70 SENTE MUHTAÇ BİR ÜLKE

Bugün tarihte bir yolculuk yapalım.

Düşlerimin ateşiyle yanıp tutuştuğum, postumu deldirmeyi bile göze aldığım deli-kanlı yıllarıma.

70 sente muhtaç olduğumuz yıllara gidelim.

Türkiye’nin 70 sente muhtaç olduğunu ilk söyleyen 1977 yılında ikinci MC hükümetinin Başbakanı olan Süleyman Demirel’dir.

Bu söz ülkenin döviz darboğazında olduğunu, vatandaşın kemer sıkması gerektiğini ima eder.

İlginç de bir hikayesi vardır.

O yıl hacı adayları için döviz aranırken, bunlara devletin ancak 35 – 40 milyon dolar vermeye gücü yeter.

Ancak döviz alamayan ve bu yüzden hacca gidemeyecek olan hacı adayları Merkez Bankasını basarlar ve Ankara’da hükümeti protesto yürüyüşü düzenlerler.

Aynı günlerde Merkez Bankası tarafından yabancı bir bankaya verilen 70 sent tutarındaki bir ödeme emri, karşılığı olmadığı gerekçesi ile geriye çevrilir.

Durum çok gizli tutulur ve sadece Demirel’e işin ciddiyetini anlatmak için söylenir.

Hacı adaylarının davranışını kınayan Demirel o zaman bir hatırlatma yaptı ve Türkiye’nin 70 sente muhtaç olduğu bir dönemde hacılara milyonlarca dolar döviz verilmesinin çok önemli bir olay olduğu vurguladı.

Bugün emeklisine 10 bin lirayı çok gören anlayışla o gün ülkeyi 70 sente muhtaç eden anlayış arasında temelde hiçbir fark yok.

Neyse asıl konuya geleyim, 70 sente muhtaç olduğumuz 70’li yıllarda hafta sonları dahil günde en az 4 saat elektrik kesintileri yapılıyordu.

Bu kesintiler milleti canından bezdirmişti.

74 yılında yapılan Kıbrıs Barış Harekatı sonucu ülke Amerikan ambargosuyla karşı karşıya kalmıştı.

Bundan dolayı dışa bağımlı petrol, sanayi ve enerji konularında sıkıntılar baş göstermeye başlamıştı.

Türkiye ekonomisi olumsuz yönde etkilenmişti.

1 Aralık 1976 günü CHP’ de bir kurultay yapılmış, kurultayda Bülent Ecevit’le kıran kırana mücadeleye giren Deniz Baykal yarıştan yenik çıkmıştı.

1 Ocak 1978 günü Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk, Bülent Ecevit’i Çankaya köşküne davet ederek hükümeti kurma görevini verdi.

5 Ocak 1978 tarihinde Bülent Ecevit hükümeti güven oyu alarak iktidara geldi.

3’üncü Ecevit hükümeti 70 sente muhtaç bir enkaz devraldı.

Kurulan hükümette Deniz Baykal ise genç yaşta Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı olmuştu.

Çiçeği burnundaydı ama olmayan Enerjinin yanında Tabii Kaynaklardan da sorumlu bakanımız ayağının tozuyla şunları söylüyordu.

‘Bugün Bulgaristan’ dan enerji alıyoruz böyle giderse daha çok almak zorunda kalacağız, plansız sanayileşme yüzünden enerji darboğazına girdik’

Döviz yokluğu, enerji darboğazı, kuyruklar ve yokluklar…

Döviz yoktu ve Arap ülkeleri üretimi düşürdüklerinden ham petrol fiyatları 4 katına çıkmıştı.

Rafinerilerde üretim durmuştu.

Petrol, benzin, yağ, şeker gibi maddelerin yokluğu sadece CHP iktidarında değil,

aynı zamanda Demirel’in kurduğu M.C hükümetleri zamanında da yaşanmıştır.

Öyle ki, Demirel o zamanlarda şunları söylemişti,

‘Benzin vardı da biz mi içtik?’

Köylü traktörle tarlasını ekip biçeceği mazotu bulamıyordu.

Rahmetli Babam bir gün elime bir teneke tutuşturdu ‘kahveden gelirken konuştum git Hacı İbram’ın Memet mazot vercek al da gel’ dedi.

Ünledim çıktı geldi, avluya geçtik, avluda büyük bir tanker ve birçok varil vardı, elimden tenekeyi aldı 2 bilemedin 3 parmak mazot koydu götürdüm.

