MALİYET, VERGİ, FİYAT…

                  Ülkemiz nüfusunun yüzde doksan beşi pahalılıktan şikayet ediyor. Koro halinde. Ağız birliği şeklinde. Tüketen kesim satın alamıyoruz, üreten kesim zarar ediyoruz derdinde. Bilinen bir özdeyişle “Ağzı olan konuşuyor”. Önermeler kırla gidiyor. Üreticiden direk tüketiciye. Üretim kooperatifi, tüketim kooperatifi, hizmet üretim kooperatifi gibi önermeler herkesin ağzında. Belediyeler geçici çözümlerle işin orasında burasında. Arkası gelmesi olası olmayan satın almalar ve bedava dağıtımlar yapmakta. Muhalefet ayrı dertli, iktidar ayrı dertli. Birincil ağızlar zaman zaman gürlemekte, satıcılara cezalar geliyor tehditleri yağdırmakta. Arkasından soğuk hava depoları, sabit sıcaklıktaki depolama mağaraları basılmakta. Halkımızı ezenleri ezeriz tehditleri uçuşmakta. Devamla televizyoncular eşliğinde kravatlı, takım elbiseli memurlar depolarda ve pazar yerlerinde manavların faturaları aracılığıyla fiyat kontrolü yapmakta. Sonuçta yeni gelin hikayesi “ hem ağlar, hem giderim” hikayesi, hem ağlıyor ve hem de gidiyoruz.

                  Sinemayı, tiyatroyu, kitabı ve gazeteyi çoktan unutmuş; aydınlatma, ısınma, barınma, paklanma, ulaşım giderlerine yetmeyen ücretleriyle tüketenlerin hali acıklı. Ekmeği halk ekmekten alabilmek için kuyrukta ve pazar artıklarıyla günü kurtarma arayışında. Üretilenlerin kaça satıldığını düşünecek halleri yok.

                  Ancak bir gerçeği gözardı etmekteyiz. Her ekonomik birime hiç sermaye koymadan vergi oranında ortaklık payı alan devleti. Devletimiz kazanca oranla direk alınan, tüketim mallarına eklenen dolaylı ve işlem vergileri gibi sayısını sayar iken zorlanacağımız vergi, fon, sosyal güvenlik ve kurumsal destek payları ile ortaklık payını almakta. Bu pay öyle miktarlara ulaşmış durumda ki; her bir bireyin kazancında dörtte üçlük bir miktarı civarındadır. Bu paylar öyle ya da böyle fiyatlara yansıtılmaktadır. Dolayısı ile üreten ve tüketenlerden tahsil edilmektedir.

                 Üretimle hiç ilgisi olmayan yatlar 2 Türk Lirasına yakıt yakar ve hiç vergi ödemezken; sanayici, nakliyeci tarım kesimi 7,5 Türk Lirasına yakıt yakarak üretim yapmaktadır. Fark tamamen devlet payı diyebileceğimiz vergilerdir. Elektrikte, iletişimde vb. tüm mal ve hizmetlerde de durum aynı. Her şey kendi bedelinin en az üç katı ve aradaki fark tamamen vergi.

                 Ne olduğunu biliyoruz ama sözlük anlamı ile de vergi ne demek merak ettim. İki ayrı sözlükten verginin anlamına baktım.

                  Birinci sözlük Türk Dil Kurumunun Türkçe sözlüğü, verginin karşılığında iki anlam var. “1)Kamu hizmetlerine harcanmak için hükümetin, yerel yönetimlerin yasalara göre doğrudan doğruya veya bazı madde fiyatlarının üstüne koyarak dolaylı yoldan herkesten topladığı para.                        2)Bir kimsenin doğuştan sahip olduğu iyi nitelik.”

                 İkinci sözlük Remzi kitabevinin 1993 yılında, ikinci baskısını yaptığı, Orhan Hançerlioğlu’nun “ Felsefe Ansiklopedisi, Kavramlar ve Akımlar” sözlüğünün, 7. cildi 159. sayfasında. Vergi: “Devlet örgütünü yürütmek için hükümetin halktan aldığı para… Vergi tarihsel bir olgudur ve sınıflı toplumların oluşmasıyla meydana çıkmıştır. Bir zamanlar vergi yoktu, bir zaman sonra da olmayacaktır. Sınıfsız toplumlarda sağlık, eğitim, temizlik vb. gibi toplum hizmetleri giderleri ulusal üründen ayrılan payla karşılanır; toplum üyelerinden hiç bir vergi alınmaz. Çünkü sınıfsız toplumlarda verginin varlık koşulları yoktur. Verginin varlık koşulları, sınıflı toplumların oluşmasıyla gerçekleşmiştir. Egemen sınıflar, sömürdükleri sınıflara karşı kendilerini korumak ve onları daha çok sömürebilmek amacıyla baskı altında tutmak için örgütledikleri, devlet ve türevlerinin masraflarını da sömürdükleri halka ödetmişler ve vergi kurumunu oluşturmuşlardır. Vergi, toplumun tüm bireylerinden alınıyormuş gibi görünür. Gerçekte egemen sınıflar çeşitli vergi oyunlarıyla hemen hiç vergi ödemezler ve tüm vergi yükünü sömürülen sınıflara yüklerler. Örneğin bir sanayici yada tüccar, ödediği bütün vergileri fiyatlara ekleyerek hemen tüketiciye yansıtır. Bundan başka egemen sınıflardan alınıyormuş gibi gösterilen vergiler teşvik primleri, vergi iadeleri, birçok harcamaların matrahtan düşülmesi vb. gibi çeşitli oyunlarla onlara geri verilir. Ayrıca, halktan toplanan vergiler, yurt ekonomisini kalkındırma görünümü altında, kredi biçiminde egemen sınıfların ceplerine aktarılır. Bu gerçeklerin dışında, verginin metafizik ve idealist görünümünde ( eşdeyişle, egemen sınıfların da vergi ödedikleri varsayımına dayanan görünümünde) bile sayılmayacak kadar çok aksaklıklar vardır. Verginin gizlenemeyecek ölçüdeki sömürgen niteliği, burjuva ekonomicilerini bir takım sözde kurallar ve ilkeler oluşturma zorunda bırakmıştır.”

                Fazla söze gerek kalmadığı iki sözlük mealiyle görülmektedir. Devlet israfından vazgeçer, her şeyin üç katına kadar yükselen vergi tahsilatından feragat ederse sorun kalmayacaktır.

Osman KARA

Emekli SMMM / Öğretmen

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Osman Kara - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Milas Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Milas hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Milas editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Milas değil haberi geçen ajanstır.



Anket Milas'ta, 2021 yılında doğalgaz altyapısının tamamlanacağına inanıyor musunuz?