Osmanlı-Türkiye savaşı

Tarikatlar her zaman siyasetin göbeğinde olmuştur.

Yasal anlamda yok sayılmalarına rağmen her zaman varlıklarını sürdürmüşlerdir.

Birçok İslam ülkesinde böyle değildir mesela.

Ülkemize özgün bu durumun kökleri kurtuluş savaşı yıllarına dayanır.

Kurtuluş Savaşı döneminde Anadolu şehirleri bir bir işgal edilirken,

Padişah Vahdettin, Damat Ferit ve İngilizler,

Mustafa Kemal'i saf dışı bırakmak için anlaşırlar.

Mustafa Kemal önderliğindeki hareketin Anadolu'da halkı yanına çektiğini gördüklerinde,

işgalcilerin ve işbirlikçilerinin başvurduğu ilk araçlardan biri yine din olmuştur.

Bunlar için din ve demokrasi birer araçtır.

Amaç her şeye rağmen saltanatın sürdürülmesidir.

İşgalcilerin isteği üzerine 10 Nisan 1920'de Şeyhülislam Dürrizade Abdullah Efendi bir fetva yayınlar.

Bu fetvayla Kuvayı Milliyeciler ‘eşkıya’ ilan edilmiş,

öldürülmeleri dinen farz olarak gösterilmiştir.

Yeri gelmişken Kuvayı Milliye ismini duymayanımız yoktur herhalde.

Kurtuluş savaşının ilk savunma kuruluşudur, direnişin adıdır.

İşgal güçlerine karşı savaşan sivil milis kuvvetlerdir.

Peki Kuvayı İnzibatiye adını duyan var mı?

Kuvayı İnzibatiye ismini tarihle yakinen ilgisi olmayanlar duymamıştır.

Tarih kitaplarında bulamazsınız, bilinçli olarak sakladılar bu ismi.

Damat Ferit’in İngilizlerden izin alarak kurduğu bu askeri örgüt Milli Mücadeleyi boğmayı amaçlamıştır.

Bütün Müslümanlar adil halife İmam Sultan Vahdettin etrafında toplanmaya çağrılarak,

eşkıyalara karşı savaş çağrısına uymakla yükümlü kılınır.

İngiliz işbirlikçisi İmam Sultan Vahdettin vatansever,

ülkeyi emperyalist işgalden kurtarmak için savaşan Kuvayı Milliyeciler eşkıya olmuştu.

Padişah uğruna savaşıp ölenler şehit, yaralananlar da gazi sayılacaktı.

Günümüz politik taktiklerine ne kadar benziyor.

Fetvalar İngiliz uçakları tarafından Anadolu'ya dağıtılır.

Ankara'da ulusal bir meclisin toplanması gündeme geldiğinde, şeyhülislam çıkar yine ortaya.

Bir fetva daha yayınlar.

Yunanlılar’a yani işgalcilere karşı savaşanların dinsiz olduğu dahi söylenir,

ve halkın çeşitli kesimleri buna inandırılmıştır.

Atatürk ve Cumhuriyet düşmanı Fesli Kadir Mısıroğlu’nun,

‘keşke Yunan galip gelseydi’ diye kahrolması da tesadüf değildir.

Yunan ordusu aynı zamanda halifelik ordusu sayılır.

İngiltere desteği ile oluşturulmuş, paralı sözde din ordusu.

Sıradan bir jandarma eri olan Anzavur Ahmet'i paşa yaparlar.

Anzavur Ahmet Çerkez’di, onu Karabiga’da öldüren de Çerkez Ethem’oldu.

Çerkez Ethem‘Anzavur’dan aldığımız silah ve mühimmatın miktarı, bir kolorduyu silahlandırabilecek miktardaydı’ demesi,

Anzavur’un arkasındaki gücün büyüklüğünün görülmesi açısından son derece önemlidir.

Abdülhamit,Anzavur’un kız kardeşini sarayında cariye yapmıştı.

Kurtuluş Savaşı’nda yer alan din adamlarının kahramanlık hikayeleri anlatılır ama

gerici, yobaz, dinci oluşumlar genellikle es geçilir.

Hilafet Ordusu'nun komutanlarından Ahmet Anzavur’un

‘elimde ferman, göğsümde kuran, kalbimde iman’ diyerek padişah için savaştığından söz edilmez..

Bağımsızlık savaşı, halkın dini inancı kullanılarak önlenmeye çalışıldı.

Dini önderler ve tarikatlar kullanıldı.

Anadolu’da irili ufaklı 60’a yakın gerici ayaklanma olmuş, en kanlısı Sakarya-Düzce bölgesinde yaşanmıştır.  

Padişaha isyan etmek Allah’a ve Peygambere karşı gelmek anlamına geliyordu.

Din adına, işgalciler savunuldu.

Kemalistler, bolşevik olarak gösterilmiş ve İzmit, Adapazarı, Bolu, Düzce, Hendek, Biga,

Konya

gibi yerlerde din, ırz ve mülkiyet düşmanı bolşevikler propagandasıyla,

Kuvayı Milliyeciler’e karşı gerici ayaklanmalar gerçekleştirilmiş.

1920 yılının mayıs ayında Sakarya yöresinde gerçekleşen bir dizi çarpışmadan sonra,

1920 Türkiye-Osmanlı savaşı Osmanlı devletinin yenilgisi,

ve Türkiye'nin bağımsızlık savaşındaki ilk galibiyeti ile sonuçlanmıştır.

