Seçim Dönemlerinde Tercih Edilen Popülist Ekonomi Politikalarının Sonuçlarını Yaşıyoruz

Ülke olarak iki seçim dönemi içinde çok zorlu bir iktisadi yapı/zorluk içindeyiz ve enflasyon ile iktisadi belirsizliklerle boğuşuyoruz. Seçim öncesi dönemde hükümetin kısa vadeli politikalarla ekonomiyi canlandırmak adına popülist adımlar attığını hep beraber tecrübe ettik.  Ancak bu tür politikalar genellikle uzun vadeli sürdürülebilirlikten uzak olup, ekonomik krizi derinleştirebilir ki nitekim bizde de böyle oluyor. 

Seçim ekonomisi, kısa vadeli kazanımlar elde etmek için uzun vadeli ekonomik istikrarı riske atan bir stratejidir. Bu dönemde, hükümet harcamalarını artırarak ve bazı sektörlere teşvikler sunarak ekonomiyi canlandırmaya çalışır. Ancak, bu politikalar genellikle mali disiplini zayıflatır ve enflasyon gibi sorunları daha da kötüleştirebilir. Literatürdeki karşılığı gündelik hayatta hepimizi aslında an ve an yaşamaktayız. 

İktisadi krizlerde ise seçim sonrası dönem genellikle daha zorlu bir süreci işaret eder. Seçim döneminde alınan popülist kararlar, genellikle ekonomik gerçeklerle uyumlu olmadığı için seçim sonrasındaki sıkı mali tedbirlerin alınması zorunludur. Bu da halkın yaşam standartlarını ve refahını olumsuz etkileyebilir.  Türkiye'nin karşı karşıya olduğu ekonomik belirsizlikler, yalnızca seçim sonrası değil, uzun vadeli ekonomik sağlığını da tehdit ediyor. Enflasyonun kontrol altına alınması, dış ticaret dengesinin iyileştirilmesi ve yapısal reformların gerçekleştirilmesi gibi önemli adımların atılmaması durumunda, ülke daha derin bir ekonomik krizin pençesine düşebilir. Maalesef yabancı yatırımcı hala ülkeye gelmiyor. Madem ülkedeki koşullar daha iyiyse niçin bu yabancı yatırımcı gelmiyor. Çok sevdiğimiz Orta Doğulu dostlarımızdan olan Birleşik Arap Emirlikleri’nden dahi 8 milyar dolar gelmedi. Nedenleri aslında çok karmaşık gibi gelse de bir veri ile anlamak mümkün.  Hükümetin büyük bir başarı gibi takdim ettiği 08.03.2024 tarihinde Fitch'in kredi notumuzu B+'ya yükseltmesinin ardından, Türkiye kimlerle aynı kümede diye merak ediyorsanız yazayım: Bahreyn, Benin, Jamaika, Ruanda, Tanzanya, Türkmenistan, Uganda.

Bu noktada, Türkiye'nin karşı karşıya olduğu ekonomik zorluklarla başa çıkabilmek için uzun vadeli, sürdürülebilir politikaların benimsenmesi gerekmektedir. Kısa vadeli popülizmden uzaklaşarak, yapısal reformlara odaklanmak ve mali disiplini sağlamak, Türkiye'nin ekonomik istikrarını güvence altına alabilir. Ancak bu süreçte sadece hükümetin değil aynı zamanda iş dünyasının da sorumlulukları bulunmaktadır. 

Sonuç olarak Türkiye'nin seçim sonrası yolculuğu seçim ekonomisinin sonuçları ve iktisadi belirsizliklerle dolu bir dönemeçtir. Ancak uzun vadeli ve sürdürülebilir politikaların benimsenmesiyle ekonomik istikrarın sağlanması mümkündür. Bu süreçte atılacak adımlar, Türkiye'nin ekonomik ve sosyal geleceğini belirleyecek önemli bir rol oynayacaktır. Özetle, ülkenin 20-30 yıllık geleceğinin belirleneceği günlerden geçmekteyiz. 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Erhan Ayaz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Milas Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Milas hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Haber Milas editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Milas değil haberi geçen ajanstır.