REKTÖRE ÜNİVERSİTE ATANDI

Boğaziçi Üniversitesine rektör ataması epeydir bekleniyordu.

Yeni yıl sabahına, bu haberle uyandık.

AKP’den aday adayı olmuş Melih Bulu rektör olarak atandı.

Kendi partilerinde milletvekili adayı bile yapmadıkları adamı,

Türkiye'nin en köklü üniversitelerinden birinin başına geçirmeye çalışıyorlar.

Daha doğrusu üniversiteye rektör değil, rektöre üniversite veriyorlar.

Bir nevi teselli ikramiyesi gibi.

2021 yılı reform yılı olacak dedikleri de bu olsa gerek.

12 Eylül faşist darbesinden sonra ilk kez AKP’nin ileri demokrasisinde dışarıdan böyle bir rektör ataması oldu.

Sizin anlayacağınız 80'den bugüne değişen hiçbir şey yok!

Öğrenciler bu atama rektörü kabul etmediler, onlar atanmış değil, seçilmiş rektör istiyorlar.

Rektör atama zihniyetini ve usulünü kabul etmiyorlar.

Özerk üniversitelerde rektörlerin okul bileşenleri tarafından seçimle belirlenmesi gerekiyor.

Öğrenciler de haklı olarak bunu talep ediyor.

Seçimlerde AKP milletvekili adayı adayı olmuş partilisini,

ülkenin bilim yuvası haline gelmiş okulunun başına rektör olarak atadılar.

Rektör atanmaz seçilir!

Muhalif olan hiçbir kurumu hazmedemeyen ve tektipleştirmek isteyen,

tek adam rejimi şimdi de gözü üniversitelere dikti.

Bu bir çeşit kayyumdur, ele geçirme yöntemidir.

Seçimde kaybettikleri belediyeleri de bu yöntemle geri alıyorlar.

Şair ‘hiçbir korkuya benzemez halkını satanın korkusu’ derken boşuna dememiş.

Nerede barışçıl bir hak arayışı, nerede demokratik bir protesto olsa,

polis orantısız şiddet kullanarak insanları ezmeye kalkışıyor.

Boğaziçi Üniversitesine atanan rektöre karşı protesto eylemi yapan öğrencilerin.

terörle iltisaklı olduklarını söylediler.

Bu gençleri gece yarısı evlerinin kapılarını kırarak, duvarlarını yıkarak,

uzun namlulu silahlarla gözaltına aldılar.

Sanki terör örgütünün hücre evlerine baskın düzenliyorlar.

İnsanlar artık eziyet edilerek gözaltına alınıyor.

Protestoya katıldıklarını bin pişman ettiriyorlar.

Operasyonla gözaltına aldıkları gençlerin tamamı salıverildi.

Gözaltına alınma operasyonlarına bakılırsa gün yüzü görmemeleri gerekiyordu.

Ne oldu, hani teröristti ya bunlar?

İktidarın korkusu dağları sarmış durumda.

Gezi direnişi, tüm dünyaya örnek olan barışçı ve yaratıcı direnişi bile,

öylesine akıl almaz ve acımasız bir şiddetle bastırmaya çalıştılar ki,

onlarca gencimiz hayatını kaybetti, yüzlerce insanımız sakat bırakıldı.

Dün Gezi eylemlerinde polise destan yazdı diyenler,

bugün Boğaziçi Üniversitesine atadıkları partili rektörü protesto ediyorlar diye gençleri terörist ilan ettiler.

Siyasi iktidar üniversitelerin özerk yapısına saldırıyor.

Öğrenciler AKP'nin üniversitelere müdahalesine gerici, yoz eğitim sisteminin dayatılmasına karşı direniyor!

İşte bir gece yarısı ansızın tepeden inen bu rektör, ülkedeki kokuşmuş sistemin bir yansımasıdır.

Öğrencilerle polisi karşı karşıya getirip, polisimin yanındayım sloganı atanlara ne demeli?

Polisin yanında olup olmakla ne alakası var?

Öğrenciler slogan atınca, halay çekince terörist.

Barışçıl, demokratik bir tepkiden bile bu kadar rahatsız olunuyorsa vay halimize.

