KIRSAL YAŞAM CANLANABİLİR Mİ­?

       Temel hak ve hukuki esaslara dayalı olmayan tarımsal arazi toplulaştırmaları ve bölünemezlikler, tarımsal arazilerde tekelleşme ve kırsalda yaşayanların ırgatlaşmasına neden olabilir.

         Toprak kanunu ile başlayan tarım arazilerinin bölünemeyeceği iyi bir örnek olabilir mi? Bazı bölgelerde uygulanmasına başlanılan, bir kişiye ait münferit tarımsal arazilerin bir araya getirilmesi; tarımsal arazileri toplulaştırma ve toplulaştırılan tarımsal arazilerin hiç bölünemeyeceği de iyi bir örnek olabilir mi? Nasıl uygulanacağının esasları net olarak belirlenmemiş arazi bankacılığı ki; ekilip biçilmeyen terk edilmiş tarımsal araziler ile mirasçıları taksimde başarılı olunamamış tarımsal arazilerin bu yolla değerlendirilmesi de iyi bir örnek olabilir mi? Tüm bu soruların yanıtı uygulama zaman ve zemine uygun, hak ve hukuki esaslara dayalı olabilirse belki. Şu anki örnek uygulamalara göre tarımsal arazileri bölmeyelim, koruyalım derken; bu uygulamalar, tarımsal arazilerde tekelleşme ve kırsalda yaşayanların ırgatlaşmasına yol açacaktır.

       Köyden kente göçü durdurmaya yönelik iyi niyetlerde geç kalınmıştır. Kentli nüfus kırsalda yaşayanların çok üzerine çıkmıştır. Üstelik göçenler kırsal yaşam şartlarına uyum sağlamadan da çok uzaklaşmıştır.

            Bütün çabalar köyden kente göçü durdurma, geriye göçü sağlama ve tarımsal üretimi arttırmak için. Ancak çok geç kalınmış ve kontrolsüz göç ile kırsalda yaşayanlar kentlerin varoşlarını doldurmuş durumda. Çok büyük ekonomik sıkıntılarına, eğitimden beslenmeye, sağlıktan güvenli geleceğe sahip olamamlarına rağmen kentte yaşayanlar, kırsalda yaşayanların sayıca çok üzerine çıkmış durumdadır. Kente göçenler ne kentli olabilmişler, ne de kırsaldaki yaşam kültürlerini koruyabilmişlerdir. Duruma benzer hal için bir karga yürüyüşü hikayesi anlatılır. “Karga bir gün bakmış, keklik çok güzel sekiyor, bende sekerim demiş. Halbuki kendine has çok güzel bir yürüyüşü varmış. Başlamış keklik gibi sekebilmek için çalışmaya. Uzun süre çalışmış. Bakmış başaramıyor, kendi yürüyüşümü yürürüm demiş. Bu esnada kendi yürüyüşünü de unutmuş. Bu günkü paytak yürüyüşle kalakalmış”. Göçler almış başını gitmiş. Gidenler yeni yerleşimlerine uyum sağlayamamış, ancak eski yaşam şartlarını da unutmuş durumdadırlar. İnsan profilleri, yaşam kalite ve konforları alt üst olmuş durumda.

           Tarımsal üretimde verimliliği ve gelir seviyesini yükseltmek için kooperatif ve birlikler önerilmektedir. Ürün ve iş gücü dayanışmasına yönelik, “birlikten kuvvet doğar” sözüne esas olarak.

            Tarımsal arazilerin tekelleşmesine holdinglerin, arap ve İsraillilerin kontrolündeki araziler örnektir. Koç Holdingin Urfa, Tekirdağ’lı bağ ve şarapçılık şirketlerinin Karapınar’da kurdukları büyük çiftlikleri ve ek tesislerinde ürünlerine katma değer eklemekte, karlarına kar katmaktadırlar. Kırsalda yaşayanların tarımsal arazileri kendilerine yetecek miktarda ve büyük yatırım öngörülerinin uzağındadır. Küçük arazilerde üretilenlerde küçük miktarlı olmaktadır. Küçük miktarlı üretimlerin katma değer eklemeden pazara sunumu, ambalaj ve diğer tüketiciye ulaşma yolları ve sanayi üretiminde kullanılmaları sorun olmakta, genellikle başarılamamakta ve tacirlerin insafına kalmaktadırlar. Çözüm olarak kooperatifler, birlikler gibi seçenekler önerilse de nihai çözüm görünmemektedir. Devletin burada ciddi sorumlulukları bulunmaktadır. Destek, rehberlik ve özellikle planlama alanında. Ülke bazında plansızlık hem üreticiyi, hem konuya taraf olan tüm kesimleri etkilemektedir. Patates ve soğan ekimini bile dengeleyemediğimiz görülmektedir. Bir yıl soğanı, ertesi yıl patatesi ya tarlada bırakıyoruz, ya da hayvanlara yem yapıyoruz.

             Ürüne katma değer yapma ve dayanışma aslında küçük kıvılcımlara bakmaktadır. Bu kıvılcım bazen dünyanın öbür ucundan çıkıp gelmektedir. Bursa ili, Nilüfer ilçesi, Gölyazı Mahallesinde yetişen ve bölgemize de uyumu olan Gölyazı siyah inciri, Dünyanın öbür ucundaki Japonlarca keşfediliyor. Bir Japon arazi satın alıp bu incirlerden dikiyor. Bölge halkı önce aptal adam diyorlar. Sonra peşinden koşuyorlar. Japon siyah inciri yetiştirdikten sonra, basit kurutma ve paketleme sistemi kuruyor. Başlıyor kendi ülkesine ihraç etmeye. Şimdi kooperatif çatısında örgütlenmişler, hep birlikte kazanıyorlar. Aptal tanımlaması sona ermiş. Kurutma ve ambalaj katma değerinin farkı. Yıllardır bakliyatımızı İsrail’in paketleyerek dünya pazarına sunduğunu bilir konuşuruz, önlem almayız. Önleminin katma değer yaratmak olduğu, yolunun da alternatif birlikler ve kooperatifler olduğu önerilmektedir. Günü güne ancak ekleyen insanların tesis kurma, işleme, işlettirme olanakları da olamıyor. Olmuş gibi görünenlerde de incelendiğinde mutlaka kamudan can suyu niteliğinde destek çıkıyor.  Önce iyi bir eğitimle nitelikli insan alt yapısı, sonra vergisel istisna veya muafiyetler ile büyük yatırımlara esas mali destek ve sıkı kamusal denetim sorunların çözümü görünüyor.

Osman KARA

Emekli SMMM/Öğretmen

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Osman Kara - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Milas Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Milas hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Milas editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Milas değil haberi geçen ajanstır.



Anket Milas'ta, 2021 yılında doğalgaz altyapısının tamamlanacağına inanıyor musunuz?