Mazotu bulan buluyor hem de stok yapıyordu.

Babam tenekeyi elimden aldı, Paşalının Halil’in evinin duvarına doğru öyle bir fıydırışı vardı ki,

Paşalının Halil herhalde kafası iyi gene traktörle duvara çarptı zannederek ‘de gidi İbram de sarhoşmun sen arkideş?’ diye söylenerek soluk soluğa çıkıp geldiğini hatırlıyorum.

Babam muzip adamdı, kafası iyi olduğunda bazen gece geç saatte geldiğinde duvara toslatır onu taciz edermiş..

İşte bu siyasi ve ekonomik koşullar altında Yatağan Termik Santral ihalesi yapılmış, ihaleyi Polonya menşeili bir firma kazanmıştı.

Santral Polonya’ya para yerine sebze-meyve karşılığında yapılacaktı.

Deniz Baykal 7 Nisan 1978 tarihinde santralin temelini atmak için Yatağan’a geldiğinde,

yöre halkının yoğun ilgisiyle karşılaşmış, kurbanlar kesilmiş, davullar zurnalar eşliğinde coşkuyla Muğla zeybeği oynanmıştı.

Temel atma töreninde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Deniz Baykal bir müjde de vermişti.

‘TEK’ten enerji alan sanayi kuruluşlarının kısıntı programının yarısı kaldırılacak. Günde 2 saatlik kısıntı uygulamasına ve cumartesi kısıntısına son verilecek.’

Deniz Baykal, Ankara’da düzenlenen Türkiye üçüncü Genel Enerji Kongresinde, Türkiye’nin acilen nükleer enerjiye geçmesi gerektiğini söylerken salondan coşkulu bir alkış almıştı..

Yıllar sonra aynı Deniz Baykal CHP Genel Başkanı koltuğunda AKP’nin meclisten geçirdiği nükleer enerji santralleri kurulmasını sağlayacak yasanın iptal edilmesi için anayasa mahkemesine götürülmesi kararı almıştı.

Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu?

İktidarda iken nükleer enerji gerekli, muhalefette iken nükleer zararlı popülizmi.

Bugün CHP’nin termik santraller konusunda takındığı tavır da aynı tavır.

Akbelen ve Kömürsüz Muğla popülizmi.

İktidarda olsalar ‘enerji hayattır, enerji medeniyettir.’

40 yıldır bölge ve ülke ekonomisine artı değer kazandıran bu santraller çalışacak.

Termik santralin çalışması için kömüre ve suya ihtiyaç vardır.

Bu santraller, bulunduğu havzada milyonlarca ton kömür rezervi bulunduğu için bu bölgeye yapılmıştır.

300-500 kilometre uzaktan kömür taşıyarak santral çalıştırmak sürdürülebilir bir iş değildir.

Ha sürdürülebilir olsa Kömürsüz Muğla olur Kömürsüz Soma...

Yıllar önce siyasetlerine malzeme yaparak coşkulu bir gövde gösterisiyle temelini attıkları santralleri,

gene aynı zihniyet siyasi malzeme yaparak çevreci tayfanın kuyruğunda kapatılması için mücadele ediyor.

CHP’nin Muğla Büyükşehir adayı Ahmet Aras bu konuda açıktan saldırıya geçmiş durumda.

Daha adaylığı kesinleşir kesinleşmez ‘Ormanlarımızı acımasızca katlederken, suyumuzu da gasp eden termik santralleri başımıza bela edenlere karşı,

yasal gücümü sonuna kadar kullanacağım.’ şeklinde bir açıklama yapmıştı.

Yaptığı bu açıklama sonrası termikte ve madende çalışan emekçiler oldukça tedirgin oldu.

Muğla BB Başkanlığına aday olanlar, geçimini santralde ve madende çalışarak sağlayan binlerce emekçiyi ve ailelerini düşünerek açıklama yapmak zorundadırlar.

O zaman gideceksin mücadeleni ekoloji örgütlerinde aktivist olarak yapacaksın!

Git İkizköy'e muhtar ol da görelim mücadelenil!

Bu makamlara gelecek olanlar vereceklerini söyledikleri mücadele sonucu termik santraller ve maden ocakları kapatıldığında,

işsiz kalan binlerce emekçiye ve ailelerine iş, aş vermek zorunda olduklarını düşünmelidirler!