İktidar yanlısı değilsen ne yaparsan yap bu ülkede terörle iltisaklı oluyorsun.

İşten atıldığı için eylem yapan işçilere,

Ankara’ya yürümek isteyen madencilere,

tarıma destek eylemi yapan çiftçilere,

rektörü protesto eden öğrencilere, hakkını arayan ve adalet isteyen herkese aynı gözle bakıyorlar!

Neymiş efendim, Ruhi Su’nun 77 yılında bestelediği bir türküyü DHKP-C kullanıyormuş.

Türkünün adı ‘ellerinde pankartlar’

Ellerinde pankartlar / Gidiyor bu çocuklar… 

Kalkın ayağa, kalkın/ Gidiyor bu çocuklar…

Bu türkünün hikayesi 16 Şubat 1969 yılında gerçekleşen o vahşet dolu güne ithaf edilmiş.

Amerikan 6’ncı filoya karşı gösteri yapan öğrencilere,

polisin engelliyormuş gibi yaptığı gerici-yobaz sivil faşistler saldırmış,

bu saldırıda gösterici iki öğrenci bıçaklanarak öldürülmüştü.

Türkü, bestelendiği günden bugüne alanlarda söylendi, halaylara eşlik etti.

Ne tesadüftür ki, 10 Ekim 2015 tarihinde Ankara'nın ortasında gerçekleşen,

korkunç katliamın gelen ilk görüntülerinde halay çeken gençlerimizi görmüştük.

Halay esnasında ‘Ellerinde Pankartlar’ dizeleri söyleniyordu,

ve tam bu sırada ardı ardına canlı bombaların patladığını gördük.

109 insan ‘Ellerinde Pankartlar’ türküsü eşliğinde halay çekerken,

gerici-yobaz teröristlerce katledildiler.

Protest bir türküdür ve herhangi bir örgütün malı değildir.

Bu türkü Türkiye’nin kanlı tarihidir.

1 Mayıs’ta alanlarda, grevlerde, işçiler ve emekçiler hep bir ağızdan söylerler bu türküyü.

Bunu bir örgüt kullanıyorsa bu öğrencileri ilgilendirir mi?

Mesela şöyle düşünelim, Işid’çi kelle avcıları ezan okuyor, namaz kılıyor, Kur’an okuyor,

tekbir getiriyor diye tüm bunları yapan insanlara Işid’çi denilemeyeceği gibi,

bu türküyü söyleyip halay çekenlere de terörist denilemez.

Gerçi bu zihniyete göre hakkını arayan herkes örgüt üyesi.

Dünya liderimiz dün Cuma namazı çıkışı Boğaziçi protestolarıyla ilgili konuştu.

‘Öğrenciler bu işin içinde değil, içinde olanlar teröristler.

CHP'nin İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu orada, kendisi zaten Dhkp-c militanıdır’ dedi.

CHP İstanbul il başkanı Dhkp-c militanıymış da haberimiz yok?

Tüm tuşlar basılmaya başlandı artık.

Canan Kaftancıoğlu öğrenci değilmiş, ne işi varmış Boğaziçi'nde?

Öğrencilerle dayanışmak için öğrenci olmaya mı gerek var?

Yani işçi haklarını savunmak için işçi,

kadın haklarını savunmak için kadın,

hayvan haklarını savunmak için hayvan olmak mı gerekiyor?

Canan Kaftancıoğlu’da açıklama yaptı.

Sayın Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun talimatıyla yasal hakkını kullanacakmış!

Kılıçdaroğlu iyi ki talimat vermiş, ya talimat vermeseydi!

Bu konuda AKP’yi eleştirirken, daha iktidara gelmeden neyin tensipleri, talimatları bunlar?

Normal bir hukuk devletinde olsa yüklü miktarda manevi tazminat öder.

Oldum olası bu Cuma namazı çıkışlarından hep kaygı duymuşumdur.

Cami cemaatinin en hassas olduğu andır, bir araya gelince başka bir dünya mümkün.

Onları en ufak bir kıvılcımla galeyana getirmek an meselesidir.

Sivas, Çorum, Maraş olaylarının Cuma namazı çıkışında başlaması kesinlikle tesadüf değildir.

