Toplum belleği, medeni ilişkiler ve çevre…

Osman KARA

Emekli SMMM / Öğretmen

 

            Henüz Uzan ailesinin özel TV kanalı Star, yayın dünyasında yok. TRT’nin siyah beyaz tek kanalında akşam yayını belgesel izliyordum. Fethiye Kayaköy (Levissi)’ü anlatıyordu. 1922 yılında Yunanistan ile nüfus mübadelesinde boşalan köy. Çok yaşlı bir amca Kayaköy’ün dününü anlatıyordu. Çok duygulanmıştım. Amca;

            “Burasına köy diyoruz ama, buranın iki eczanesi, doktorları ve bilardo salonları vardı. Bizler yörük insanlarız. Göçmeden, o zamanlar yeni yerleşik düzene geçmişiz. Duvar örmesi dahil, yerleşik hayata ait hiçbir bilgimiz ve becerimiz yok. Rum kadınlar bir kollarında dikiş makinası, sırtlarında kumaş bohçası gelirler; bizlerin ölçüsünü alıp dikişi tamamlarlardı. Bizleri giydirir, beğendirirlerdi. Parasını sonra ödemeye giderdik. Herkes birbirine sevgi ile bakar, güvenirdi.”

           Karşısında, yol kenarındaki iki katlı, tavanı çökmüş binayı göstererek; derin bir iç çekmeden sonra hikayesini anlattı amca. “ Bu evin akranım olan kızları vardı. Ben yanık, o yanık. Akşamları değişik saatlerde kahveden dönerken, benim ayak seslerimi bilir, perdeyi hafif aralardı. Bakışırdık. “ diye anlatıyor. 60/ 65 yıl sonra yüreğindeki sıcaklığı bütün tazeliği ile hissederek.

            Amca anlatmaya devam ediyor. “Köy tertemizdi. O zamanlarda iş nerelerde? Taa Üzümlü’de bulunan Krom madenine çalışmaya gittim. Maden ocağı diyen yalan söyler. Çevreye hiç zararı görülmüyordu. Her şey düzenli, çevrede hiç tahribatı yoktu, ağaçların arasında belli bile değildi” diyor, o zamanki işletmecinin çalışmasını anlatırken. Sonrası malum. Savaşlar, göçler…

           İçime düştü, amcayı anımsayınca. Sahi o zamanlarda Milas’ta neler olmuştu. Kütüphanemden Bülent Adıyeke’nin doktora tezi, “19. YÜZ YILDA MİLAS KAZASI. MİLAS’IN SOSYAL, DEMOGRAFİK, EKONOMİK VE KÜLTÜREL GELİŞİMİ” çalışmasını aldım. Milas için de benzeri tespitleri vardı Adıyeke’nin. Aydın il salnameleri ve Kadı Defterlerine dayandırdığı çalışmasında. Milas nüfusunun on dokuzuncu yüzyıl başlarında %3’ünün Yahudi, %4’ünün Ermeni, %32’sinin Rum ve %61’inin Müslüman Türk olduğu yazıyordu.

          Çalışmasında, insan yaşamı için önemli olan her şeyin azınlıklar tarafından yapıldığını yazıyordu. Örneğin değirmencilerle ilgili; Milas merkezdekileri Yani, Atanos, Beçecioğlu, Zımmi ve Tuzabat’taki değirmenin ise Antoni’ye ait olup işlettikleri, diğer değirmenlerinde aynı olduğunu belirterek. Bölgenin en önemli tarımsal ürünü zeytin ve zeytinyağı ticaretinin ise Rum Bezirgan ailesince yapıldığını yazıyordu. Madenlere gelince; Bozöyük zımpara madeni Mösyö Memiko, Şeyhköy zımpara madeni Yako Tarika ve Alber Tarika ( 18 km. lik teleferik tesisi kurarak, Kurukümes dağlarının madenlerini ovaya indirmişler), Karaağaç ve Kayabaşı zımpara madenleri Emest Abbot ve Edvar Vital tarafından işletildiği belirtilmektedir. Adıyeke aralarında bir tek Türk madenciden bahsetmektedir. O da, Rum mahallesi sakini Monolaki ile ortaktır. Hisarbaşı mahallesinden Hüsamettin efendidir. Alakilise’de bulunan kömür madenini işletmektedirler.

           O zamanlar Milas’taki madencilerin de çevreye ve doğaya verdikleri zarar yoktur. Hatta Şeyhköy zımpara madeni için teleferik tesisi kurulurken; bugün yöre insanlarının bildiği bir mağara ve yeraltı şehri zarar görmesin diye, teleferiğin rotasının değiştirildiği anlatılmaktadır. Kurukümes dağındaki bu mağaraya bir dolak tütün ipini beline bağlayarak ki, 300 m. dir, içeriye giren köylüler ip bitti, mağara bitmedi diye anlatıyorlar. Kurukümes dağının eteklerinde bulunan yeraltı şehrini ise defineciler yağmalamasın diye yerini açıklamamaktadırlar. Birkaç defa müzede tanıdıklarına anlattıkları, ancak ilgilenen olmadığı yöre insanlarının beyanıdır. Devlet sahip çıkmamıştır. Bu günün maden ocaklarının ise yaptıkları çalışmalar ve sonuçları da ortadadır. Dağlarımız, saçkıran hastalığına yakalanmış insan başlarına benzetilmiş durumdadır. Devlet yine ortada yoktur.

              Bülent Adıyeke çalışmasında zaman zaman Türk’lerin de ticaret denemesi yaptığının altını çizmektedir. Şöyle ki “ Milas’ta, Abdülaziz Ağa ailesinin yönetimin yanı sıra, ticarete de yöneldiği görülmüştür. Zaten tüccarlar eskiden beri, ağanın yanına rahatlıkla girip çıktıkları için aile tüccarlara yakındı. Abdülaziz Ağa ailesinden Ömer Ağazade Memed Ağa, Sünbüllü Han’da oturan sarraf Yordan ile bir ortaklık kurmuştur. Fakat bu ortaklık sonunda Memed Ağa’nın Hacı Yordan’a 447.500 kuruşluk borcu olmuş ve Memed Ağa bunu ödemekten aciz olduğunu mahkemeye bildirmiştir. Bunun sonucu Memed Ağa kendisine ait vergi gelirlerinin yanı sıra, yine kendisine ait birçok toprağı Hacı Yordan’a şahitler huzurunda temlik etmiştir” tespiti vardır.

          Birlikte yaşayan, farklı din ve ırktan insanların taraflar arası sorunları yokken ve birbirlerine birçok şey öğretirken, insani ve kültürel alış veriş içerisindeyken olanlar olmuş. Sonrası yine malum. Savaşlar, baskılar, göçler. Kalan bizler ise; Çatıl, Eyne, Gebran, Mandalyat, Mersenet, Asin, Kalmağı ve diğer yerleşim adlarını değiştirmekle başlayıp; en son Yahudi mahallesinin ortasındaki ve tüm Yahudi çocuklarının kaydı bulunan, atalarını aramak için Yahudilerin başvuru noktası, Menteşe İlkokulunu kapatarak devam etmişiz, toplum belleği ve dünü silmeye.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Osman Kara - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Milas Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Milas hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Milas editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Milas değil haberi geçen ajanstır.



Anket Milas'ta, 2021 yılında doğalgaz altyapısının tamamlanacağına inanıyor musunuz?