AHMET RASİM BEY (2)

       Merhaba sevgili okurlar,

       “Gazeteci-yazar” kimliğini, daha önce tanıtmaya çalıştığım Ahmet Rasim Bey’in, bir diğer önemli yanı olan “Bestekârlığını”, hatırlarsanız sonraya bırakmıştık…Aslında, yazıyı bölmemem gerekirdi… Ama o zaman da uzun bir yazı olur ve sizleri sıkmış olabilirim belki diye, böyle davranmak zorunda kaldım... Bu yüzden sizlerden özür diliyorum…

 

       Besteciler, diğer adıyla bestekârlarımız, güzel sanat dallarında eser üreten bütün insanlar gibi, sanatçı kişilerdir… Bestecileri, diğer sanat dalları ile uğraşan sanatçılardan ayıran, bazı farklı yanları vardır… Bunların en başında, onların, genelde “Güzel sesli” insanlar olmaları gelir… Bu insanların diğer farklı yanları ise, hem daha “Duygusal” olmaları, hem de            “Romantik” insanlar olmalarını söyleyebiliriz…      

       Bilindiği gibi “Müzik eserleri”, bestecilerin; “Birtakım duygularını, belli kurallara bağlı kalarak ve belli kalıplar içerisinde, birbiriyle uyumlu seslerden oluşturdukları ve enstrümanlarla çalınan sözlü ya da sözsüz kompozisyonlardır”  

       Peki... Bu yapıtları yaratan bestecilerin, hepsi güzel sesli insanlar mıdır? Tabii ki değil… Her zaman ve her konuda istisnalar olduğu gibi, bestekârlarımız arasında da pek tabii güzel sesli olmayanların da bulunduğunu söyleyebiliriz…

       

      İşte, bu haftaki konuğumuz olan Ahmet Rasim Bey de bu guruba giren, yani sesi öyle pek de güzel sayılmayan bestecilerimizden biri sevgili okurlar… Hatta ailesinde, kendisinden başka musiki ile ilgilenen hiç kimsenin bulunmadığını görüyoruz… Besteci bunu, “Hayat uzun bir şarkı imiş” başlıklı bir yazısında kendisi söylüyor ve yazısında bakın neler söylüyor:

      “ Pek küçüklüğümde dilime doladığım:

 

      “Badi badi basta gel”,

      “Tahtalar oynamasın”

      “…………                “

      Tophane’de oturduğumuz sokağı, evin şeklini, her zaman aynı duygularla gözümün önüne getirir, Sarıgüzel’deki evimizi pek severdim… Çifte bahçeli idi… İhtiyar halacığım arada sırada beni yanına çağırır, elinde bir yemiş:

   “Benim şarkımı oku” der, ben de derhal:

 

   “Bilal oğlan da ben sana varamam”

   “Kırk yıl karşımda dursan da”

   “Yine sana yalvaramam” diye girişir, galiba pek çetrefilli okuduğum için, ihtiyarı kahkahadan gözyaşları içinde bırakırdım…

……………………………………………………………………………………………………………

    Veyahut şunun bunun ağzından kaparak:

   “Aldım aldım aldıramadım”

   “Esma’ya piyanoyu çaldıramadım” diye, iki bahçeyi çın çın çınlatırdım. Rahmetli annem, her okuyuşumda güler:

    “Nereden öğreniyor? Bizde kimse şarkı bilmez ki” derdi”…

 

      Sevgili okurlar,

     Ahmet Rasim, musikiyi “Darüş’şafaka” da “Zekai Dede” den öğrendi. Zekai Dede, nota bilmediği için, derslerini “Amelî” tarz dediğimiz, “Meşk yolu” ile verirdi. Bu yüzden Ahmet Rasim de nota bilmezdi.

     Ahmet Rasim Bey, okul dışında da musiki ile ilgilendi. Yasak olduğu halde, cezalandırılmak pahasına “Haşim Bey” mecmuasını Darüş’şafaka’ya soktu. Yine bir Ramazan gecesi, “Direklerarası” kıraathanelerinden birinde, saz dinlemek merakını yenememiştir.

     Darüş’şafaka’dan sonra, haftada 4 -5 gün” Bahariye Mevlevihane’si” ne de giden Ahmet Rasim, okuldan hocası olan “Zekai Dede”den, önemli musiki eserlerini ezberlemeye ve bu suretle repertuarını genişletmeye çalıştı.

   Ahmet Rasim Bey’in yakın temasta bulunduğu bestecilerimiz şu isimlerdi:

   Şevki Bey, Rahmi Bey, Kanuni Nazım Bey, Tamburi Cemil Bey, Kemani Tatyos Efendi, Kemençeci Vasilâki Efendi, Ali Rıfat Çağatay, Udi Nevres Bey, Neyzen Asım Bey, Neyzen Tevfik ve Kemani Rüştü Erer…

     Bu önemli besteciler arasında Şevki Bey, Kemani Tatyos Efendi ve Vasilâki Efendi ile olan dostlukları anılmaya değerdir… Öyle ki;

  “Kemanî Tatyos Efendi” ile “Kemençeci Vasilâki Efendi”, Ahmet Rasim Bey’in en çok sevdiği, beğendiği ve yanlarından hiç ayrılmadığı en yakın dostlarının başında gelen bestecilerdi.

   Ahmet Rasim Bey, yaptığı şarkıları önce bunlara okur, Tatyos Efendi notaya alır, düzenlemelerini yapar, Vasilâki Efendi de aranağmeleri tertipler ve eser bundan sonra musiki çevrelerinde çalınır, tanıtılırdı.

   Ahmet Rasim Bey’in şarkı üslubu; hür, alçak gönüllü, hassas, içli, nazik ve bestecinin ağırbaşlı karakter yapısını ortaya koyan özellikte ve bütün eserleri neşe ile karışık hüzün de içeren, içten geldiği gibi sade bir üslupta bestelenmişlerdir.

    Uşşak, Suznak, Hicaz, Segâh, Hüzzam, Sabâ, ve Rast makamlarında tamamı (65) şarkı besteleyen Ahmet Rasim Bey (6) kez de Sûznak makamını kullanmıştır.

    Güzel eserler besteleyen Ahmet Rasim Bey, şarkılarının güftelerini de kendi yazmıştır.

    Ünlü şarkı bestekârlarımızdan olan “Osman Nihat Akın” bestecimizin torunudur.

    Ahmet Rasim Bey’in en çok sevdiği (2) eseri: Rast makamında yaptığı ve sözleri:

   “Lebi rengine gül konsun” olan şarkıyla”, Segâh makamında bestelediği:

   “Benim sen nemsin ey dilber” adlı eseridir.

 

                                                                                                             Esenlik dileklerimle. Hoşça kalın  

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ünal Türköz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Milas Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Milas hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Milas editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Milas değil haberi geçen ajanstır.



Anket Milas'ın en tanınmış antik kenti sizce hangisi?