Beyimiz buralarda çalışan, ekmek kavgası veren işçiler olduğundan bile bihaber.

Öncelikle onları düşünmeden, anlamadan, dinlemeden termik santrallere karşı mücadele etmek tamamen art niyettir.

Birilerine yaranma siyaseti yapacağım diye binlerce emekçiyi görmezden geliyor, yok farz ediyor.

Bizler enerji ve maden işçileri olarak derdimizi, meramımızı bir türlü anlatamadık.

Anlamak ta istemiyorlar.

Bodrum Belediye Başkanı iken yaşadığı su sıkıntısının nedeni olarak santrallerin kullandığı suyu bahane ediyor.

Diyor ki beyimiz;

‘Susuzluğun sebebi belediyelerimizin hizmet eksiği değil, doğal kaynaklarımızın termik santraller tarafından soğutma suyu olarak kullanılmasıdır.

Yaklaşık 32 milyon m3 su, sadece termik santrallere verilmiş durumda.

Doğa talanının sebep olduğu sorun, bizi susuz bırakıyor.'

Ahmet Aras kendi yetersizliğini, beceriksizliğini termik santraller üzerinden örtbas etmeye çalışıyor.

Plansız bir şehirleşme sonucu şehir hormonlu bir şekilde büyürse, suyu ve alt yapıyı düşünmeden her yeri şantiyeye çevirirsen olacağı bu.

Belediye olarak sık sık meydana gelen patlaklara zamanında müdahale etmezsen, milyonlarca metreküp suyu boşa akıtırsan olacağı bu.

130 bin nüfuslu bir ilçe yaz aylarında 2-3 milyona çıkıyorsa önlemlerinizi ona göre alacaksınız.

Bodrum'un mevcut su talebi Geyik Barajı, Mumcular Barajı ve Milas Çamköy yer altı suyu kaynaklarından sağlanıyor.

Bu kaynakların içinde Geyik Barajı’nın yapılış amacı sadece santrallerin su ihtiyacını karşılamak içindir.

Bu baraj Bodrum’a su sağlamak için yapılmamıştır, geçen yaz Bodrum bu barajdan her yıl aldığı miktardan tam 4 kat su almış ama gene susuz kalmıştır.

Ahmet Aras Bodrum için yeni su kaynakları yaratmak yerine gözünü Geyik Barajına dikmiştir.

Bütün mesele çevre filan değil, kendi beceriksizliğinin sonucu Bodrum’u susuz bırakma telaşı.

Çevreci tayfa yıllarca santralleri kapattırmak için hava kirliliği dedi olmadı, Akbelen dedi olmadı,

bugün plağı çevirip Bodrum’un susuzluğu üzerinde kapattırma algısı yaratmaya çalışıyorlar.

Aklıma deli deli sorular gelmiyor değil hani.

Sırf santrallere saldırmak için Bodrum bilerek mi susuz bırakıldı?

İşin içinde Akbelen direnişine destek tezgahı mı var?

Onca susuzluğa rağmen günlerce patlakları seyretmenin başka bir izahı var mı?

Bu şahıs bugün MBB başkan adayı olarak Bodrum gibi ceketi assa kazanacağı yerde, su konusunda Muğla Büyükşehir ve santrallere attığı topu bakalım nerelere atacak?

Ahmet Aras’ı en iyi anlatan bir fıkra ile bitireyim yazımı.

Adamın biri gemi yolculuğu sırasında dümencinin yanına sokuldu.

Gemiyi nasıl yönettiğine bakıyordu.

Şundan bundan konuştular.

Laf arasında dümenci, iki gecedir uykusuz olduğunu söyleyince,

Yolcu:

‘Ver biraz da ben idare edeyim, sen biraz kestir.’ der.

Dümenci, onun dümen kullanmayı bildiğini sanarak gidip uyudu.

Geminin başı karadan yana döndü, az sonra da büyük bir gürültüyle karaya oturdular.

Dümenci uyanıp da durumu görünce:

‘Sen ne yaptın yahu!’ diye söylendi.

‘Ben bir şey yapmadım dostum, deniz bitti.’

Evet bir şey yapmazsan deniz biter ve karaya oturursun.

Hoş kalın, İnançla ve Dirençle kalın!

Kemal ÖZCAN-21.03.2024

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Kemal Özcan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Milas Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Milas hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Haber Milas editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Milas değil haberi geçen ajanstır.