HALKIN SENİ UNUTMADI!

24 Ocak, bu ülkenin tarihinde derin yaralar açıldığı gündür.

24 Ocak 1980'de ekonomi katledildi, darbe oldu.

24 Ocak 1993'te gazetecilik katledildi, umut kayboldu.

Ankara, zemheri ayazında, karlı bir pazar sabahında büyük bir patlama sesiyle uyandığında,

çelik gibi iradesi, kırılmaz kalemiyle, yiğit bir gazeteciyi, Uğur Mumcu’yu kaybetmiştik.

O, bu kokuşmuş ‘mafya-siyaset-ticaret’ üçgeninin ‘sakıncalı piyade’siydi.

O, bir gazeteciden çok daha ötesiydi.

Gazeteci Uğur Mumcu suikastinin üzerinden tam 28 yıl geçti.

Bu ülkenin yetiştirdiği en dürüst, en namuslu, en temiz insanlarından biri, gerçek bir gazeteci,

sırf doğruları söylediği için vahşice katledildi 28 yıl önce.

Çok değil onun yüzde biri kadar cesur ve çalışkan olabilseydik, bugün bambaşka şeyler konuşuyor olurduk.

Ölüm haberini duyunca yüreğim yanmış, için için çok üzülmüştüm.

Boğazım düğüm düğüm olmuştu.

Dönemin Başbakanı Süleyman Demirel, Başbakan Yardımcısı Erdal İnönü,

ve İçişleri Bakanı İsmet Sezgin’di.

‘Cinayeti çözmenin, devletin namus borcu olduğu’nu belirterek adeta namus sözü verdiler.

Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar eşi Güldal Mumcu’yu evinde ziyaret ettiğinde,

‘Bu olayı çözebilmek için özel bir ekip kurdurdum.’ dedi.

Güldal Mumcu 1997’de Meclis Araştırma Komisyonuna verdiği ifadede Mehmet Ağar’a,

‘Bu işin arkasındakileri ortaya çıkarın, tuğlayı çekin.’ demiş,

Mehmet Ağar  ise, ‘Yapamam, tuğla çekilirse duvar yıkılır, biz de altında kalırız.’ dediğini söyledi.

Soruşturmayı yürüten savcının da ‘Bu işi devlet yapmıştır.’ dediğini aktardı.

Mumcu suikasti, ilk olarak radikal İslamcı gruplar,

İslami Hareket, İbda-c, Hizbullah gibi örgütler tarafından üstlenildi.

Ancak Ergenekon Davası sanıklarından Ümit Oğuztan ise,

Uğur Mumcu'nun o dönem seri numarası silinmiş ve Celal Talabani'ye götürülen,

silahlar ile ilgili yaptığı araştırmadan dolayı öldürüldüğünü belirtmişti.

Yaşasaydı kesin onu da Ergenekon'dan içeri alırlardı.

Dinci örgütlerin terör estirdiği yıllardı.

Her hafta bir olay olur, insanlar domuz bağı ile öldürülür, üstüne de beton dökülürdü.

Aynı yılın Temmuz ayında Sivas Madımak otelinde aydınlarımızı diri diri yaktılar.

Faili meçhul müdür yoksa faili devlet midir bilemiyorum?

Bildiğim şey, failler hala yakalan(a)madı.

Demek ki, altında kalırız diye tuğlayı çek(e)mediler.

Cumhuriyet gazetesindeki ‘Gözlem’ köşesinin bağımlısıydım.

Her gün acaba bugün ne yazdı diye merakla okurdum gazeteyi..

28 yıldır o ışık saçan yazılarından yoksun kaldık.

O yazılar ki her biri Türkiye gündemini belirler, hırsızın, uğursuzun, rüşvetçinin, ajanın, satılmışın,

katilin uykularını kaçırır ve hain planlarını bozarak günyüzüne çıkarırdı.

Uğur Mumcu katledildiğinde 51 yaşındaydı.

Öngörüsü yüksek bir gazeteciydi.

Bir açıklamasında ‘hangi iktidar din sömürüsüne dayanmış, mutlaka yıkılmıştır.

CHP iktidarı, 49 yılında din derslerini kabul etti, yıkıldı, kurtaramadı bu ödün.

DP, 1957’de Said-i Nursi’nin cüppesini bayrak yaptı, ne oldu? yıkıldı.

Süleyman Demirel 1960’ların ortasında nurcuların, tarikatların,

Süleymancıların sakallarını okşadı. ne oldu? yıkıldı.

Hac seferleri düzenleyen ANAP ne oldu, yüzde 20’ye indi.

Halka güvenmek gerekiyor.

Her kim ki din sömürüsünü kullanır, bir süre yararlı olur belki,

ama sonunda mutlaka seçim sandığında yenilgiye uğrar.