Bu arada Sapanca ve Adapazarı’nı işgalden kurtaran Çerkez Ethem’den de hiç bahsetmezler.

Çerkez Ethem’in Düzce’ye doğru yola çıktığını duyan Hilafet ordusu komutanları,

aman o gelmesin biz teslim olalım diyerek teslim olmuşlardır..

Çünkü Çerkez Ethem girdiği yerlerde çok sert müdahale ediyor, adeta taş taş üstünde bırakmıyordu.

Kuvayı Milliye eşkıyasına karşı Kuvayı İnzibatiye kurularak Osmanlı ile Türkiye savaşı başlatıldı.

Bundan 2 yıl sonra Türkiye İstanbul'u alarak Osmanlı devletine son verdi.

Hiç kimse İmam Sultan Vahdettin’in bu gerici ordusundan bahsetmez.

Osmanlı'nın halifeliğin dinsel gücünden siyasal anlamda yararlanmak istediği son hadisedir.

Yukarıda saydığım yerlerin tarikatların hemen her dönem güçlü olduğu yerler olması tesadüf değil.

Hala Anzavur ruhunu yaşatanlar o bölgede varlığını sürdürür.

2008 yılında İtalya’dan yola çıkan Barış gelini Gebze’de tecavüz edilerek katledildi.

Bu işin bir yanı.

Diğer yandan, Kemalistler, Kurtuluş Savaşı’nı örgütlerken,

Bektaşi şeyhlerinden, işbirlikçi olmayan sunni tarikat şeyhlerine, hocalara, müftülere,

Şeyhülislamlara kadar dindar kesimin desteğini almayı da başarır.

Nitekim oluşturulan ilk mecliste bu kesimlerin temsilcileri ve önderleri de bulunur.

Fakat bu durum mutlak bir ittifak değildir, çelişki ve çatışmalar devam eder.

1 Kasım 1922'de Saltanat, 3 Mart 1924'te de Halifelik kaldırılır.

Aynı gün Diyanet işleri Başkanlığı kurulur.

Tevhid'i Tedrisat Kanunu’yla tüm okullar Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlanır.

30 Kasım 1925'te tekke ve zaviyeler kapatılır ve bunlara ait giysiler, tören ve gelenekler yasaklanır.

Böylelikle dini örgütlenmeler büyük ölçüde denetim altına alınır.

Şapka Kanunu’na, halifeliğin kaldırılmasına tepki duyan İslamcılar

yer yer isyan edip, ayaklanmalar çıkarırlar.

Kemalist iktidar bunları bastırır.

Tarikat şeyhlerinden bazıları idam edilir.

1937'de laiklik ilkesi, Cumhuriyetin temel ilkelerinden biri olarak kalıcı hale getirilir.

İşte bu tarihi gelişme, sistemin en önemli iç çelişmelerinden birinin de kaynağıdır.

Yazarın biri bu gelişmeyi şöyle tanımlıyor.

Toplumsal yapı gereği, savaş boyunca, ağa, derebeyi,

tefeci, din adamı gibi güçlere dayanan aydın kadro,

aynı zamanda bu güçlere karşı da savaşmak zorunda kalmış.

Tarikatlar konusu, Cumhuriyet tarihimizin temel kavgası olmuştur.

Bunu daha düz olarak şöyle ifade edebiliriz.

Düzen ağalar ve hocalar konusunda hep bir açmaz içinde olmuştur.

Ne onlarla yapabiliyor, ne de onlarsız!

Tarikatların açık biçimde yeniden siyasi ve toplumsal yaşama girmesi,

Demokrat Parti iktidarıyla başlar ve günümüze kadar gelir.

Bugünlere gelinmesinde en önemli noktalardan biri de,

bu gelişmenin önünün laikliğin en keskin savunucular tarafından açılmış olmasıdır.

Tarikatların gelişiminde Demokrat Parti iktidarı bir dönüm noktasıysa,

bir diğer dönüm noktası da 12 Eylül olmuştur.

12 Eylül’le birlikte doğrudan devlet tarafından muhatap alınmaya başladılar.

Devletle pazarlık yapanları bile vardı.

Tarikatlarla pazarlığın temelinde faşizme destek verilmesi ve devrimci gelişmenin önlenmesi vardı.

12 Eylül ve izleyen dönemde de, Kur’an kurslarının, İmam Hatiplerin çoğaltılması,

din dersinin zorunlu hale getirilmesiyle paralel gelişen bu süreç,

aynı zamanda tarikatların meşrulaşması, açık kitle çalışmasına geçiş dönemidir.

Hemen hemen her cami ve kuran kursu, tarikatlar arasında parsellendi.

Çünkü cunta için esas olan, halkın mücadelesinin gelişiminin önlenmesidir.

1980 sonrası hem ticari, hem de siyasi olarak palazlanan Fetöcüler oldu.

Laik, demokrat, halkçı olarak tanınan Ecevit yakınlaşması bu açıdan oldukça ilginç ve çarpıcıdır.

Kuvayı İnzibatiye, Sivas kongresinin ardından, sarayın milli mücadeleyi sonlandırmak,

ve İngiliz çıkarlarını korumak adına yeltendiği bir iç savaş denemesidir.

Hoş kalın, İnançla ve Dirençle kalın!

Kemal ÖZCAN-20/12/2020

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Kemal Özcan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Milas Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Milas hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Milas editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Milas değil haberi geçen ajanstır.



Anket Milas'ta, 2021 yılında doğalgaz altyapısının tamamlanacağına inanıyor musunuz?