Canan Kaftancıoğlu Dhkp-c militanıymış!

Bu sözler Canan Kaftancıoğlu’ndan ne kadar çekindiklerinin işaretidir aslında.

O’nun İstanbul seçimlerindeki katkısını çok iyi biliyorlar.

Canan Kaftancıoğlu CHP’nin İstanbul’u almasındaki en büyük faktördür.

Türkiye’de her başarının bir bedeli olur.

Bu kuyruk acısının bedelini ödetmek için her yolu deneyeceklerdir.

Bakalım CHP’deki omurgasız ulusalcılar sahip çıkacaklar mı ona?

Barış Yarkadaş tipi liboşlar çok bu partinin içinde.

CHP’nin genel kurmay başkanı modundaki sözcüsü Faik Öztrak,

Kaftancıoğlu'nun gerekli yasal yollara başvuracağını söyledi.

Güçlü duran kadınlara hiç alışık değiller, her fırsatta susturmaya çalışıyorlar.

Kadın olduğu için özellikle daha da çok üstüne üstüne gidiyorlar.

Kendilerinden olsa bacıları filan olacaktı ama muhalif olunca terörist.

İşin kolayını buldular, terörist damgası vur, sıyrıl çık işin içinden.

Alfabenin 29 harfinin her birinden terör örgütü yaratan iktidarın bu halka verebileceği bir şey yoktur.

Kendileri dışındaki herkesi terör örgütü üyesi görüyorlar zaten.

Ancak kim hangi örgütün üyesi o belli değil.

AKP’liysen polisle karşı karşıya gelmezsin çünkü vatanseversindir.

Ellerinde Arapça yazılı yeşil bayraklar taşıyan cihatçı Suriyeliler eylem yaparken,

Ayasofya’nın ibadete açıldığı gün İstanbul sokaklarında,

‘şeriat isteriz’ diye naralar ata ata tekbir getirenler hiç polisle karşı karşıya getirilmedi mesela.

Bu ülkenin en zeki gençleri atanan rektöre karşı demokratik tepki gösterirken polisle karşı karşıya getirildiler.

Çünkü onlar öğrenci değil, terörist.

Gençler alanda bedel öderken, siyasiler televizyon ekranlarında nutuk atıyorlar.

Bu öğrenciler polise saldırmak için toplanmadılar oraya.

Sözde çaldırdığınız o sınav sorularını verip adam etmeye çalıştıklarınıza,

Boğaziçi’nin kapısının önünden bile geçemeyeceklere benzemez o gençler.

İktidar 18 yılda adaleti, sanatı, eğitimi, bilimi bitirmiş durumda.

Üniversitenin kapısına polis kelepçesi takarak zirve yaptılar.

Ülkede ehliyet ve liyakatin kalmadığının son göstergesi,

Boğaziçi üniversitesine atanan rektörle gördük ki, yandaşsan varsın,

değilsen hiçbir kıymetin yok.

Ülkece uçurumdan aşağıya doğru yuvarlıyoruz.

Ülke demokratik mi ki, rektör demokratik seçimle gelsin?

Burada eksik olan şu, bu öğrenciler daha önceki üniversitelere rektör atanınca da,

belediyelere kayyum atanınca da seslerini çıkarmalıydılar.

Bu protestonun sevindirici yanı, iktidarın sindiremediği, korkutamadığı cesur insanların hala varlığını gördük.

Protesto demokratik ülkelerde vatandaşın hakkıdır.

Provokasyon olacak, polis müdahale edecek, gözaltına alınacağız,

diye korkutarak sindirdiğiniz bu toplum dertlerini anlatamazsa bir gün patlar.

Gözaltına alınan öğrenciler teröristti ama hiç biri tutuklanmadı serbest bırakıldı.

Demek ki bu iddiaların aslı astarı yokmuş!

Yaşasın özgür, bilimsel, demokratik üniversite mücadelesi!

Hoş kalın, İnançla ve Dirençle kalın!

Kemal ÖZCAN-09/01/2021

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Kemal Özcan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Milas Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Milas hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Milas editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Milas değil haberi geçen ajanstır.



Anket Milas'ta, 2021 yılında doğalgaz altyapısının tamamlanacağına inanıyor musunuz?