EĞİTİM ÖĞRETİM DÜŞÜNCECİLİKTİR, SEVGİDİR…

          Ülkemizin en kuzeyinden en güneyine, en doğusundan en batısına tüm köyleri gezmeli. Gerçi birisinde görülenler hepsinde koşut olarak karşımıza çıkıyor günümüzde. Harap olmuş eğitim binalarıyla. Anadolu’daki tarihimize baktığımızda kültür, eğitim ve öğretim sürecimizi üç aşamada tanımlayabiliriz. Rum Selçuklu veya Anadolu Selçuklu Devleti ile Beylikler dönemi, Osmanlı İmparatorluğu dönemi ve Cumhuriyet dönemi olarak. Kültür, eğitim ve öğretim Selçuklu ile beylikler döneminde Acemlerin etkisi altında ve Farsçadır. Öyle aşamaya ulaşmıştır ki; Karamanoğlu Mehmet Bey “ Dil Fermanı” yayınlamak zorunda kalmıştır. Kadim dilimizi koruyabilmek için. Osmanlı İmparatorluğu sürecinde Farsçaya, Arap kültür, eğitim, öğretim ve dili de eklenmiştir. Kurtuluş savaşı sonrası kurulan cumhuriyet dönemine girildiğinde, halkın dili, kültürü, eğitim ve öğretimi ile azınlık olarak yönetimde kullanılan dil, alfabe, kültür, eğitim ve öğretim taban tabana zıt durumdadır.

          Cumhuriyetin ilanı ile ilk olarak işe, çoğunluk olan halkın dili ile yönetimin dil birliğini sağmaya yönelik harf dönüşümü ile başlanmıştır. Cumhuriyetimizin kurucuları ve başlarında Mustafa Kemal. askeri kışlalarda okuma yazma öğretimleri ile işe başlamış ve geliştirmeye çalışılmıştır. Ancak tek başına okuma ve yazmanın eğitim ve öğretim olmadığı çabuk ortaya çıkmıştır.

            Bin dokuz yüz kırk yılında memleketimizde ilk defa bilimsel zeminli eğitim ve öğretim temeli atılmış ve hızla geliştirilmeye çalışılmıştır. Kolay olmamıştır. Cehalet hemen kendini koruma amaçlı saldırılarına başlamıştır. Bilimsel zeminli eğitim ve öğretim yaptırılan değişikliklerle bin dokuz yüz altmış sekiz yılına kadar ilkelerini sürdürebilmiştir. Bu gün bulabiliyorsak bilimsel temelli eğitim esintilerini, o süreçten kalanlardır.

           Bin dokuz yüz altmış beş yılında bozkırın ortasında bir köy, okulu var ancak eğitim öğretimi düşüncecilik zemininden uzak ve okuma yazma öğretir durumdadır. Bir öğretmenin ilk atanma yeridir. Bu öğretmen bilimsel esaslara dayalı eğitim almış düşüncecilikli bir öğretmendir. Bu köyün kaderini değiştirmiştir. Eğitim ve öğretimi okuma ile yazmayı öğretmenin dışına taşırdığı gibi, aileleri hatta okulda çocuğu olmayan tüm köylüleri eğitim ve öğretimin içerisine çekmeyi başarabilmiştir. Bilimsel ve sevgi temelli ilişkileriyle. Özel sistemlerle eğitilmesi gereken özürlüler içinde yöneticilerle çok mücadele etmiş ve başarmıştır. Başarması da bilim ve düşüncecilikli anlayışı ile sevgi temelinden güç almıştır. O öğretmene kadar o özürlüdür, o çocuktan bir adam olmaz denilen özürlülerinde, özel okullarda eğitilmesini sağlayarak toplumsal yaşama kazandırmıştır.

          Daha göreve başladığının haftasında elinde mandolini okulunu müzikle tanıştırmıştır. Arkasından gazetelere mektuplar yazarak kitap bağışları ile kitap gönderebileceklerden yardımla okulu kitapla doldurmuştur. Önce sınıflarda kitaplıklar oluşumunu sağlamış, ardından köye de bir kütüphane kazandırmıştır. Her kitaba bir kart açarak, karta kitabı okumak için alan adını, aldığı ve bıraktığı tarihi yazma geleneğini oturtmuştur. Okuduktan sonra okuyanlar teslim esnasında birer lirayı bağış kutusuna atmaya başlamış ve biriken paralar yıpranan kitapların tamiri ile yeni kitap alımlarına kaynak oluşturmuştur. Kütüphane günümüz yazarlarının vitrin edebiyatı ve Dünya klasikleri ile dolmuştur. Köylü ile tiyatro grupları oluşturarak oyunlar sergilenmeye başlamıştır köyde. Bozkırın ortasında köylüler Moliere’nin yazdığı “Cimri” oyununu bile sergilemeyi başarmışlardır. Rıfat Ilgaz’ın “Muallim”i ve daha niceleri… Okuldaki eğitim ve öğretimi de mutlaka uygulamalı gerçekleştirmiştir. Hemen hemen her hafta yeni konularla, öğrencilerince yeni kümeler oluşturarak münazaralar tertiplemiştir. Münazaraları kümelerin karşılıklı tartışmalarına çevirmiş, izleyici olarak köy halkını da dahil ederek eğitim ve öğretimi sorma ve dinleme ile bütünleştirmiştir. İki yıla sığdırılan sevgi ve saygı zeminli çalışmalarının gelenekleşmesini başarmıştır. Okuyan, tiyatro oynayan, spor yapılan toplumsal yaşam, öğretmenden sonra da sürdürülmüştür. Öğrencileri film platosu bile yapmayı başarmış, kendi tiyatro metinlerini yazmaya, köylerinden aynı anda üç futbol takımı oluşturarak, komşu köylerle müsabakalar düzenler duruma ulaşmışlardır. Köyün kadınları kütüphaneye gider kitap alır okur olmuşlardır. Her bir kadın traktörü ile tarlasını sürmeye başlamıştır. Bilimsel zeminli düşüncecilikli çabalar sevgi ile bütünleştiğinde toplumsal olumsuzlukların kalmadığını ispatlamıştır. Batıl hurafeler, ırksal ayrımcılıklar ile dincilikler ortadan kalkmış, herkes birbirini sevgi ve saygı ile karşılar duruma gelmiştir.

            Öğretmenler o zamanlarda köylerde halkın içerisinde olmalarıyla toplumca eğitim ve öğretim yaşamdaydı. Önce müfredatta budamalar başladı. Sonra öğretmenler şehir merkezlerinde toplandı. Eğitim öğretimin eğitimi koptu, sadece öğretim denilebilirse öğretim öksüz kaldı. Binaları ise harap ve virane durumunda yürekleri sızlatıyor. Rantiyesi için de yerel yönetimlerle merkezi yönetim kavga ediyor. Senin mülkiyetin yok yok, benim mülkiyetim diye…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Osman Kara - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Milas Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Milas hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Milas editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Milas değil haberi geçen ajanstır.

01

Aydın Temirkan - Evet. Tamamiyle haklısın. Eğitimde ve okullarda Atatürk ilkeleri doğrultusunda yeniden bir yapılanma, yeniden bir silkinişle öğretmenlerimizin bir atak yapmaları gerekmektedir... Nasıl olacak acaba bu gidişle...

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 17 Mart 23:03


Anket Milas'ta, 2021 yılında doğalgaz altyapısının tamamlanacağına inanıyor musunuz?