Halk affetmiyor, din sömürüsünü affetmiyor halk.’

Uğur Mumcu, yıllar önce bir yazısında cemaat tehlikesine dikkat çekmiş,

ve ‘Tarikatlara ve cemaatlere alınan genç çocuklar,

30 yıl sonra General olacaklar ve Cumhuriyete karşı ayaklanacaklar’ demişti.

Mumcu’nun yargılamalarla dolu bir yaşamı oldu.

‘Hoş gelişler ola’ türküsünden ötürü yargılanmıştı.

Bir yazısında, türkünün ‘soldan sağa, salla bayrağı, düşman üstüne’ dizelerini kullanınca,

Mumcu, ‘komünist düzenin getirilmesinde bayrağın soldan sağa düşman üzerine sallanacağını belirtmek’ suçundan yargılandı.

12 Mart mahkemesine göre burada kastedilen düşman ‘burjuvazi’dir,

bayrağı sallayan ise ‘işçi sınıfı’.

Ne yapıyor peki işçi sınıfı?

Bayrak sallıyor.

Hem de nasıl?

Soldan sağa doğru!

Yani dönemin anayasasının meşhur maddesi ihlal edilmiş oluyor.

Böylelikle bir sınıf başka bir sınıf üzerinde tahakküm kuruyordu.

Mumcu, savunmasında, türkünün radyolarda sürekli çalan bir türkü olduğunu belirterek,

‘Eğer türküyü olduğu gibi aktarsaydım, yazı içinde ‘sol’ sözcüğü iki kez kullanıldığı için cezam artmaz mıydı?’ diye sordu.

Ancak Mumcu sözlerini bitiremeden, duruşmanın savcısından yargıcına, salondaki herkes gülmeye başladı.

Mahkeme de ileri bir tarihe ertelendi.

Mumcu tekrar yargılanmak için mahkemeye çıktığında ise mahkeme heyetinin tamamen değişmişti.

Yeni heyet, Mumcu’yu, ‘komünist propagandadan’ suçlu bulmuştu.

Hapishanede boş vakitlerini bu türküyü söyleyerek geçirdi.

‘Haklıdan yana değil de, güçlüden yana olanlar korkak ve kaypak olurlar.

Güç merkezi değiştikçe dönerler, fırıldak olurlar’ sözünü sanki günümüz medyası için söylemiş.

‘Milliyetçilik, cinayet işleme özgürlüğünün bir başka adıdır.’demişti.

Uğur Mumcu duruşuyla, azmiyle, cesaretiyle, onuruyla, yiğitliğiyle,

mertliğiyle, aklıyla, yüreğiyle ve insanlığıyla asla unutulmayacak aydın bir insandı.

Uğur Mumcu bu toprakların yetiştirdiği önemli bir değerdir.

Bizlere kalemin kılıçtan kesin olduğunu göstermiştir.

İnsanların sadece konuştukları şeylerden değil, sustukları şeylerden de sorumlu olduklarını söylerdi.

Antiemperyalist, tam bağımsız Türkiye'den yana bir insan hakları savunucusuydu.

Türkiye’de halktan yana bir devrimci iktidar başa getirilemediği sürece,

bu alçakça cinayetler karanlıkta kalacağı gibi, yenileri de işlenmeye devam edilecektir..

‘Arabalar şırıl şırıl ışıklarıyla caddelerden geçerken,

bizler bir mumun ışığında bitirdik kitaplarımızı.

Kendimiz gibi yaşayan binlerce yoksulun yüreğini,

yüreğimizde yaşayarak katıldık o büyük kavgaya.

Ecelsiz öldürüldük.

Dövüldük, vurulduk, asıldık.

Vurulduk ey halkım unutma bizi!.’

Unutmadık ey Uğur Mumcu…

Halkın seni unutmadı.

Aslolan ne kadar yaşadığımız değil, nasıl yaşadığımızdır.

28 yıl önce yine bir pazar günü dünyadan koparılışının yıldönümünde,

rahmetle, saygıyla ve özlemle anıyorum.

Uğurlar olsun, uğurlar olsun

Hüzünlü bulutlar yoldaşın olsun

Bir keskin kalem, bir kırık gözlük

Yürekli yiğitlere hatıran olsun

Hoş kalın, İnançla ve Dirençle kalın!

Kemal ÖZCAN-24/01/ 2021

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Kemal Özcan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Milas Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Milas hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Milas editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Milas değil haberi geçen ajanstır.

01

Ümit Oğuztan - Ümit Oğuztan yazardır.

Bu açıklamanın yeterli olacağını düşünüyorum.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 30 Ocak 22:41


Anket Milas'ta, 2021 yılında doğalgaz altyapısının tamamlanacağına inanıyor musunuz?