Milas editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Milas değil haberi geçen ajanstır.