SEÇMENE TEHDİT

Siyaset giderek çirkinleşiyor!

Cumhurun başı bu sefer AKP genel başkanlığı elbisesini giyerek indi sahaya.

Giyilecek elbise çok olunca birini çıkarıyor öbürünü giyiyor.

Ne demişti hatırlayın?

Eğer benim emir komuta merkezim bana 'Papaz elbisesi giyeceksin' diyorsa,

papaz elbisesi giyer bu şekilde görevimi yaparım.’

Bir Müslüman papaz elbisesi giyerek hangi görevi yapar, peki bu emir komuta merkezi neresi?

Acaba papaz Brunson’u bundan dolayı mı verdi diye düşünüyorum?

Tayyip Erdoğan açık açık ‘oy yoksa, hizmet de yok!’ diyerek tehditlere başladı.

‘Ya benimsin ya da kara toprağın!’ misali..

Vatandaş ’22 yıldır daha da fakirleştik, size oy moy yok!’ diyemediği sürece bu tehditler devam edecektir.

CHP ise kendi üyesinden kaçırdığı adayları, hırsızlama bir şekilde yapay zeka formülüyle belirleme derdinde.

Bu tehditler iktidarın tüm adayları ve tarafsız olması gereken Cumhurbaşkanı tarafından yapılıyor.

Bir de tarafsız olacağına dair namusu ve şerefi üstüne yemin ederler.

Bizim yasalarımız yok mu?

Bu yasalar sadece vatandaş Cumhurbaşkanına hakaret edince mi işliyor?

Cumhurbaşkanı vatandaşa tehdit ve hakaret ederse veya ettiği yemini alenen, kameralar önünde, devamlı bozduğunda işlemiyor mu?

Prompter olmazsa saçmaladıklarını biliyoruz, işte o zaman asıl niyetleri ortaya çıkıyor.

Niye şaşırıyoruz ki?

Bunların ağa babası Erbakan bir zamanlar ‘adil düzen’e geçiş için  ‘kanlı mı olacak, kansız mı olacak?’ diye saçmalıyordu.

Dünya liderimiz de geçen seçimlerde ‘400 vekil verin bu işi huzur içinde bitirelim’ dememiş miydi?

400 vekil verilmedi, keşke verseydik, ne olduysa 7 Haziran’dan sonra oldu.

Gerçi padişahlığa geçtiğimizden beri 400 vekilin de pek kıymeti kalmadı.

Bu hep böyleydi zaten, demokrasiyi esnaf dükkanı işletmek zannettikleri için,

‘ne kadar ekmek o kadar köfte’ şuursuzluğu içindeler hep!

Hizmetlerin engellenmesi bir tarafa, seçim sabotajları,

ilçe belediyelerine, il ve büyükşehir belediyelerine atanan kayyumlar,

gerekçe gösterilmeden güncel olarak yasal hak olan belediye bütçelerine tedbir koydurmalar,

mevcut yönetimlerin en ufak bir katkısı olmadan ve dahası kendi dönemlerindeki aşırılıklarla oluşan borçlara dair bütçe kesintileri yapmalar...

Yetenekleri ve liyakatleri olmadığı gibi maalesef utanmaları da yok artık!

Söylediği her şeyin tersini yapan AKP iktidarı, yarattıkları yeni statüko ile oluşan ayrıştırıcı dil,

karşıt görüş düşmanlığı ile konsolide ettiği seçmenlerini, ateşli bir partizanlıkla besledi, kendi yarattığı algı operasyonlarıyla.

Aslında hizmet konusundaki yaklaşımından daha düşündürücü ve tehlikeli olan bu ayrıştırma politikasıdır.

Bu çirkinleşen siyasi tehditler, en sonunda ‘biz yoksak doğalgaz yok!’ seviyesine çıkmıştır.

‘Bizim olmadığımız bir büyükşehir belediyesi doğalgazı nasıl getirecek?

biz varsak doğalgaz var, biz yoksak yok.’

Tezek yakan insanlarız biz ne anlarız doğalgazdan.

Getirmezsen getirme doğalgazı, biz odunla da ısınırız diyecek bir tane omurgalı vatandaş yoksa bu ülkede,

böyle tehdit edilmeyi sonuna kadar hak ediyoruz.

Sizin olmadığınız yerlerden vergi de almayın o zaman!

Vergi toplarken ülke genelinden toplanıyor ise kamu hizmeti için böyle bir düşünce olabilir mi?

Asıl tedirgin olduğum nokta, ülkedeki herkesi kucaklaması gereken Cumhurbaşkanının şu cümleleri kurması.

‘Biz merkezi yönetimde miyiz, bu kardeşiniz cumhurbaşkanı mı?

Hilmi Güler ve ilçe belediyelerimiz seçimi kazandığı anda, Cumhurbaşkanı AK partili Erdoğan, hükümet onda.

Yerel yönetimde de aynı şekilde olduğu zaman Ordu'nun kılına zarar gelmez.’

Ben en çok ‘Ordu'nun kılına zarar gelmez’ sözüne takıldım.

İnşallah gelmez, gelirse de önemli değil çünkü bu sorumsuzluğunuzu, suç ve ihmal değil, fıtrat deyip geçersiniz!

