Meseleleri mesele etmezseniz ortada mesele kalmaz!

Hadi gene iyiyiz, yoksulluk kalkmış!

Türkiye’de yoksulluk ve hatta aşırı yoksulluk sorun olmaktan kalkmış!

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler bakanımız öyle dedi.

Sayın bakanımızın hitap ettiği kesime bakar mısınız, neredeyse ülkenin tamamı?

Aile, Çalışma ve Sosyal hizmetler…

Helal olsun, başbakan bile bu kadar sorumluluk altında değildi.

Toplumun hepsi yoksul olunca tabi ki ortada sorun morun kalmaz.

Yoksulluk sorun olmaktan çıktı, çünkü bir yaşam biçimi oldu, kader oldu, fıtrat oldu.

Yoksulluk sorun olmaktan çıktı, çünkü açlık moduna geçtik artık.

Yoksulluğun yerini açlık almış durumda!

Olay şu, yoksulluk nadiren görülen bir durum olmaktan çıkıp olağan hale geldi.

İktidara göre şahlanıyoruz, uçuyoruz.

Samsun’da önceki gün bir eline iş, bir eline de aş yazarak intihar eden yurttaş hatırlatılınca,

yoksulluk sorun olmaktan kalktı dedi.

20 yıl önce esnafın biri Ecevit’e yazar kasa fırlattığında aylarca haber yapan kanallar,

dün Samsun’da vatandaşın biri iş-aş yazarak intihar edince tık yok.

Ülkede o kadar çok sorun var ki adamlar ‘Allah aşkına yoksulluk da sorun mu şimdi?’ kafasındalar.

Bir zamanlar Demirel şöyle demişti.

‘Meseleleri mesele etmezseniz ortada mesele kalmaz.’

İşte ülkeyi aynı zihniyet yönetiyor.

Menderes

’ten Demirel’e, Özal’a, Özal’dan Tayyip’e sürüyor bu anlayış.

Sahne aynı, oyun aynı, değişen sadece oyuncular oluyor.

Bu milletle dalganızı geçin bakalım, kısa çöp uzun çöpten hakkını mutlaka alır, alacaktır!

Kendi yarattıkları orta direği yok ettiler, zenginle fakir arasında uçurumlar var.

Milli gelir belli bir kitlenin elinde toplanarak, gelir dağılımındaki adaletsizlik uçurumu iyice derinleştirdi.

Artık Türkiye’de herkes yoksul.

Herkesin yoksul olduğu yerde  yoksulluk sorun olmaz.

Asgari ücretin ortalama ücret haline geldiği bir ülkede yoksulluk kalktı demek hakikaten cesaret işi.

En geri kalmış bir ülkede bile bakan çıksa bunu söylese, söylediğine pişman ederlerdi.

Oysa biz  nefes aldığımıza şükrediyoruz!

Bakan hiç yoksulluk gördü mü, hiç açlık çekti mi bilmiyorum?.

‘Tok, acın halinden anlamaz!’ demiş büyüklerimiz.

Bizi yönetenler bambaşka bir ülkede yaşıyorlar sanki.

Gördükleri meclisin önünde sıralanmış son model araçlar, altın varaklar, ejder meyveli kokteyller, saraylar, saltanatlar…

30 bin lira maaş alıp, meclis lokantasından 5 liraya kuzu pirzola yiyenler anlayamaz bizi.

Damdan düşenin halinden damdan düşen anlar!

AKP 18 yıldır iktidarda olunca, AKP öncesini zar zor hatırlıyorum.

Buzdolabımız var mıydı, yok muydu?

Buzdolabı olan aile yoksul sayılmaz.

Bizdeki yoksulluk göreceli.

Biz aslında fakir değiliz, onlar çok zengin.

Liyakatsiz atamalar, içi boşaltılmış eğitim sistemi, adalet sisteminin güvensizliği almış başını yürümüş.

Çalışma bakanı da diğerleri gibi seçilmiş değil, atanmış biri.

Bakanımızın liyakati neymiş bakayım dedim.

Akp’nin ilk döneminde sürekli uyuyan bir bakan vardı ya hani adı Atilla Koç.

Anımsadınız mı?

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk,

eski Kültür ve Turizm bakanı Atilla Koç’un kızı.

Atilla Koç, Aydın

doğumlu, kaymakamlık, valilik, emniyet müdürlüğü filan yapmış.

AKP ile 3 dönem milletvekili olarak meclise girmiş, bakanlık yapmış.

‘Siyasette milletvekilliği esastır bakanlık istisnadır.

Her milletvekili bakan olmayı ister.’

demişti ama kızı milletvekili seçilmeden bakan oldu.

Kızı bakan olunca sevinçten gözyaşlarını tutamamış.

Osmanlı'dan sonra ilk kez yaşanan bakan babası eski bakan olmak durumuyla gurur duymuş.

Türkcell yönetim kurulu üyeliği yaptığında 120 bin lira maaş aldığı söylenmiş.

Kapitalizm ile siyasal İslam’ın müthiş uyumu.

O değil de, 120 bin lira maaş alacak bir insan ne yapmış, şirkete ne kazandırmış olabilir?

Oğlu sarayın dijital dönüşüm ofisi başkanı, kızı bakan olmuş.

Ne güzel memleket, aileler boyu saadet zincirleri yaşanıyor.

Yani ailecek siyasetin kaymağını yiyorlar.

Aile boyu devlete kapağı atanlar, yoksulluğun ne olduğunu bilmezler!

