MEDYANIN TOSUNU

Dünya liderimiz ‘ Radyo Televizyon Gazetecileri  Derneği’nin,

geleneksel ‘ Medya Oscar’ları ödüllerini törenle dağıttı.

Tören muhalefete göre Saray’da, iktidara göre Külliye’de yapıldı.

Ödülün adı ‘Medya Oscar’ları.

Bak bu isim olmadı şimdi.

Oscar değil, Nobel deseydiniz daha karizmatik olurdu!

Reis, statlardan ‘Arena’ kelimesini kaldırmış, siz hala Oscar’da takılı kalmışsınız.

Radyo Televizyon Gazetecileri derneği seneye mutlaka bu ismi değiştirmeli.

Fırçayı yerler demiştim ama dua etsinler reisin gündemi başkaydı.

Ödül alan kişi ve kurumlara baktım genelde iktidar borazanı.

İktidar adeta kendi kendini ödüllendirmiş gibi.

O kadar kendilerine çalışıyorlar ki, ödülü bile kendi aralarında anlaşıp,

kimseyi darıltmadan, küstürmeden tereyağından kıl çeker gibi veriyorlar.

Herkes mutlu ve kaderine razı bir şekilde dönüyor geldikleri yerlere.

Dünya liderimizin herhangi bir muhalif gazeteciyi, bırakın gazeteci olmasını,

herhangi muhalif olduğunu belli etmiş birine, ödül verdiği görülmüş, duyulmuş mudur?

Bu ödül seramonisini CeHaPe yapsaydı, Oscar’ların başında cingar çıkardı.

Törene ahaber damgasını vurdu desem ne demek istediğimi anlarsınız.

Yani Turkuaz medya sildi süpürdü.

Havuz medyası işini biliyor.

Düşünün Beyaz TV ve Ahmet Hakan’da Oscar aldı.

Gerçi ben ödülü pek hevesle aldığı kanaatinde değilim.

Ödüle layık görüldüğü ‘Tarafsız Bölge’ programı da, öyle bir tarafsız ki hiç sormayın, öyle böyle değil.

Tarafsızlıktan yanıp kül oluyor.

Ahmet Hakan için ne kadar zor bir durum.

O bu ödülün gerçek bir gazetecilik ödülü olmadığını bilecek kadar akıllı biri.

Gazetecilik tarihine adının yazıldığını ve onlarca yıl sonra bile bu ödülle anılacağını gayet iyi bilir.

O yüzden ödülü alırken ki yüz ifadesiyle kendini ele veriyordu.

Aslında en iyi iktidar kalemşörlüğü ödülü verilmeliydi ona.

Bana göre Ahmet Hakan en sonunda başardı, göze girmek için çok tavizler verdi, çok çabaladı.

Bu ödülü alabilmek için ne eziyetler, ne acılar çekti bu fakir.

Neler çekmişti Ahmet Hakan?

Gazeteci olduğunu iddia eden Cem Küçük onu Çiftlikbank dolandırıcısı,

‘Tosun Mehmet Aydın’a benzeterek ‘Türk Medyasının Tosuncuğu’ tanımını kullanmıştı.

Cem Küçük, Ahmet Hakan'a hitaben ağza alınmayacak hakaretlerde bulunmuştu.

Neler demedi neler?

Yazdıklarının içinde en masum olanını paylaşayım.

‘Biz yat desek yatıyorsun. Kalk desek kalkıyorsun!’

Ahmet Hakan, bu hakaretlerin karşısında ‘Aşağılık tetikçi’ demişti ona.

Aslında her iki taraf da birbirlerinin ne iş yaptığını, ne amaçla kullanıldıklarını ifşa etmiş oldular.

Ahmet Hakan ‘senin gibi tetikçilik yapmadım, operasyonlar çekmedim’ derken,

Cem Küçük ise ‘Biz yat desek yatıyorsun, kalk desek kalkıyorsun,

havla dediğimizde İmamoğlu’na yaptırdığımız gibi havlıyorsun’ demişti.

Bu sözleri nedeniyle Ahmet Hakan’a 10 bin lira tazminat ödemeye mahkum edildi.