Bu açıklama doğrudan doğruya seçimlere müdahaledir.

Düşünsenize Ahmet Necdet Sezer gidip bir şehirde benim partimin adayını seçmezseniz gaz yok demesini, kıyamet kopardı herhalde.

Tam da yeni Türkiye’ye yakışan Cumhurbaşkanı izliyoruz!

Bizi seçmezseniz seçtiğiniz belediyenin hizmet vermesine engel olacağını söylüyor.

Bu ülkede sıradan birini Cumhurbaşkanı yap o da aynı cümleleri kurar.

Bu sözler güç zehirlenmesinin ete kemiğe bürünmüş, insan olarak görünmüş halidir.

Karşısında da muhalefet olmayınca tabi ülkeyi göstere göstere siz, biz diye ikiye bölüyor.

Maalesef, laik, demokratik Türkiye Cumhuriyeti devletinin son dönemlerini yaşıyoruz.

Şeriat yönetimlerini bile eleştiremiyoruz, eleştirenler gözaltına alınıyor.

Şundan eminim yerel seçimlerden sonra bambaşka şeyler konuşulacak bu ülkede.

Asrın liderimiz olmasaydı dünya bile olmazdı, yaşam biterdi yaşam!

Hatay'dan sonra Ordu’da nasibini almış, tehdidi yemiş, bakalım bir sonraki şanslı şehir neresi?

Merak ediyorum Muğla’da ne diyecek, Muğlalılara ne vermeyecek?

Oy almamak için her şeyi söylüyor ama hala oy alıyor bu ülkede.

Sanki doğalgazı kendi bahçesinden çıkarıp, halka lütfediyor gibi konuşuyor.

Halbuki AKP’ye oy veren milletin ciddi bir kısmı hala soba ile ısınıyor.

Bundan sonraki aşamada yerel de neymiş, seçim yapmıyorum derse sakın şaşırmayın.

Onca bakanı, yüksek yargıyı ben seçiyorum, belediye başkanlarını mı seçemeyeceğim?

Beni halk seçti, benim de çalışmak istediğim belediye başkanlarını seçmek hakkımdır diyebilir.

Ülkeyi yöneten kabinedeki bakanlar artık seçilmişlerden olmuyor, kendisi kafasına göre atayıp geçiyor.

İstediğini seçsin bakalım, yarın birileri çıkıp da Tayyip Erdoğan yapmak istediklerini yapamadan gitti demesin, elinden gelen buydu desin.

Madem sizin seçilmediğiniz belediyeler hizmet yapmayacak, o belediyelerdeki vatandaştan vergi de toplamayın, ayrımcılık yapacaksanız tam yapın!

Seçimden sonra bizleri zor günler bekliyor, umarım yanılırım.

Siyasi tarihimize kapkara harflerle geçecek olan utanç verici günlerden geçiyoruz.

Ne demişler?

Körlerin olduğu ülkede tek gözlü adam kraldır.

Gelecek nesiller iktidarıyla, muhalefetiyle 22 yıldır siyaset yapanları rahmetle anmayacak.

Yeri gelmişken Mevlana’nın bir dörtlüğünü hatırlatayım;

‘yüzde ısrar etme, doksan da olur…

insan dediğinde, noksan da olur…

sakın büyüklenme, elde neler var…

bir ben varım deme, yoksan da olur!’

İnsanlar ekonominin bu haline bile razıyız, daha kötüsü olmasın yeter diye düşünüyorken, 85 milyonun ödediği vergiyle devlet yönetenler,

meydanlarda sadece kendi partisine oy veren vatandaşa hizmet götüreceklerini itiraf ediyor.

İşte Siyasal İslam’ın özetidir budur.

Kendinden olursa vatansever, olmazsa vatan haini bir terörist!

Her seçim öncesi ne petroller ne gazlar buldular, bu seçimde bulduklarını tehdit olarak kullanıyorlar.

Mevzu tehdit değil, bu tehditlere inanıp aman doğalgazsız kalırız diye oy verecek insanların aramızda yaşıyor olması.

İşte bu yüzden 20 yıldan fazla iktidarlar…

Ben Tayyip Erdoğan’ı bu konuda destekliyorum, nasıl olsa muhalefet yok, istiyorum ki tüm tuşlara birden bassın!

Bassın da bu millet bir kez daha kurtuluş savaşı destanı yazsın!

Bu defa emperyalizme karşı değil, içimizdeki işbirlikçilerine karşı.

Bıktık artık bu tehditlerden, çemkirmelerden, yeminle söylüyorum doğalgaz filan istemiyoruz biz!

Eşitlik, özgürlük, huzur, barış ve kardeşlik istiyoruz artık!

Ömer Hayyam’la bitireyim yazımı,

Ben olmayınca bu güller, bu serviler yok.

Kızıl dudaklar, mis kokulu şaraplar yok.

Sabahlar, akşamlar, sevinçler, tasalar yok.

Ben düşündükçe var dünya, ben yok o da yok!

Hoş kalın, İnançla ve Dirençle kalın!

Kemal ÖZCAN-19.02.2024

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Kemal Özcan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Milas Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Milas hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Haber Milas editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Milas değil haberi geçen ajanstır.