Eskiden milletin seçtiği bakanlar vardı, bugün seçilmeden sarayın atadığı bakanlar var karşımızda.

Bu bakanların, kime karşı sorumluluğu var?

Sağlık çalışanlarının Covid-19 hastalığının meslek hastalığı sayılması talepleri oldu.

Bakan, sağlık çalışanları için meslek hastalığı düzenlemesine ihtiyaç yok dedi.

Vazife malulü diye bir durum varmış.

Oysa 130’a yakın ülke tarafından, Covid-19 sağlık çalışanları için meslek hastalığı olarak kabul edilmiştir.

Ne yazık ki ülkemizde tartışma konusu ediliyor.

Ondan sonra sağlık çalışanlarının sırtını sıvazlamalar,

kuru kuruya teşekkürler, alkışlar.

Türk halkı kabullenilmiş bir çaresizlik içerisinde.

Bizi yönetenler yoksulluğun ne demek olduğunu bilmiyorlar.

Yoksulluktan kendini yakanları, intihar edenleri görmezden gelirler.

Bir de alay eder gibi yoksulluk kalktı derler.

Geçin bakalım dalganızı, kısa çöp uzun çöpten mutlaka hakkını alacaktır.

Dünyanın bizi kıskandığı düşüncesi ile kandırıyorlar.

Siyaset boş sözlerle insanları kandırma sanatı haline geldi.

Dünyanın bizi kıskandığı filan yok, hepsi hikaye.

Bundan sonraki yüzyıllarda gelecek nesiller bu karanlık çağı ibretle okuyacak,

ve liyakatin ne kadar önemli, hamasetin ise ne kadar tehlikeli olduğunu anlayacaklar.

Bakan Selçuk, kadın haklarına yönelik çalışmaları için de,

AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan öncülüğünde hayata geçirdiklerini söyledi.

Saygıdeğer Emine Erdoğan hanımefendinin öncülüğünde Mercan Seferberliği başlattık dedi.

Kadına şiddet, taciz ve tecavüz konusunda kimse bizim elimize su dökemez.

Her gün kadınlar katlediliyor.

Hem de göz göre göre ve polisiye filmleri aratmayacak yöntemlerle.

Genelde eşinden boşanmış veya boşanma aşamasındaki kadınlar katlediliyor.

Koruyamıyoruz kadınlarımızı.

Hala İstanbul Sözleşmesini tartışıyoruz.

Kadınların hayatı zerre umurlarında değil.

Cinsiyet eşitliğine, kadının beyanının esas alınmasına tahammülleri yok.

Kadın sığınma evlerini reddeden, şiddet uygulayan erkeğin,

kadından uzaklaştırılmasını istemeyen zihniyet bu sözleşmeye karşı çıkıyor.

Neymiş, Türk-Müslüman aile yapısına ihanetmiş.

Yoksulluk sorun olmaktan kalmış olsaydı kadına şiddet de azalırdı.

Sayın bakan yoksulluğu test etmek istiyorsa, çıksın taksim meydanına,

ihtiyacı olanlara erzak dağıtılacak desin, bak ne oluyor!

Yoksulluk var mı, yok mu görsün!

Küçük ortak Devlet Bahçeli askıda ekmek derken, o ekmekleri süs olsun diye mi astırıyordu?

Samsun’da bir vatandaş iş-aş yazarak kendini asıyor, güdümlü medyanın gözünde haber değeri bile taşımıyor.

Tank-palet fabrikası Katar’a satıldı mı, yoksa sadece işletme hakkı mı verildi?

Ekranda Türk Silahlı Kuvvetlerini en fazla ben seviyorum yarışmaları.

CeHaPe’de mi yoksa AKP’de mi daha çok tacizci var?

Kim onların önüne yatmış, kim korumuş günlerdir bunu tartışıyoruz?

Sorsan kendini yakanlar, asarak intihar edenler dış güçlerin iktidarı yıpratma operasyonudur.

Bakana göre yoksulluk sorun olmaktan kalktı.

Halkın durumunu görmezler, duymazlar hatta umurlarında bile değil.

Herkesin kel olduğu bir dünyada kellik sorun olmaz, aksine saçı olan garip karşılanır.

Türkiye’de yoksulluk sınırı 8 bin 200 lira civarında ve çalışanların yarısı 2 bin 300 liraya talim ediyor.

Ülkenin yarısı açlık sınırının altında bir ücretle yaşamaya çalışıyor.

Açlık sınırı 2 bin 500 lira, açlık sınırı denen sınır ise sadece pazar masrafından ibaret.

Giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu harcamalar hariç.

Muhalefette iken çay-simit hesabı yaparak eleştirenlerin, iktidara geldiklerinde reva gördükleri durum bu.

Bakan ayrıca işsizlik sigorta fonu sadece işçilere ait değil dedi.

Fonun yüzde 66 işçiye, yüzde 27 patrona veriliyormuş.

Fonun oluşmasındaki katkılarından dolayı onların da hakları varmış.

Bu arada millete küfreden Cengiz İnşaat’ın patronu 3’ncü uçağını almış.

Hem de sözde protesto ettiğimiz Fransa’dan.

En iyisi mi burada bitireyim daha yazarsam kendimi tutamayıp konuyu başka mecralara taşırım.

Hoş kalın, İnançla ve Dirençle kalın.

Kemal ÖZCAN-13/12/2020

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Kemal Özcan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Milas Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Milas hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Milas editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Milas değil haberi geçen ajanstır.



Anket Milas'ta, 2021 yılında doğalgaz altyapısının tamamlanacağına inanıyor musunuz?