Neyse lafı fazla uzatmayayım, yesinler birbirlerini,

çünkü aralarında hiç fark görmüyorum, her ikisinden de hazzetmiyorum.

Yandaş olacağız diye gazeteciliğin geldi nokta tam bir rezillik.

Ahmet Hakan, 1 Ekim 2015 tarihinde Nişantaşı’ndaki evinin önünde yumruklu saldırıya uğramıştı.

Saldırganlar bir daha yazı yazamayacak hale getirecek şekilde,

kolunu bacağını kırarsak, milyonların hayır duasını alırız diye düşünmüşler.

Eski bir özel harekat polisi saldırganlara,

‘Büyüklerimiz…Devlet büyüklerimiz bize sahip çıkacaklar’ demiş.

Bakın bugün aynı saflarda olduğu yandaş kalemşör,

Ahmet Kekeç bu yumruk olayı hakkında neler yazmış?

‘Sanırsınız Ahmet Hakan Coşkun öldürüldü...

25 yıldır gazetecilik yapıyorum, böyle abartılı rezil ağlama görmedim.

Elbette lanetliyoruz ama alt tarafı iki yumruk yedi yahu!’

25 yıldır gazetecilik yapıyorum dediği anda,

Uğur Mumcu’dan sonra gazeteciliğin nerelere geldiğini düşündüm.

‘Saldırıyı lanetliyoruz ama alt tarafı iki yumruk yedi’

Bu ülkede ‘ama’dan önce söylenen her şey yalandır.

Ahmet Kekeç’in bu öfkesinin, Ahmet Hakan’ın Star'a yapılan bombalı ve silahlı saldırı için,

‘kendileri yaptırmıştır’ demesinden kaynaklandığını düşünüyorum.

Öldürülmedin ya, alt tarafı iki yumruk yedin diyerek,

siyasal İslamcı zihniyetin ne kadar zehirli olduğunu görmüş olduk.

Öldürülseydi ‘alt tarafı iki kurşun yedin, öldüm diye zırlıyorsun ayıp!’ diyecek kadar ileri seviyedeler.

Ahmet Kekeç geçtiğimiz 14 Kasım tarihinde Covid-19 virüsünden hayatını kaybetti.

Sonsuzluğa gitti, Ruhu Şad olsun..

Ahmet Hakan ise devran döndükçe dönmeye devam edecek.

Şu bir gerçek yediği yumruktan sonra ülkeyi toz pembe görmeye başladı.

Cumhurbaşkanının gezi uçağına girdi ve Oscar’lar almaya başladı.

Önce ağzını burnunu kırarak dövdüler sonra eline ödül verdiler.

Damat bakan Berat affını isteyip ortadan kaybolduğu haberini,

28 saat ölü taklidi yaparak saklamak kolay değildi tabi.

Ahmet Hakan için bu fedakarlığın bir karşılığı olmalıydı.

Sonunda medyanın Oscar’ını aldı.

Hem de reisin elinden.

Algıyı elinden geldiğince iyi yönetmiş demek.

Ödül aldı ya, şimdi kesin kendisini gazeteci filan zanneder.

Köşesinde iktidar lehine cilalı bir yazı patlattı mı işlem tamamdır.

Artık tepe tepe parlatsın ödülünü.

Son günlerde ‘Tarafsız Bölgesi’nde millet İttifakına nifak sokma teşebbüsleri var.

Ahmet Hakan 2011 yılında yaptığı bir sosyal medya paylaşımda,

‘Yiğit Bulut’un yalakalığı boşa gitti diyenler!

Unutmayın: hiçbir yalakalığın boşa gitmeyeceğini en iyi yalakalar bilir’ yorumunda bulunmuştu.

Yiğit Bulut, ödül aldığını duyunca kıskandı mı bilmiyorum ama onunla tatlı bir rekabet içerisindeydi.

Bu ödülü almaya sebep CNN Türk kanalında yaptığı ‘Tarafsız Bölge’ programıdır.

Ödülü veren de, ‘Tarafsız’ olacağına dair namusu ve şerefi üzerine yemin eden Cumhurbaşkanı.

Hangisi daha tarafsız polemiğine girmek istemiyorum.

Ne mutlu, yolları tarafsızlık ilkesinde kesişmiş.

Ahmet Hakan 2015 yılında ‘Tarafsız Bölge’ programına Diyarbakır Baro başkanı Tahir Elçi’yi konuk etmişti.

Tahir Elçi tansiyonu oldukça yüksek olan programda,

‘PKK terör örgütü değildir’ diye bir ifade kullanmıştı.

Bu programdan sonra gözaltına alınıp, şartlı salıverilmişti.

Gözaltına alındıktan sonra 8 gün sonra da, dört ayaklı minare önünde öldürüldü.

Ahmet Hakan’ın programı ile bir ilgisi var mı bilemem,

ancak yaşamını faili meçhul cinayetlerin aydınlatılmasına adayan Elçi,

faili meçhul bir saldırıya kurban gitmişti.

Eşi Türkan Elçi ise ‘keşke tutuklansaydı’ diye acı dolu bir açıklama yaptı.

Yani en azından tutukluyken öldürülmezdi demek istedi.

Ödül konusunda benim gönlümden geçenler ise erkeklerde Erkan Tan,

kadınlarda Nagehan Alçı’ydı ama olmadı, belki bir daha ki sefere.

Size yeri gelmişken Bekri Mustafa’nın hikayesini anlatayım.

Bekri Mustafa 1593-1634 yılları arasında Sultanahmet’te yaşamış,

genç yaşta kendini içkiye vermiş, bu yüzden Bekri lakabını almış.

Bekri, Türkçe’de ‘içki düşkünü, ayyaş, sürekli içkili gezen’ anlamında kullanılır.

Efendim, hikâye şöyle;

Bekri Mustafa, yoksul bir mahallede ‘Küçük Ayasofya Camii’nin önünden geçmektedir...

O sırada musalla taşında bir tabut vardır, fakat namazı kıldıracak imam ortalarda yoktur.

Cemaatin, beklemekten canı sıkılır ve başında kavuğu, sırtında cübbesiyle,

oradan geçen Bekri Mustafa’yı ‘hoca’ zannederek namazı kıldırmasını isterler.

Neyse Bekri Mustafa namazı kıldırdıktan sonra,

tabutun örtüsünü açar ve ölünün kulağına bir şeyler fısıldar.

Bunu gören cemaat, ölüye ne söylediğini çok merak eder.

Bekri Mustafa’ya ne söylediğini sorarlar.

Bekri gülerek cevap verir.

‘Sen şimdi aramızdan ayrılıp ahirete gidiyorsun ya,  

Eğer orada, bu dünyanın ahvalini sana sorarlarsa,

Bekri Mustafa Ayasofya’ya imam oldu, dersin.

Onlar durumu anlar dedim’ demiş.

Yani ahirete giden birisi Uğur Mumcu’ya, Ahmet Hakan ‘Medya Oscar’ını aldı dese,

Uğur Mumcu medyanın bugün geldiği durumu anlardı diye düşünüyorum.

Bekri Mustafa’nın imam olması ile Ahmet Hakan’ın Oscar alması arasında bir fark var mı?

Ne diyelim?

Hiçbir yalakalığın boşa gitmeyeceğini en iyi yalakalar bilir...

Yerli ve Milli ödülümüz olan gelenekselleşmiş ‘Medya Oscar’larını,

öyle herkese vermezler, verseler de onlar kadar kadir, kıymet bilmezler.

Yalakalığın boşa gitmediğini en iyi onlar bilir.

Ahmet Hakan, ödülünü evinin baş köşesine, herkesin görebileceği yüksek bir yere gururla koysun!

Bunun için hakikaten çok uğraştı ve dibine kadar da hak etti!

Tebrikler tosuncuk..

Başarılarının devamını dilerim.

Hoş kalın, İnançla ve Dirençle kalın!

Kemal ÖZCAN-16/01/ 2021

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Kemal Özcan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Milas Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Milas hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Milas editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Milas değil haberi geçen ajanstır.



Anket Milas'ta, 2021 yılında doğalgaz altyapısının tamamlanacağına inanıyor musunuz?